Depremler, en genel anlamıyla, yer kabuğunda meydana gelen ani kırılma ve hareketler sonucunda ortaya çıkan sarsıntılardır. Yerkabuğunda bulunan kayaçlar, levhaların hareketi nedeniyle sürekli olarak baskı altında kalırlar. Bu baskı zamanla giderek büyür ve belirli bir noktadan sonra kırılma meydana gelir. İşte biriken bu büyük enerji, dalgalar hâlinde çevreye yayılarak yeryüzünde sarsıntı olarak hissedilir.

Dünya yüzeyinin altında bulunan bu çok büyük levhalar sürekli hareket halindedirler. Bazen birbirlerine doğru yaklaşırlar, bazen de birbirlerinden uzaklaşırlar, bazen de yan yana sürtünerek ilerlerler. Bu hareketler sırasında fay hatlarında büyük bir gerilim de oluşabilir. Gerilimin aniden boşalmasıyla da deprem meydana gelir. Bu tarz yani tektonik depremlerin dışında volkanik faaliyetlerle bağlantılı depremler de vardır.

Volkanların altında hareket eden magma da, çevresindeki kayaçları zorlayarak büyük sarsıntılara yol açabilirler. Ayrıca bazı bölgelerde büyük yer altı boşluklarının çökmesi sonucunda da daha küçük çaplı depremler görülebilir. Ancak dünyada büyük yıkımlara yol açan depremlerin önemli bir bölümü başta da yazdığım gibi tektonik hareketlerle ilişkili depremlerdir.

İnsanlık tarihi boyunca, büyük depremler nedeniyle çok ağır bedeller ödenmiştir. Bu nedenle bilim dünyasında da deprem konusundaki bilgiler geliştikçe, bu büyük felaketlerden çıkarılan dersler de olumlu yönde artmıştır. Tarihin en büyük depremlerinden biri, 22 Mayıs 1960 tarihinde Güney Amerika'da, Şili'de meydana gelen Valdivia Depremi olarak kabul edilmektedir. Yaklaşık 9,5 büyüklüğündeki bu deprem, modern ölçüm kayıtlarına göre dünyanın en büyük depremi olarak bilinmektedir. Deprem yalnızca Şili'de büyük yıkıma neden olmamış, oluşan dev dalgalar, Pasifik Okyanusu boyunca ilerleyerek Japonya ve Hawaii gibi binlerce kilometre uzaklıktaki bölgeleri bile etkilemiştir. Bu olayla, büyük depremlerin etkisinin, bazen sadece olduğu yerleri değil, sınırları ve hatta okyanusları aşabileceğini de görmüş olmaktayız

1964 yılında ABD'nin Alaska eyaletinde meydana gelen yaklaşık 9,2 büyüklüğündeki Büyük Alaska Depremi de tarihin en önemli depremleri arasında yer almışlardır. Bu bölgeye yalnızca deprem sarsıntısı değil, bunu yanında oluşan tsunami dalgaları da büyük zararlar vermiştir. Bu deprem, özellikle deprem mühendisliği ve tsunami araştırmaları açısından da önemli dersler de bırakmıştır.

2011 yılında Japonya'da meydana gelen büyük Tohoku Depremi de yakın tarihin en önemli felaketlerinden biri olmuştur. Çok güçlü depremden sonra oluşan tsunami, Japonya'nın kuzeydoğu kıyılarını vurmuş ve bu olayda yalnızca binalar ve yerleşim yerleri değil, aynı zamanda Fukuşima'daki nükleer santralinde meydana gelen ciddi sorunlarda, felaketin etkisini daha da büyütmüştür. Japonya gibi deprem konusunda son derece deneyimli ve hazırlıklı bir ülkede bile, böyle büyük bir felaketin yaşanması, doğanın gücü karşısında alınabilecek önlemlerin ne kadar önemli olduğunu bizlere göstermiştir.

Ülkemiz de dünyanın deprem açısından önemli ülkelerinden biridir. Çünkü Anadolu, yer kabuğunun hareketli olduğu bir bölgede yer almaktadır. Tarih boyunca büyük depremler yaşamış ve meydana gelen bu depremler de şehirler ve insanların hayatında derin izler bırakmıştır. Ülkemizde; Erzincan, Marmara, Düzce, Van, Kahramanmaraş gibi depremler binlerce can almıştır.

Bir deprem, birkaç saniye içinde şehirlerin görünümünü değiştirebilmekte ve insanların hayatını altüst edebilmektedir. Depremi tamamen engellemek bugün için mümkün değildir. İnsanoğlu henüz yer kabuğunun hareketlerini durdurabilecek bir güce sahip değildir. Fakat insanlık olarak bizlerde, aslında deprem karşısında çok da çaresiz değiliz. Bilimle, doğru şehir planlamasıyla, sağlam yapılarla ve deprem sırasında, toplum bilinci sayesinde depremin neden olduğu kayıpları büyük ölçüde azaltabiliriz.