Doğal kaynaklar denince akla genelde güneş, rüzgâr ve su gelir. Jeotermal enerji kaynağı ise biraz daha farklı ama çok özel bir kaynaktır. Doğrudan yerin içinden gelir. Yani gökyüzüne, güneşe, rüzgara hava durumuna ya da mevsime bağlı değildir. Jeotermal enerji adından da anlaşılacağı gibi, yerin içindeki ısıdan elde edilen bir enerji türüdür. Yani yer altındaki sıcak suyun bize sağladığı doğal bir güçtür.

Bazı bölgelerde yer altı suları bulunur. İşte bu sular, jeotermal enerjinin ana kaynağını oluştururlar. Aslında biraz daha detaylı anlatacak olursak; yer kabuğunun derinliklerinde, magmaya yakın bölgelerde yer alan sular, milyonlarca yıl önce gerçekleşen yer hareketlerinin oluşturduğu yarıklar aracılığıyla yukarı doğru ilerlerler. Kendi yüksek ısılarının da etkisiyle yukarı doğru hareket ederek veya buharlaşarak yeryüzüne kadar ulaşırlar. Yeryüzüne çıktıklarında ise sıcaklıklarını büyük ölçüde korumaya devam ederler. Bu doğa hareketinden de insanlar faydalanır. Tabi ki olumsuz yönleri de vardır. Jeotermal enerji her yerde bulunmaz; doğasına uygun jeolojik yapı gerekir. İlk kurulum maliyeti biraz yüksektir. Ama uzun vadede bu maliyeti karşılayabilir. Jeotermal kaynaklar genellikle de bulundukları bölgede kullanılırlar.

İnsanlar yüzyıllar boyunca bu sıcak suları günlük işlerini yapmak veya şifa bulmak için kullanıyordu. Zamanla “Bu sıcaklıktan başka nasıl yararlanırız?” sorusu ortaya çıktı ve böylece jeotermal enerji sistemleri geliştirildi. Jeotermal enerjiden yararlanmanın birkaç farklı yolu vardır. En bilineni elektrik üretimidir. Bunun için önce yer altındaki sıcak suya ulaşılarak onun çıkarılması gerekir. Uygun bölgelerde derin kuyular açılır. Bu kuyulardan çıkan sıcak su ya da buhar, türbinler aracılığı ile mekanik enerjiye dönüştürülür. Sonrasında jeneratör aracılığı ile de elektrik enerjisine dönüştürülür. Jeotermal enerji yenilenebilir enerji olduğundan kullanılan su tekrar yeraltına gönderilerek devamlılığı sağlanır. Tabi burada artı parantez Jeotermal enerji santrallerindeki re-enjeksiyon işleminin mevzuatına uygun yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde Jeotermal enerji santrallerinde ortaya çıkan ve yüksek kimyasal madde içeren sıvı ve gaz atıkları re-enjeksiyon yapılmadan doğrudan toprağa, yeraltı ve yeryüzü sularına salınması doğru değildir. Çevre ve insan sağlığına zarar vermektedir.

Jeotermal enerjinin diğer doğal kaynaklara göre en önemli farkı, gece gündüz, yaz kış demeden sürekli kullanılabilmesidir. Güneşten gelen enerji hava bulutlanınca azalır, ve de güneş enerjisini ancak gündüz üretir. Rüzgârlar da durum aynıdır. Rüzgarlar durunca türbinlerin dönmesi de durur, ama yerin altındaki sıcaklık sürekli devam eder. Hidroelektrik enerji içinse yağış gerekir. Ama jeotermal için bunların hiçbiri şart değildir. Toprağın altındaki sıcak su ve buhar, yılın her günü, gece ve gündüz aynıdır. Bu yüzden jeotermal, kesintisiz enerji denince akla gelen ilk kaynaklardan biridir. Üstelik doğaya verdiği zarar da çok azdır.

Özetle ne rüzgârın esmesine ne de güneşin doğmasına muhtaç olmadan, kendi kendine akıp giden bu kaynak, aslında her ne kadar kesintisiz enerji desek de, tam da kesintisiz ve sonsuz da değildir. Kuyular bilinçsiz açılır, suyu kirletirsek, bu güzel kaynaklar bir gün yok olabilir. Bu şekilde savurgan bir şekilde davranmak yerine, akılla, hesapla, bilimle hareket etmek gerekir.