Yakın bir zamanda okuduğum bir haberde; İsveç'te 2028 yılında, yeni müfredatta öğrencilerin fiziksel kitap ve defter kalemlere geri dönerek, dijital cihazların kullanılmamasının zorunlu hale geleceği yazıyordu. Konuyu biraz araştırdığımda benzer birkaç ülkede de zorunlu olmasa dahi, bu tarz kısıtlamalara gidildiğini gördüm. Burada bütün ülkelerin eğitim kurumlarının karşısına önemli bir soru çıkıyor: İlkokul, ortaokul ve liselerde eğitim tamamen dijital mi olmalı, yoksa yıllardır kullanılan geleneksel yöntemlerle mi devam edilmeli?

Aslında bana göre bu sorunun cevabı için iki seçenekten birini seçerek vermek doğru değil gibi. Çünkü dijital teknolojilerin eğitim açısından çok önemli avantajları da olduğu açık bir gerçek. Mesela bir öğretmen bir konuyu sınıfta anlatırken, tahtada birkaç şekil çizmekle yetinebilir. Ama aynı konu, dijital ortamda farklı animasyonlarla videolarla veya farklı üç boyutlu modellerle de gösterilebilir. Ya da güneş sisteminin anlatıldığı bir derste, öğrencilerin yalnızca kitaptaki resmi görmesi yerine, gezegenlerin hareketlerini üç boyutlu olarak inceleyerek görmesi de konuyu anlamasını daha da kolaylaştırabilir. Bir başka örnekle, normal deneylerde göremeyeceğimiz insan vücudunu öğrenmeye çalışan bir öğrenci, organların nasıl çalıştığını, tabletlerde hareketli görüntülerle görebilir. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Ayrıca kaldı ki dijital eğitim özellikle farklı öğrenme biçimlerine sahip çocuklar açısından da önemli imkânlar yaratmaktadır. Biraz daha açacak olursam mesela, bazı öğrenciler herhangi bir konuyu okuyarak daha iyi öğrenirler, bazıları görsel anlatımlarla, bazıları da uygulama yaparak daha iyi öğrenirler. Dijital araçlar öğretmenin aynı konunun farklı biçimlerde anlatılmasına yardımcı olurlar sadece. O yüzden tamamen reddetmek hatta yasaklamak yanlış diye düşünüyorum.

Diğer taraftan ilkokul çağındaki bir çocuğun eline kalem alması, deftere yazı yazması, kitap okuması, öğretmeniyle yüz yüze konuşması, arkadaşlarıyla oyun oynaması, sınıfta soru sorması ve bir problemi kendi elleriyle çözmeye çalışması tabi ki son derece önemli ve geliştirici bir şeydir. Çünkü çocuklar yalnızca ekrana, tablete, akıllı telefonlara bakarak değil, okuyarak, konuşarak, hareket ederek, yeri geldiğinde gözlemleyerek ve başkalarıyla iletişim kurarak daha verimli bir öğrenme gerçekleştirirler. Küçük yaşlarda çocukların, temel okuma, yazma, matematik ve sosyal becerileri sağlam biçimde kazanmaları gerekir. Uzmanlar bununda en iyi yolunun eski geleneksel yöntemler olduğunu söylemekteler. O yüzden özellikle ilkokul eğitiminde dijital araçların yardımcı bir araç olarak kullanılması, eğitimin tam merkezine yerleştirilmemesi daha doğru bir yöntem olabilir. Burada aslında tam olarak söylemek istediğim şey şu; mesela örneğin birinci sınıfa giden bir çocuğun harfleri öğrendiği dönemi düşünürsek, akıllı tahtada harfleri gösteren eğlenceli bir uygulama elbette yararlı olabilir. Ama çocuğun o harfleri kalemi eline alarak defterine yazması daha öğretici olacaktır. Bunun gibi ince motor becerilerinin kazanılmasının gerektiği zaten yine uzmanlar tarafından sıklıkla vurgulanmaktadır. Ortaokul ve liseye gelindiğinde, dijital araçların eğitimdeki yeri biraz daha genişleyebilir. Çünkü öğrenciler artık burada sadece öğretmenin verdiği bilgilerle değil, kendi yaptıkları araştırmalarla da eğitimlerini sürdürmektedirler. Bir ortaokul öğrencisinin internette karşısına çıkan bir bilgiyi sorgulaması bu bilginin kaynağına bakması, farklı kaynaklarla karşılaştırması temel amaçlarından biri olmalıdır. Çünkü artık bilgi eksikliğinden çok, bilgi kalabalığıyla karşı karşıyayız.

Aslında şunu da söylemek gerekir ki; öğrencinin ihtiyacı olan şey yalnızca burada bilgi değildir. O bilgiyi yorumlamak da, eleştirel düşünmek de, bir problemi çözmek de hepsinin toplamında öğrendiğini, gerçek hayatta kullanabilmek de gerekir. Öğretmen burada öğrenciye yol gösteren kişi olarak önemini korur aslında. Bu nedenle tamamen dijital bir okul modeli, özellikle çocukların sosyal gelişimi açısından bazı önemli deneyimleri azaltabilir.

Başta da söylediğim gibi özetle, bence geleceğin eğitiminde geleneksel yöntemler ile dijital yöntemler birbirinin alternatifi olarak görülmemeli. İkisinin de olumlu ve verimli tarafları bir araya getirilmeli diye düşünüyorum. Dolayısıyla okullarda öğrencilere teknolojiyi yasaklamak yerine teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmek gerekir.