Pandemi, tüm insanlığın görünmez bir virüse karşı, hepimizin nasıl savunmasız olabileceğimizi bizlere göstermiştir. Milyonlarca insanı etkileyen bu salgın, hem sağlık alanını, hem ekonomileri, hem eğitim sistemlerini, kısacası uzun vadeli ve günlük yaşamlarımızdaki birçok alanı oldukça etkilemiştir. Sonucunda da önlem olarak artık bilim insanları, gelecekte ortaya çıkabilecek yeni salgınların kaynaklarını araştırmaya başladılar. Bu araştırmalardan en önemlilerinden biri de, küresel ısınma nedeniyle hızla eriyen buzullar ve donmuş topraklardaki, saklı ve gizli kalan eski virüsler, bakteriler ve mikroorganizmalar olmuştur.

Aslında tabi ki COVID-19 virüsü ile kutuplardaki buzullar arasında doğrudan bir bağlantı bulunamamıştır. Hatta virüsün ortaya çıkış nedeni büyük oranda bellidir de, bilimsel verilere göre COVID-19'a neden olan SARS-CoV-2 virüsünün, hayvanlardan insanlara geçen bir koronavirüs olduğu büyük oranda bellide olmuştur. Ama pandemi, insanlığa önemli bir ders vermiştir o da; daha önceden tanınmayan veya uzun süredir karşılaşılmayan mikroorganizmaların, küresel ölçekte ciddi sorunlar doğurabildiği gerçekliğidir. Bu nedenle de bilim insanları, buzulların içinde binlerce yıldır hapsolmuş, virüs ve bakterilerin yeniden ortaya çıkma ihtimalini, uzun süredir araştırmaktalar. Bu araştırmalarla ilgili iki haberi sizlere aktarmak istiyorum. Birincisi Romanya'da bir buz mağarasında antibiyotiklere dirençli 5000 yıllık bir bakteri keşfedilmiştir. Labmedya dergisindeki habere göre; "Psychrobacter SC65A.3 bakterisi, Romanya’daki Scă-rișoara Mağarası’ndan çıkarılan 25 metrelik bir buz çekirdeğinden izole edilmiştir. Mikroorganizmanın genomu dizilenmiş ve 28 antibiyotiğe karşı direnci test edilmiştir.

Suşun, ciddi akciğer, kan ve deri enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılanlar da dahil olmak üzere sekiz farklı sınıftan 10 ilaca dirençli olduğu bulunmuştur. Bu, bir buz mağarasından elde edilen eski bir bakterinin direnç profilinin ilk ayrıntılı açıklamasıdır. Çalışma, Frontiers in Microbiology dergisinde yayınlanmıştır. Antik bakteriler neden antibiyotiklere karşı dirençlidir? İlk bakışta bu paradoksal görünüyor:

Binlerce yıl önce yaşamış bir mikroorganizma, 20.yüzyılda yaratılan ilaçlara nasıl direnç gösterebilir? Cevap şu ki, antibiyotikler insan icadı değildir. Mikroplar milyonlarca yıldır birbirleriyle savaşmak için maddeler üretiyorlar. Modern

antimikrobiyal tedavi, bu doğal bileşiklerden ortaya çıkmıştır. Penisilinin keşfini hatırlayın. Direnç genleri uzun zamandır mikrobiyal ekosistemlerde mevcuttur. Antibiyotikler yaygın olarak kullanıldığında, mevcut savunma mekanizmalarına sahip bakteriler hayatta kalır ve çoğalır. Bu genler türler arasında aktarılarak direnç sorununu daha da kötüleştirebilir."

İkinci bir araştırma haberi ise yine aynı dergide şu şekilde verilmiştir. "Çinli araştırmacıların, Antarktika'da 6 yeni cins ve 7 yeni tür bakteri keşfettikleri bildirildi. Xinhua'nın haberine göre, Çin Kutup Araştırmaları Enstitüsü'nden (PRIC) araştırmacılar, Antarktika'daki çalışmalarının bulgularını açıkladı. Araştırmacılar, 3 bin 500'ü aşkın kutup mikroorganizması varyantının "muhafazasını standartlaştırarak" 185 cinsten yaklaşık 30 bin örnek topladı. Üstelik bu mikroorganizmaların biyolojik genetik ve cins çeşitliliği araştırmaları için önemli olduğunu vurguladı."

Son yıllarda yapılan bu araştırmalar, bize bazı virüs ve bakterilerin, on binlerce yıl boyunca donmuş halde kalabildiğini göstermektedir. Hatta laboratuvar ortamında bazı örneklerin yeniden aktif hale getirilebildiği bile görülmüştür. Bu durum, dünyamız için riskleri de gündeme getirmektedir. Çünkü hepimizin de bildiği gibi, küresel sıcaklıkların artmasıyla birlikte buzullar her yıl daha da hızlı erimektedir. Deniz seviyelerinin yükselmesiyle de, binlerce yıl öncesinden kalan bu mikroorganizmaların çevreye karışma ihtimali her geçen gün artmıştır. Bu yüzden de aralarında hastalık yapıcı türlerin bulunması ihtimali, tamamen göz ardı edilmemektedir. Gelecekte karşılaşabileceğimiz birçok sağlıksal tehditleri önceden fark edebilmemizin yolu, geçmişten kalan bu buzulları araştırmaktan geçmektedir.