Doğal enerji kaynaklarından aklımıza ilk gelen güneş, rüzgâr, su ve jeotermal enerji dışında, çoğumuzun adını daha az duyduğumuz bir enerji kaynağı daha vardır, o da biyokütle enerjisidir. Biyokütle, kısaca canlılardan arta kalan her türlü organik maddeye denir. Dal, yaprak, saman, hayvan gübresi, mutfak atıkları, hatta çöplerin organik kısmı bile biyokütle sayılabilir. Biyokütleyi diğer doğal kaynaklardan ayıran en önemli özellik, sürekli üretilebilir olmasıdır. İnsan ve doğa var olduğu sürece de oluşmaya devam edecektir. Tarlalarda da hasat bittikten sonra kalan ekin sapları, hayvan çiftliklerindeki gübreler, şehirlerde biriken organik çöpler her gün yeniden, sürekli ortaya çıkar. Yani biyokütle için, bir bakıma doğanın hiç bitmeyen atığından en iyi şekilde faydalanılmasıdır diyebiliriz.
Biyokütle enerjisinin bir önemli özelliği de, sadece enerji üretmekle kalmayarak, biriken atık sorununu da çözüm olmasıdır. Çöpe gidecek, çevreyi kirletecek maddeler bu sistemle enerjiye dönüştürülerek geri dönüşüm sağlanır. Böylece hem elektrik üretilir hem de çevre temizlenir.
Biyokütleden enerji elde etmenin birkaç yöntemi vardır. En basit yöntem, eskiden beri yapılan yakma yöntemidir. Köylerde sobada yakılan odun da aslında biyokütle enerjisidir. Fakat günümüzde bu iş, çok daha modern tesislerde, kontrollü biçimde yapılmaktadır. Bitkisel atıklar, odun parçaları ya da kurutulmuş hayvan gübreleri, özel kazanlarda yakılarak ısı elde edilmektedir. Bu ısıyla su buharlaştırılır, buhar türbinleri döndürür ve elektrik üretilir. İkinci yöntemde, biyogaz elde etmek için uygulanan yöntemdir. Örneğin hayvan gübrelerinden ya da mutfak atıklarından biyogaz üretimi yapılır. Üçüncü bir yöntemse biyoyakıt üretimidir. Şeker kamışlarından, soya fasulyesi ve mısırdan, hurma yağından ve bunlar gibi birçok tarım ürününden biyoyakıt üretilir.
Ülkemizde de biyokütle enerjisinden faydalanılmaktadır. Birçok ilde bu enerji kaynağından yararlanmak için tesisler kurulmuştur. Ülkemizde bu durumun nasıl sonuçlar verdiğini araştırırken sadece bir tesisle ilgili rastladığım bir haberi buradan paylaşmak isterim. Anadolu Ajansının "Atıklar Yenilenebilir Enerjiye Dönüşüyor" başlıklı haberine göre; Ankara'nın Sincan ilçesinde faaliyet gösteren katı atık tesisinde günlük 4 bin 500 ton çöpten elde edilen elektrikle yaklaşık 200 bin evin ihtiyacı karşılanıyor. Katı atık bertaraf alanında faaliyet gösteren bir firma, Ankara Büyükşehir Belediyesinden 12 yıl önce ihale yoluyla katı atık entegre tesisini aldı.
Sincan'daki tesise günlük yaklaşık 4 bin 500 ton karışık çöp geliyor. Burada çeşitli işlemlerden geçen çöpler, kategorilere ayrılıyor. Plastik ve kağıdı geri dönüşüme gönderen tesis, organik atıkları da "biyometanizasyon" sistemiyle çürüterek metan gazı elde ediyor. Metan gazıyla tesiste üretilen elektrik, daha sonra şehir şebekesine aktarılarak kullanıma sunuluyor.
Haberden de görüldüğü gibi biyokütle enerji sistemi oldukça faydalı bir sistemdir. Çünkü dünya nüfusu hızla artıyor. Arttıkça tüketim de artıyor, buna bağlı olarak atık da çoğalıyor. Eğer bu atıkları toprağa ve suya gelişigüzel bırakırsak çevre kirliliği büyür; ama onları biyokütle olarak değerlendirirsek aynı maddeler bize elektrik, ısı ve yakıt olarak geri döner. Bu anlayış yaygınlaştıkça şehirler daha temiz, köyler daha üretken, ekonomi daha güçlü hale gelmiş olur. Sonuç olarak biyokütle enerjisi, toprağın bereketini, insanın emeğini ve bilimin ilerleyişini aynı noktada buluşturuyor. Doğayı tüketmeden kullanmanın, kirletmeden üretmenin ne kadar önemli olduğunu bizlere gösteriyor. Bugün atık diye gördüğümüz ne varsa, yarın çocuklarımızın dünyasında, önemli bir değer olarak kalacaktır. Yeter ki biyokütleye, yani doğanın yeniden dönüşen gücüne hak ettiği değeri verelim.