BÖLÜM 4 — Bilim İnsanları, Akademisyenler ve Sessiz Kurucular
Ankara’nın sokak tabelalarında bazı isimler vardır; yüksek sesle konuşmazlar. Ne destanları vardır ne de meydanlara dikilmiş heykelleri. Ama bu şehir, onların emeğiyle düşünmeyi öğrenmiştir. Üniversiteler, enstitüler, kürsüler ve kütüphaneler üzerinden kurulan bir Ankara vardır ve bu Ankara’nın tabelaları çoğu zaman bilim insanlarının adını taşır.
Bu isimler, bir şehrin yalnızca yönetilmediğini; öğretildiğini, araştırıldığını, akledildiğini hatırlatır.
Cumhuriyet Akademisinin Kurucuları
Ord. Prof. Dr. Cahit Arf, Ankara tabelalarında yer aldığında yalnızca bir matematikçiyi değil, bu ülkenin bilimle kurduğu en temiz ilişkiyi temsil eder. Arf’ın adı geçen bir sokak, bilginin sessiz ama kalıcı gücünü çağırır.
Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, bilim tarihini bu ülkede akademik bir disiplin hâline getiren isimlerden biridir. Onun adıyla anılan yerler, Ankara’nın yalnızca bugünü değil, bilimin geçmişini de önemseyen bir şehir olduğunu gösterir.
Ord. Prof. Dr. Şerif Mardin, doğrudan Ankara’da tabelalarda sık görünmese de, akademik mirasıyla bu şehrin düşünsel zeminine işlemiş bir figürdür. Ankara’da üniversite konuşuluyorsa, onun izleri mutlaka vardır.
Üniversiteyle Şehir Arasında
İhsan Doğramacı, Ankara’nın eğitim tarihine damga vurmuş bir isimdir. Üniversitelerin sadece bina değil, bir kültür meselesi olduğunu bu şehirde en net anlatanlardan biridir. Adının tabelaya yazılması, eğitimin kamusal bir mesele olduğunun altını çizer.
Muammer Aksoy, hukukçu kimliğiyle Ankara’da hem akademinin hem kamusal mücadelenin simgesidir. Onun adıyla karşılaşılan bir sokak, hukukun masa başında kalmadığını, sokakla temas ettiğini hatırlatır.
Bahriye Üçok, akademi ile siyaseti bir arada taşıyan nadir figürlerdendir. Ankara tabelalarında onun adı, bilginin cesaretle birleştiği noktayı işaret eder.
Bilim, Bürokrasi ve Ankara
Bu şehirde bilim insanlarının adı, çoğu zaman bürokrasiyle yan yana durur. Çünkü Ankara’da düşünce üretimi hiçbir zaman yalnızca akademik kalmamıştır. Raporlara, yasaya, yönetime karışmıştır.
Bu yüzden bu tabelalar, sadece üniversite çevrelerinde değil;
bakanlık yollarında,
eski kampüs çevrelerinde,
ara sokaklarda karşımıza çıkar.
Bir bilim insanının adını taşıyan sokak, bize şunu söyler:
Bu şehir sadece emir almadı, akıl yürüttü.
Sessiz Bir Hafıza
Sanatçılar duyguyu, devlet adamları gücü temsil eder.
Bilim insanları ise sabrı.
Ankara’nın tabela hafızasında bu isimlerin yeri tam da buradadır. Sessiz, ağırbaşlı ve kalıcı. Bir gün adını bilmeden yürüdüğümüz bir sokakta, aslında bu ülkenin düşünce tarihinin içinden geçeriz.
Ve belki de Ankara’yı Ankara yapan şey tam olarak budur:
Sokaklarında yalnızca iktidarın değil, bilginin de iz bırakmış olması.
Konuşmalar – 35 / Ankara’nın Tabela Hafızası – 4. Bölüm
Gökhan Tahincioğlu
Yorumlar