Bugün baktığımızda teknoloji değişse de insan davranışlarının bazı yönleri çok fazla değişmiyor. Saygılı olmak, düşünerek konuşmak, karşımızdaki insanın da bir kalbi olduğunu unutmamak, birlikte yaşamanın dikkat edilmesi gereken en insani, en ahlaki kurallardır. Bu kurallar sadece bireysele indirgenmeden, genel toplum olarak, bir arada yaşamanın, ortak bir amacı olmanın, bir ülke, bir millet, bir halk olmanın da vazgeçilmez kuralıdır. Ama bu çok basit en insani iletişim yolunu malesef ki bütün dünya insanları olarak pek de yerine getiremiyoruz.
Bazı kötü niyetli insanların başkalarını olumsuz yönde etkilemek için, yeni çıkan teknolojiyi kullanarak amacına ulaşmaya çalışması her zaman olmuştur. İnsanlık tarihi boyunca, iletişim araçları değiştikçe, insanların birbiriyle iletişim biçimi de sürekli değişmiştir. Ama ilginç olan şu ki, iletişim ne kadar gelişirse gelişsin, ya da teknoloji ne kadar değişirse değişsin, bazı insanların bu gücü başkalarını incitmek için kullanma alışkanlığı da hep var olmuştur. Yani bugün siber zorbalık diye adlandırdığımız şey aslında tamamen yeni bir durum değil; sadece teknolojinin değişmesiyle birlikte şekil değiştirmiş bir davranış biçimi. Hem de yıpratıcı zarar verici, faydasız, kötü bir davranış biçimi diyebiliriz.
Çok eski zamanlara gittiğimizde bile insanların birbirini küçük düşürmeye, hırslarına yenik düşmeye, kendi çıkarları için başkalarını ateşe atmaya çalıştığı örnekleri görmek mümkün. Antik dönemlerde şehir meydanlarında yapılan konuşmalarda bile rakiplerini aşağılayan, onlarla alay eden kişiler hep vardı. Yazının yaygınlaşmasıyla birlikte bu durum farklı bir boyut kazandı. İnsanlar bazen yazılar, broşürler ya da duvarlara yazılan sözler aracılığıyla başkalarını hedef alabiliyordu. Yani sözlü zorbalık yavaş yavaş yazılı hale gelmeye başlamıştı. Matbaanın icadıyla birlikte de iletişim çok daha güçlü bir hale geldi ve kitaplar, gazeteler ve broşürler hızla çoğaldı. Ama bu gelişmeyle birlikte insanların birbirini karalamak için yazılı metinler kullanması da arttı. Teknoloji bilgi yaymayı kolaylaştırırken, bazı insanların bunu kötüye kullanmasının örneği, görüldüğü gibi her zaman olmuştur. Hatta daha sonra, telefon gibi iletişim araçları ortaya çıkmasıyla, insanlar artık kilometrelerce uzaklıktaki kişilerle doğrudan konuşabiliyordu. Bu gelişme iletişimi hızlandırdı ama zaman zaman insanlar bu araçları da rahatsız edici mesajlar göndermek ya da başkalarını taciz etmek için kullanmışlardır. Hatta daha da hızlanarak, radyo ve televizyonun hayatımıza girmesiyle de birlikte, iletişim artık çok daha geniş kitlelere ulaşmaya başlamasıyla, bir kişinin söylediği söz artık binlerce hatta milyonlarca insan tarafından duyulabilmekteydi. Bu durum birçok olumlu gelişmeye kapı açsa da, bazen insanların başkaları hakkında küçümseyici ya da kırıcı sözleri geniş kitlelere yaymasına da neden olabiliyordu.
Bu durum en son günümüzde, bilgisayarlar ve internet dönemiyle de daha da zirveye ulaştı diyebiliriz. İnternet, iletişimi bambaşka bir noktaya taşıdı. Artık insanlar sadece konuşmakla kalmıyor, düşüncelerini, fotoğraflarını ve videolarını anında milyonlarca kişiyle paylaşabiliyor. Sosyal medya ile birlikte herkes bir anlamda kendi yayınını yapan bir kişi haline geldi. İşte tam da bu noktada siber zorbalık dediğimiz durum daha da görünür hale geldi. Çünkü internet ortamında bu tarz kötü niyetli, çıkar odaklı, zarar verici insanlar bazen gerçek kimliklerini gizleyebilmekteler. Bu da bazı kişilerin yüz yüze söylemeye cesaret edemeyecekleri sözleri çok daha rahat bir şekilde yazmasına neden oluyor. Hakaret içeren yorumlar, alaycı paylaşımlar, birinin fotoğrafını izinsiz paylaşmak ya da sahte hesaplar açarak insanları hedef almak, şantaj yapmak, dolandırmak gibi olaylar günümüzde sıkça karşılaşılan durumlar arasında yer aldı.

Görüldüğü gibi iletişim hızlandıkça, kötü niyetli davranışlar da aynı hızla yayılabiliyor. Zorbalık biçim değiştiriyor ama tamamen ortadan kalkmıyor. Fakat meselenin sadece teknolojinin gelişmesiyle alakalı olması, ya da bu vakaların teknolojiyle çoğalıp çoğalmaması değil, meselenin insanlık meselesi olması tarihin içinde hep var olması meselesidir. Yeni araçlar ortaya çıktıkça onları nasıl kullandığımız çok önemlidir. İnternet çok güçlü bir iletişim aracıdır, ama bu gücü başkalarını incitmek için değil, birbirimizi anlamak ve yardımcı olmak için kullanmamamız gerekir. Bu yüzden hem gerçek hayatta, hem de dijital dünyada saygılı olmak, düşünerek konuşmak ve karşımızdaki insanı da kırmadan davranmak, birlikte yaşamak isteyen bir toplumun parçası olarak en önemli insani görevimizdir.