Son dönemlerde Antarktika kıtasında yapılan araştırmalarla ilgili haberleri sıkça duymaktayız. Burada yapılan bilimsel araştırmalar, Dünya’nın bilinmeyen daha birçok yönünü keşfetmemize ve çevresel olarak, gelecekte karşılaşma ihtimalimizin olduğu sorunları, şimdiden kestirebilmemize yardımcı olmaktadır. Bu nedenle burada yapılan araştırmalar kritik öneme sahiptirler. Çoğumuzun haritada en altta gördüğü, bu beyaz bir boşluk gibi duran bu kıta aslında, bilim insanları için dev bir laboratuvar gibidir denilebilir. Üzerinde neredeyse hiç yerleşim yoktur. Ama dünyanın geleceğiyle ilgili en önemli ipuçları burada araştırılmaktadır.
Burada yapılan araştırmalardan kısaca bahsedecek olursam; Antarktika’da yapılan çalışmaların en başında iklim araştırmaları geliyor. Çünkü buradaki buz tabakaları, dünyanın saklı hafızası gibidirler. Bilim insanları ortalama 2000-4000 m kalınlığındaki buzları özel matkaplarla delip, içinden buz çekirdekleri çıkartarak, bu buzların içinde binlerce hatta yüz binlerce yıl öncesine ait hava kabarcıklarına bakmaktalar. O kabarcıklar sayesinde geçmişte atmosferde ne kadar karbondioksit vardı, Dünya ne kadar sıcaktı gibi değerler, tek tek ölçülmektedir. Yani bugün yaşadığımız iklim krizinin aşamaları bu buzların içinde saklıdır diyebiliriz.
Antarktika’da yapılan çalışmalar sadece buzulların incelenmesi ile sınırlı değil. Deniz buzlarının altında yaşayan canlılar da incelenmektedir. Çünkü bu soğuk sularda yaşayan planktonlar, balinalar, foklar ve penguenler, ekosistemin en hassas halkaları olduğu bilinmektedir. Mesela İmparator Penguenleri olarak adlandırılan koloniler burada yakından takip ediliyor, araştırılıyor. Çünkü buzullar eridikçe bu canlıların yaşam alanı da daralıyor.
Bir diğer önemli konu ise Antarktika’nın havası çok temiz ve kuru olduğu için teleskoplarla uzayı gözlemlemek dünyanın diğer yerlerine göre daha uygun. Burada ışık kirliliği ve hava kirliliği yok. Bu yüzden de burada yapılan gözlemler, evrenin derinliklerini anlamamıza daha kolay katkı sağlıyor.
Kıtada birçok ülkenin araştırma üssü bulunuyor. Hatta Amerika’nın kurduğu McMurdo Station kıtanın en büyük araştırma merkezlerinden birisidir. Burada yüzlerce bilim insanı yıl boyunca çalışıyor. Yine Güney Kutbu’na çok yakın olan Amundsen-Scott South Pole Station ise hem iklim hem de uzay gözlemleri için kullanılmakta. Türkiye de son yıllarda Antarktika’ya bilimsel seferler düzenleyerek kendi araştırmalarını yapmaya başladı. Bu da bizim adımıza gurur verici bir gelişmedir. Hatta dün Tübitak’ın kendi sitesinde yaptığı “10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi (TAE X) Başarıyla Tamamlandı” başlıklı haberde şunlar duyurulmuştur: “Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde, TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) tarafından yürütülen 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi (TAE X) başarıyla tamamlandı. Konuyla ilgili sosyal medya hesabı üzerinde açıklama yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sefer sırasında 15 araştırma projesini hayata geçirildiğini kaydetti.
Bakan Kacır paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “10. Ulusal Antarktika Bilim Seferimiz başarıyla tamamlandı. Bilim insanlarımız, Antarktika’nın zorlu koşullarında bir aydan fazla sürede 15 araştırma projesini hayata geçirdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitümüzün koordinasyonunda yürüttüğümüz kutup araştırma seferlerimizle ülkemizin bilimsel kapasitesini artırmaya, insanlığın karşı karşıya olduğu küresel sorunlara çözüm önerileri sunmaya devam edeceğiz. Hedefimiz; Antarktika'da kalıcı Türk Bilim Araştırma Üssü kurmak ve Antarktika Anlaşmalar Sistemi içerisinde “Danışman Ülke” statüsü elde etmek.”
Sefer kapsamında; 16 Türk ve 1 Bulgar araştırmacı olmak üzere toplam 17 kişilik ekip, TÜBİTAK Kutup 1001 projeleri saha çalışmalarını gerçekleştirdi. Seferde ABD ile ortak kurulan düşük frekans (VLF) ölçüm istasyonu yıllık verileri toplandı, Horseshoe Adası’nda bulunan Türk Bilimsel Araştırma Kampı’nın bakım/tutum çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca uzun dönem izleme çalışmaları yürütüldü, GNSS istasyonlarımızın bakımları yapıldı ve Horseshoe Adası ile çevresinin deniz haritası çalışmalarına devam edildi.
Bilim insanlarımıza bu yıl da, TEKNOFEST Kutup Araştırmaları Proje Yarışması’nda şampiyon olan Aydın ve Ankara’dan üç lise öğrencisi eşlik etti.”
Özetle Antarktika, buzdan bir çöl gibi görünse de aslında insanlığın ortak bir laboratuvarı olmuş durumda. Burada yapılan çalışmalar sayesinde özellikle, iklim değişikliğini daha iyi anlamaktayız, eriyen buzulları görerek, deniz seviyesinin ne kadar yükseleceğini daha iyi hesaplıyoruz, sonucunda da doğayı korumak için daha bilinçli adımlar atıyoruz diyebiliriz.