Hakan Gürtop'un yönetmen koltuğunda oturduğu "Annemin Zamanı" adlı film, Uğur Çavuşoğlu, Meriç Başaran, Gonca Yakut, Serkan Ekşioğlu, Cihan Korkmaz, Özlem Gündoğdu, Başak Polat, Kemal Denizci gibi yetenekli oyuncuların başrollerini üstlendiği bir dram hikayesini büyüleyici bir şekilde sinema perdesine taşıyor.

2022 yılında vizyona giren filmde diğer rollerde; Volkan Benli, Alper Tazebaş, Göksu Eser, Volkan Ulusoy, Furkan Kartal, Elif Şeker, Gizem Türker, Alper Şenkal, Nail Demir, Şerizan Güllü, Muttalip Müjdeci, Beril Çavuşoğlu, Ayşe Ela Aktar ve Musa Güzel rol almışlardır.

Senaryosunu Sadık Güneş’in yazdığı, yapımcılığını Tuğrul Öztürk’ün üstlendiği  filmde; Ankara’da Ayrancı, Kırkkonaklar, Maltepe, Ankara Kalesi, Çankaya, Botanik Park ve Çamlıdere Peçenek Köyü mekan olarak kullanılmış, filmin çekimleri bir ay kadar bir zamanda tamamlanmıştır.

Filmin konusuna gelince; Zehra Ana, yetmiş yaşlarını sürdüren bir Alzheimer hastasıdır. Geleneklere bağlı olarak en büyük oğlu Kerim'le birlikte yaşamını sürdürmektedir. Şehir hayatının karmaşıklığına karşı direnç gösteren Zehra Ana, zihnini ve hayalini sürekli olarak köyüne odaklar. Beş kardeş olmalarına rağmen, diğer aile üyeleri genellikle annelerine yeterince zaman ayıramazlar ve çoğu zaman annenin bakımıyla ilgilenmezler. Kerim ise annesinin bakımını sadece bir aile sorumluluğu olarak değil, aynı zamanda manevi bir görev olarak benimser ve bu konuda son derece titiz davranır.

Zehra Ana'nın bilinç kaybı, halüsinasyonlar, anksiyete gibi zorlayıcı durumlarıyla birlikte, hem Zehra Ana hem de çevresindekiler için yaşamı çekilmez hale getirir. Bu zorluklar, Kerim'in iş ve aile yaşamını olumsuz yönde etkiler. Aile üyelerinin ısrarı üzerine Kerim, annesinin daha iyi bir bakım alabilmesi için profesyonel bakım ve kurum bakımı seçeneklerini denemeye karar verir, ancak başarılı olamaz. Annesinin isteklerine olan hassasiyeti, Kerim'in hayatını büyük ölçüde karmaşıklaştırır.

Sonunda, Kerim ve eşi, bir süre izin alarak annenin bakımını üstlenirler. Ancak sık sık izin almak ve işyerinde verimli olamamak, Kerim’i olumsuz yönde etkiler. Sonunda, Kerim, annesinin ısrarla gitmeyi istediği köye gitmeyi kabul eder. Köydeki yaşam düzeni, hem Kerim hem de Zehra Ana için bir kurtuluş olur. Annesi kendi alışkın olduğu yaşam ortamına geri döndüğünde büyük ölçüde huzur bulur. Bu huzurlu ortamda Kerim, yazmaya daha verimli bir şekilde devam eder.

Şehirdeki yabancılaşma ve bireyselleşmenin aksine, köyde yakın, samimi ilişkiler ve karşılıklı sorumluluk duygusu, herkes için yaşamı kolaylaştırır. Zehra Ana, tanıdık ve güvendiği ortamda, alışık olduğu yaşam düzeninde huzur bulur ve ruhunu bu huzurlu ortamda teslim eder.

Film, kırsal kesim ile şehirde yaşanan kültürel değişimin yol açtığı insani sorunlar ve aile yapısındaki değişimleri, Alzheimer hastasının bakımıyla ilişkilendirerek anlatmıştır. Kırsal bölgelerde ve şehirlerde yaşanan kültürel değişimler, insanların değerleri, yaşam tarzları ve öncelikleri üzerinde büyük etkiler yaratır. Geleneksel köy yaşamından modern şehir hayatına geçiş, aile bağlarını sıkıntıya sokar ve insanlar arasında daha önce görülmemiş bir yabancılaşma yaratır. Bu değişimler, yaşlı bireylerin bakımı için de daha fazla ihtiyacın ortaya çıkmasına neden olurken, aileler arasındaki sorumlulukları da yeniden şekillendirir. Film tamda bu konuda derdini güzel anlatabilmiştir.