Yeryüzünde hayal kurmayan insan yoktur herhalde. Düşünme, anlama ve kavrama kabiliyetimiz gelişmeye başladıkça bizler de hayaller kurmaya, o hayalleri süslemeye ve gerçekleşmesi için çaba sarf etmeye başlarız.

Çoğu zaman ise hayallerin gerçekleşmesi ya zaman alır ya da ‘imkansız hayal’ haline gelir. Mühim olan ise o hayalden vazgeçmemek, sonuna kadar çabalamaktır. Tabi burada önemli olan ise gerçekçi hayallerin peşinden koşmak olacaktır. Çünkü dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yoktur.

Birazdan sizlerle paylaşacağım kısa öyküde de hayallerinin peşinden gitmiş bir çocuğun azmine değineceğim. Her birimiz gerçekçi hayaller kurup, olabildiğince peşinden gidersek gerçekleşmeyecek hiçbir şey yoktur diye düşünüyorum.

Bu öykü de çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç bir oğlu vardı. Babasının işi nedeniyle çocuğun eğitimi kesintilere uğramıştı. Bir gün öğretmeni, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istedikleri konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “0” ve “Dersten sonra beni gör” uyarısı vardı.

Çocuk, neden “0” aldım?” diye öğretmenine merakla sordu. Öğretmeni, bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal. Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm. Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı. Baba, “Oğlum, bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!” dedi. Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü. Öğretmenine, “Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin ben de hayallerimi…”dedi.

O öğrenci, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik çiftlik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Hikâyenin en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi.

Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine; “Bak, sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah’ tan ki sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın.”

Olabildiğince gerçekçi hayaller kurarak o hayallerin peşinden gitmeli, tıpkı az önceki hikâyede olduğu gibi. Umuyorum ki sizin de kurduğunuz her hayal bir bir gerçekleşir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…