Korku, bütün insanların doğuştan sahip olduğu en temel duygu tepkilerinden biridir. Aslında korku için, tehlike karşısında bizi uyaran, dikkatli olmamızı sağlayan ve hayatta kalmamıza yardımcı olan doğal bir savunma mekanizmasıdır diyebiliriz. Bir anda üzerimize doğru gelen bir arabadan korkmak, yüksek bir yerden düşmekten, dengemizi kaybetmekten korkmak, ya da karanlık bir sokaktan tedirginlik hissederek korkmak, gibi tepkiler oldukça doğal tepkilerdir. Yalnız bazı durumlarda bu duygu, normal sınırlarını aşarak, insanların günlük yaşamlarını etkileyen ve kontrol edilmesi zor bir hale gelen bir durum olmaktadır. İşte bu noktada korku ile fobi arasındaki fark ve bağlantı daha iyi anlaşılır.
Örümcek ve yılan korkusu, bu farkı anlamak için oldukça iyi örneklerdir. Mesela evinde küçük bir örümcek gören bir kişinin ürpermesi, rahatsız olması ve örümcekten uzak durmak istemesi normal bir korku tepkisidir. Çünkü birçok insan örümcekleri sevimsiz veya ürkütücü bulabiliyor. Ya da zehirli olabileceklerini düşünebiliyorlar. Bazı insanlar içinse, durum bundan çok daha farklı olabilmekte. Örümcek korkusu yaşayan bir kişi, örümceğin bulunduğu odaya dahi giremeyebiliyor. Evde örümcek olabileceği düşüncesiyle sürekli duvarları, köşeleri ve eşyalarını kontrol ediyor. Bir örümcek resmi görmek, televizyonda örümcek görüntüsüyle karşılaşmak, hatta örümcek kelimesini duymak bile, kişide yoğun kaygıya neden olabiliyor. Bazı kişiler, bir örümceğin bulunduğunu düşündükleri yerde uyuyamayacak kadar korkabilirler. İşte korkunun kişinin davranışlarını ve günlük yaşamını bu derece etkilemeye başlaması durumu, sıradan bir korkudan fobiye doğru geçildiğini gösteriyor.
Yılan korkusunda da benzer bir durum görülür. Doğada yürüyüş yapan bir insanın, karşısına yılan çıkma ihtimaline karşı dikkatli olması son derece normaldir. Özellikle bazı bölgelerde zehirli yılanların bulunabileceği de düşünülürse, dikkatli olmak ve yılan gördüğünde yaklaşmamak doğru bir davranıştır. Bu durumda korku, başta da söylediğim gibi, insanı koruyan bir alarm sistemi gibi çalışmaktadır. Fakat burada da yılan korkusu aşırı bir hale geldiğinde, yani fobiye dönüştüğünde, bu bedensel tepkiler çok daha yoğun olabilir. Yılan resmi gören bir kişi bile yoğun panik yaşayabilir. Kalbinin çok hızlı attığını, nefes almakta zorlandığını ve kontrolünü kaybedecekmiş gibi olduğunu hissedebilir. Kişi bedensel belirtileri fark ettikçe daha fazla korkabilir. “Kalbim çok hızlı atıyor, kötü bir şey olacak” diye düşünerek yaşadığı kaygıyı daha da artırabilir. Böylece korku, kendi kendini besleyen bir döngüye dönüşür. Normal hayatta karşılaşma ihtimali çok düşük olsa bile yoğun kaygı ve korku yaşayabilmektedirler.
Burada önemli olan nokta, kişinin korktuğu şeyin gerçekten ve ne kadar tehlikeli olduğundan çok, beyninin bu durumu nasıl algıladığıdır. Çünkü insan beyni, geçmişte yaşadığı bir olay nedeniyle, belirli bir canlıyı olduğundan daha büyük bir tehdit olarak görmeye başlayabilir. Mesela çocukken bir yılanla beklenmedik bir şekilde karşılaşan bir kişi, o an çok korktuğu için bu olay, o kişinin hafızasında büyük bir iz bırakır. Yıllar sonra kişi herhangi bir yılan görmese bile, yılanlarla ilgili görüntüler karşısında aynı korkuyu yeniden yaşar.
Fobilerin oluşmasında sadece insanın kendi yaşadığı olaylar etkili değildir. Bazen korkular çevreden de öğrenilebilir. Mesela bir çocuk, annesinin örümcek gördüğünde çığlık attığını ve büyük bir panik yaşadığını görürse, örümceklerin gerçekten çok tehlikeli olduğuna inanır. Çünkü, çocuk henüz kendi başına kötü bir deneyim gelmeden çevresindeki insanların tepkilerini örnek alabilir.
BBC'nin internet sayfasında "Fobiler: Bize muhtemelen zarar vermeyecek şeylerden neden bu kadar korkuyoruz?" başlıklı haberin bir bölümünde şu açıklamalar yer alıyor; "Örümceklerin çoğu zehirli ama çok küçük kısmı insanlar için tehlikeli. Çevre Araştırma ve Eğitim Enstitüsü'ne göre, doğru veri toplama zor olsa da dünyada her yıl örümcek ısırığından ölenlerin sayısının 10'dan az olduğu düşünülüyor. Buna rağmen, ben dahil birçok insan örümcek fobisi olduğunu söyler. Odamda bir örümcek olduğunu bildiğim sürece uyuyamıyorum ve örümcek ağlarını düşünmek bile beni ürpertmeye yetiyor. ABD'nin New Jersey eyaletindeki Rutgers Üniversitesi'nden psikoloji profesörü Vanessa LoBue'ye göre korku insanlar için hayati bir duygu "Korku önemli çünkü bizi potansiyel olarak tehlikeli şeylerden korur" diyor.
Ancak Macaristan'daki Pécs Üniversitesi Görsel Biliş ve Duygu Laboratuvarı Direktörü András Zsidó'ya göre, bir korku aşırı ve yaşamı felç edici bir hale gelirse, fobi olarak sınıflandırılabiliyor." Bunu, temelde oldukça normal ve herkesin bir şeyden korktuğu, korkuyla başlayan sürekli bir değişken olarak düşünebiliriz" diyor" Yazının geri kalanında korkunun doğuştan mı yoksa sonradan mı edinildiği üzerine görüşlerde var. Okumanızı tavsiye ederim.