Bundan iki önceki "Doğal Afetlere Karşı Neler Yapılmalı" yazımda, doğal afetlere karşı bireysel olarak ne gibi önlemler alınabilir konulu bir yazı yazmıştım. Bu yazımda da, erken yaşlarda okullarda bu bilincin yaygınlaşması için, ne gibi eğitimler ve çalışmalar yapılmalı, bununla ilgili biraz daha detaylı bir yazı yazmak istedim.
Bir önceki yazımda da kısaca değindiğim gibi yapılması gereken ilk çalışma, aslında her okulun bulunduğu bölgenin risklerini iyi tanımasıdır. Çünkü Türkiye’nin her yerinde aynı afet riski yoktur. Bir bölgede depremler çok sık olup ön plandayken başka bir yerde sel, heyelan, çığ, orman yangını veya fırtınalar, daha büyük bir tehlike yaratabiliyor. Bu nedenle her okulun öncelikle kendi bulunduğu çevreye göre hazırlanmış bir afet ve acil durum planı olmalıdır. Okul binasının dayanıklılığı, acil çıkış yolları, toplanma alanları, yangın merdivenleri, elektrik ve doğal gaz sistemleri de buna göre düzenlenmelidir.
Çoğu uzman afet bilincinin, yılda bir kez yapılan bir tatbikatla kazanılamayacağı gerçekliğini vurgulamaktadır. Bir öğrencinin, örneğin deprem sırasında ne yapacağını gerçekten öğrenebilmesi için, bu bilginin zaman zaman hatırlatılması, uygulamalı olarak gösterilmesi ve günlük hayatın bir parçası hâline getirilmesi gerekmekte olduğu sık sık söylenmektedir. En önemlisi de düzenli ve gerçekçi tatbikatların yapılmasıdır. Tatbikat yapılırken öğrencilerin sadece sıraya girerek çıkması ve birkaç dakika sonra tekrar sınıfa dönmesi yeterli değildir. Öğrencilerin, bazı güvenlik uygulamalarını neden yaptığını iyi bilmeleri gerekir. Örneğin deprem anında uygulanacak doğru davranışlar, sarsıntı sona erdikten sonra tahliye sırasında uyulması gereken kurallar ve güvenli toplanma alanında yapılacaklar uygulamalı olarak öğretilmelidir. Tabi ki ülkemizde ağırlıklı olarak deprem doğal afeti görüldüğünden dolayı eğitimlerde daha ona yöneliktir. Fakat tatbikatların yalnızca depremle sınırlı kalmaması da önemlidir. Yangın, sel, gaz kaçağı ve diğer olası acil durumlar için de farklı senaryolar hazırlanmalıdır. Çünkü çocukların her türlü tehlikeye karşı, aynı şekilde davranması mümkün değildir. Sel sırasında yapılacaklar ile yangın sırasında yapılacaklar birbirinden farklıdır. Bu nedenle öğrenciler, diğer afetlere karşı alınacak önlemler için de bilgi sahibi olmalıdırlar.
Okullarda ilk yardım eğitimi de afet hazırlığının önemli parçalarından biridir. Her öğrencinin profesyonel bir sağlık görevlisi olması beklenemez tabi ki ama, temel ilk yardım bilgilerine de sahip olması, büyük önem taşımaktadır. Basit yaralanmalarda nasıl yardım isteneceği, hangi durumlarda yetişkinlere haber verileceği ve panik yapmadan nasıl hareket edileceği öğretilmelidir. Bu arada öğretmenlerin ve okul personelinin de daha kapsamlı eğitimlerle desteklenmesi gerekmektedir.
Velilerin de bu sürece dahil edilmesi de son derece önemlidir. Çok sık karşılaşılan bir duruma göre afet anında yaşanan en büyük sorunlardan biri, çocuklarına ulaşmaya çalışan anne ve babaların yaşadığı panik halleridir. Bu nedenle veliler de aslında okulun afet planı hakkında bilgilendirilmelidir. Tatbikatlarda da olayın içine katılarak, öğrencilerin nerede toplanacağı ve hangi yöntemle ailelerine teslim edileceği gibi eğitimler onlara da verilmelidir. Okul yönetimi, öğretmen, öğrenci ve veli arasında kurulacak iletişim ağı, zor bir günde büyük bir karmaşanın önüne geçebilir.
Afet eğitimi sadece konferans salonlarında yapılan sunumlardan da ibaret olmamalıdır. Öğrenciler için yarışmalar, afiş çalışmaları, kısa film gösterimleri, drama etkinlikleri, bilgi yarışmaları ve proje çalışmaları gibi etkinlik çalışmaları da sıkça düzenlenebilir. Örneğin öğrencilerden kendi mahallelerindeki riskleri araştırmaları, ev ve okul için basit bir afet planı hazırlamaları istenebilir. Böyle çalışmalar, çocukların ezber yapmasından çok, düşünmesini ve yaşadığı çevreyi tanımasını da sağlar. Teknolojiden de yararlanılarak deprem simülasyonları, eğitim videoları ve sanal gerçeklik çalışmaları da, öğrencilerin afetlerle ilgili bilgilerini daha iyi kavramasına yardımcı olabilir.
Tabi ki yukarıda bahsettiğim bu uygulamaları yaparken onları korkutmamak da gerekir. Burada amaç, çocuklara sürekli her an kötü bir şey olabilir duygusu vermek değil; böyle bir durum olursa ne yapacağını bilmelerini sağlamak ve doğru davranarak kendilerini koruyabilmeleri güvenini kazandırmaktır. Çünkü bilindiği gibi bilgi, korkuyu azaltır ve ne yapacağını bilen insan da her zaman daha sakin davranır. Unutmamalıyız ki afetler hayatımızın bir gerçeğidir. Ama bu olayların yol açacağı zararları azaltmak mümkündür. Bunun yolu da bilinçten, eğitimden, planlamadan ve hazırlıklı olmaktan geçmektedir…