Bilindiği gibi Dünya’nın iklim sistemi, birbirinden bağımsız değildir. Birbiriyle eşgüdümlü olan, neden sonuç ilişkisiyle hareket eden bir sistemi vardır. Bütün bu Dünyamızı çevreleyen okyanuslar, atmosfer, rüzgârlar, yağışlar ve de sıcaklıklar birbirine bağlı dev bir sistemin, birbiriyle uyumlu parçalarıdır. Bu sistemde meydana gelen küçük, ya da bazen büyük ölçekli değişimler, Dünyanın binlerce kilometre uzaklıktaki bölgelerini bile etkileyebilmektedir. El Nino adı verilen doğa olayı da tüm bu büyük iklim sisteminin, özellikle son yıllarda daha çok adını duyduğumuz en önemli örneğidir diyebiliriz.
Okyanus ile atmosfer arasında meydana gelen bu büyük doğa olayı, Dünya'nın farklı bölgelerindeki hava ve iklim koşullarını büyük oranda etkilemektedir. Pasifik Okyanusu’nun tropikal kesimlerinde, deniz yüzeyi sıcaklıklarının, normalden daha fazla yükselmesiyle ortaya çıkan ve atmosferik dolaşımı da etkileyen bu iklim olayı, Dünyanın birçok bölgesinde, iklim koşullarını etkilemektedir. Normal şartlarda Pasifik'te doğudan batıya doğru esen alize rüzgârları, ters yönde yani batıdan doğuya doğru eserek okyanusun yüzeyindeki sıcak suları, Güney Amerika'nın batı kıyılarında biriktirir. Bunun sonucunda soğuk su okyanusun derinlerinde kalır ve yüzeye çıkamaz. Pasifik Okyanusu'nun doğu kısımlarındaki deniz yüzeyi sıcaklığını yaklaşık olarak 0,5 santigrat derece artıran bu olaya El Nino denir. El Nino'dan dolayı yüzeyde kalan sıcak sular daha çabuk buharlaşırlar ve buharlaşmayla bu bölgelerde daha fazla yağış olur.Diğer taraftan da yağışın olmadığı bölgelerde de kuraklıklar artar ve çölleşme gibi iklim değişiklikleri oluşur.
Aslında bugün bu yazıyı yazmamın sebebi geçtiğimiz günlerde BBC de rastladığım bir haberden dolayıdır. 'El Nino nedir ve neden rekor sıcaklıklara yol açabilir." başlıklı haberde şunlardan bahsedilmiştir. "ABD'li bilim insanları, dünyanın birçok bölgesinde aşırı hava olaylarına yol açabilecek El Niño adı verilen doğal bir hava olayının başladığını söylüyor. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), El Niño koşullarının 2026 yılının geri kalanında güçlenmesinin muhtemel olduğunu belirtti. Birçok tahmin, bunun şimdiye kadar kaydedilen en güçlü El Niño'lardan biri olabileceğini öne sürüyor.
On yıllardır süregelen insan kaynaklı küresel ısınmanın üzerine, 2027 yılı hava koşullarını, gıda tedarikini ve ekonomileri olumsuz etkileyerek kayıtlara geçen en sıcak yıl olabilir. Bazı bilim insanları, bu El Niño'nun özellikle güçlü olabileceği konusunda uyarıda bulundu; bunun nedenlerinden biri de Pasifik Okyanusu'nun yüzeyinin altındaki suyun alışılmadık derecede sıcak olması. Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü'ne göre, bu suların bazı yerlerindeki sıcaklıklar ortalama 6°C'nin üzerinde seyrediyor.
Derin denizdeki ısı artışının ardından genellikle yüzeydeki sular da daha sıcak olur. "Çok güçlü" veya "süper" El Niño olarak adlandırılan olay, orta tropikal Pasifik Okyanusu yüzeyinin ısınmasının uzun bir süre boyunca 2°C veya daha fazla seviyeye ulaşmasıdır. Bu olaylar 1950'den beri sadece birkaç kez yaşanmıştır. NOAA, bu El Niño'nun "çok güçlü" bir şekilde sonuçlanma olasılığının %63 olduğunu belirtti. Bunun, "1950'ye kadar uzanan tarihsel kayıtlardaki en büyük El Niño olayları arasında yer alacağını" da ekledi. En az 2027 yılının başlarına kadar sürmesi bekleniyor."
Görüldüğü gibi Doğa, bizim ülkelerle çizdiğimiz sınırları tanımamaktadır. Bir ülkenin sınırları okyanustaki sıcak su hareketlerini ya da rüzgarların yönünü durduramaz, değiştiremez. Dünyanın bir bölgesinde başlayan iklim olayı, binlerce kilometre uzaktalıktaki insanları bile etkileyebilir. Onun için geleceğimiz için çevremize karşı daha duyarlı olarak, bu gibi afetlere karşı daha iyi önlemler almalıyız. Su kaynaklarını korumalıyız, tarımı, değişen iklim koşullarına göre hazırlamalıyız ve erken uyarı sistemlerini geliştirerek şehirleri aşırı sıcaklara, sellere ve kuraklıklara karşı daha dayanıklı hale getirmeliyiz. Bu durum aslında sadece o ülkelerdeki insanların değil bütün Dünya'nın ortak sorumluluğudur.