Türkiye’nin uzayla olan hikayesi eskiden aslında zor gibi görünen bir alandı. Yıllar önce uzay denince kulağa sadece bilim kurgu gibi gelen bu alan, bugün farkında olsak da olmasak da, hayatımızın tam ortasına yerleşti diyebiliriz. Üstelik bunun büyük bir kısmını da, ülkemizin çeşitli kurumları sayesinde kendimiz başardık. Televizyonlarda izlediğimiz yayınlardan cep telefonlarımızın çekmesine, hava durumu tahminlerinden, navigasyon cihazlarının çalışmasına kadar pek çok şey, gökyüzünün çok ötesinde dönen uydular sayesinde mümkün oluyor. Türkiye de bu alanda mühendisleri sayesinde kendini geliştirerek, adım adım kendi yolunu çizen bir ülke haline gelmiştir.
1990’lı yılların başında gönderilen uydular daha çok, haberleşme ve sinyalizasyon gereksinimi için uzaya çıkmıştı. Yani mesele Ay’a gitmekten önce, ülkedeki insanların daha net televizyon izleyebilmesi, telefonla daha rahat konuşabilmesi, haberleşmenin kesintisiz olmasıydı. Zamanla işin içine savunma, haritalama ve bilimsel araştırmalar gibi alanlar girince, Türkiye’de, kendi uydusunu tasarlayıp üretebilen bir noktaya ulaştı. Mühendisler yetişti, yerli yazılım ve donanımlar geliştirildi ve bizde dünyadaki uzay araştırmalarındaki yerimizi aldık.
Türkiye’nin uzaya gönderdiği uydulara kronolojik olarak baktığımızda da bu sürecin nasıl olgunlaştığını daha net görebiliriz. Bu hikaye 1990’lı yıllarda Türksat uydularıyla başladı. 1994 yılında uzaya gönderilen TÜRKSAT 1B uydusu Türkiye’nin uzaydaki ilk ciddi adımı oldu. Televizyon yayınlarını ve haberleşmeyi daha geniş bir coğrafyaya ulaştıran bu önemli adımın ardından; 1996’da TÜRKSAT 1C uydusu uzaya yerleştirilmiştir. O da benzer şekilde iletişim ve yayıncılık alanında Türkiye’nin elini oldukça güçlendirmiştir. O yıllarda televizyon yayınlarının netleşmesi, canlı yayınların artması gibi gelişmelerin arkasında hep bu uydular vardır. TÜRKSAT 1B uydusu 2006 yılına kadar aktif olarak kullanılmıştır. Bu arada TÜRKSAT 1B den önce 24 Ocak 1994' te Türkiye'nin ilk uydusu olan TÜRKSAT 1A uydusu fırlatılmış, ancak roketteki bir arıza sonucu kalkıştan, 12 dakika sonra okyanusa düşmüştür. Bunlardan başka bugün görevini tamamlamış olan, Türksat 2A ve Bilsat uyduları da yine bu yıllarda bizim tasarladığımız uydulardır.
Bugün halihazırda 3'ü yer gözlem ve araştırma 5'i de haberleşme olmak üzere 8 aktif uydumuz bulunmakta. 2012’de fırlatılan GÖKTÜRK-2 uydusu, yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edebilen, hem sivil hem de güvenlik amacıyla kullanılabilen bir uydudur. Sınır güvenliği, haritalama gibi konularda önemli bir araç olmuştur. Yine 2016’da uzaya çıkan GÖKTÜRK-1, uydusu da yüksek çözünürlüklü gözlem yeteneğiyle öne çıkmıştır. Yeryüzündeki çok küçük detayları bile ayırt edebilen bu uydular, savunma ve güvenlik başta olmak üzere pek çok alanda kullanılmaktadır. 2014 ve 2015 yıllarında da uzaya gönderilen TÜRKSAT 4A ve TÜRKSAT 4B uyduları da iletişim, internet ve veri aktarımı konusunda Türkiye’nin ihtiyacını ciddi biçimde karşılamıştır. Özellikle kırsal bölgelerde iletişimin güçlenmesi gibi imkanlar da bu uydular sayesinde olmuştur. Yine 2021 yılı ise Türkiye için uzayda oldukça hareketli geçmiştir. Aynı yıl içinde TÜRKSAT 5A ve TÜRKSAT 5B uyduları uzaya gönderilmiş, bu uydular özellikle internet, veri iletişimi ve yayıncılık alanında büyük bir kapasite artışı sağlamıştır. Uçaklarda, gemilerde, uzak bölgelerde internet erişiminin gelişmesi de bu uyduların sağladığı imkanlardan olmuştur. İkisinin de görev süresinin 15 yıl olduğu planlanmıştır. Son olarak da Türkiye'nin yerli ve milli ilk haberleşme uydusu Türksat 6A uydusu da ABD' deki Cape Canaveral Uzay Üssünden fırlatılmıştır.
Tüm bu uydu çalışmalarının, teknolojik yatırımların ve yıllara yayılan emeğin en anlamlı sembollerinden biri de, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın uzaya çıkması olmuştur. Bugün gökyüzüne baktığımızda belki uyduları çıplak gözle göremiyoruz ama günlük hayatımızın akışında onların izi fazlasıyla vardır. Türkiye de artık bu büyük uzay sahnesinde kendi sözü olan ülkelerden biri olma yolunda ilerlemektedir.
UYDULARLA BAŞLAYAN YOLCULUK
Koray Çetin
Yorumlar