Tarih boyunca her yeni teknolojik ürün icat edildikçe, bazı mesleklerin eski önemini kaybedeceği hatta bitebileceği düşünülmüştür. Örneğin, fabrikalara yeni iş makinelerinin gelmesiyle birlikte, insanlar işlerini kaybedeceklerini düşünmüşlerdir. Bunun gibi yeni gelen bir yenilik olduğunda aynı korkular hep yaşanmıştır. İşte bugün de yapay zeka ile ilgili aynı kaygılar toplum tarafından düşünülmektedir.
Yapay zekanın bazı meslekleri tamamen ortadan kaldıracağı fikri kulağa sert gibi gelse de bu durum, gerçeğin tamamını yansıtmamaktadır. Daha doğrusu, yapay zeka meslekleri değil, mesleklerin içindeki bazı işleri dönüştürmektedir. Özellikle tekrar eden, belli kurallara göre ilerleyen, fazla yaratıcılık ya da insani temas gerektirmeyen görevlerde ciddi bir değişim yaratmaktadır. Veri girişleri, basit analizler, standart metinler, rutin müşteri işlemleri gibi alanlarda yapay zeka gerçekten çok hızlı ve çok etkili olmaktadır. Bu da doğal olarak “Benim yerime bunu yapabiliyorsa bana ne olacak?” sorusunu doğurmaktadır. Ama burada gözden kaçan önemli bir nokta vardır. O da bugün birçok meslek zaten yıllar önce de değişime uğramıştır. Ya da tamamen bitmiştir. Örneğin ulaşımın hayvanlarla yapıldığı dönemlerde; bu işte çalışan birçok insan motorlu araçların çıkması ile, o dönemlerde farklı işlere yönelmişlerdir. Ya da içlerinden bazıları kendilerini dönüştürerek işlerine devam etmişlerdir. Muhasebeciler artık defterleri elle tutmuyor, bilgisayarda yazılımlar sayesinde işleri daha da kolaylaşıyor. Tasarımcılar her çizgiyi sıfırdan çizmiyor. Yapay zeka bu süreci hızlandırdı sadece. Ama sıfırdan başlatmadı. Yani ortadan kalkan şey çoğu zaman insanın kendisi değil, insanı yoran ve zamanını alan angarya işler oluyor diyebiliriz. Bu da aslında doğru kullanıldığında büyük bir avantajdır. Bu yüzden; yapay zekanın bazı işleri toptan ortadan kaldırarak yok etmesi düşüncesi
değil de aslında, bu işleri dönüştüreceği, bazı görevleri ortadan kaldıracağı ama meslekleri toptan yok etmeyeceği düşünülmelidir.
Burada yapılmaması gereken asıl tehlike yapay zeka mesleğimizi elimizden alacak diyerek, ona sırtını dönmek ve onu kabullenmemek olacaktır. Çünkü dünya çok hızlı değişiyor ve bu değişime direnmek, toplumu ve insanı bir noktada geride bırakabilir. Oysa aynı kişi, yapay zekayı kendi işinin bir parçası haline getirdiğinde hem daha üretken olur, hem de daha az yorulur. Bu yüzden mesele yapay zekayı kullanalım mı kullanmayalım mı değil, ben onunla birlikte neler yaparım, neler yapabilirim düşüncesi olmalıdır. Bir de işin duygusal ve insani tarafı var ki, burası hâlâ insanın yapay zeka karşısında güçlü olduğu bir alandır. Yapay zekanın vicdanı yoktur, empati kuramaz, sezgileri bizimki gibi çalışmaz. Bir öğretmenin bir çocuğun gözünden anladığını, bir sağlık çalışanının hastaya dokunuşunu, bir sanatçının yaşadıklarını eserine dökmesini, yapay zeka birebir taklit edemez. Bu nedenle iletişim, yaratıcılık, kriz anlarında doğru karar verme gibi şeyler yani insan ilişkileri gibi konular hâlâ insanın kontrolünde ve merkezinde olduğu alanlardır. Bu yüzden bu mesleklerde çalışanlar için yapılması gereken şey korkmak ya da paniklemek değil, uyum sağlamak olmalıdır. Yapay zekayı bir tehdit gibi görmek yerine bir araç gibi görmek, belki de en sağlıklı bakış açısıdır. Herkesin kod yazması, mühendis olması gerekmiyor. Ama en azından kendi alanında yapay zekanın ne gibi faydalarının olabileceğini bilmek, hangi noktada yardımcı olabileceğini görmek büyük bir fark yaratacaktır.
Aslında bugün bu korkunun bu kadar yaygın olmasının nedeni biraz da belirsizlik diye düşünüyorum. Yapay zeka çok hızlı gelişiyor ve herkes bu hıza ayak uydurabildiğini hissetmiyor. Sosyal medyada genelde “şu meslek bitiyor, bu iş yok oluyor” gibi karamsar senaryolar da sıklıkla yapılıyor ve bunlar sosyal medya da öne de çıkıyor. Oysa pek konuşulmayan bir gerçek var. Diyelim ki bazı meslekler yok olacak ki olabilir. Fakat yapay zeka yeni iş alanları da açıyor. Dün var olmayan pek çok meslek, bugünün teknoloji sayesinde hayatımıza giriyor.
Özet olarak yapay zeka için, her şeyi yok edecek bir felaket de değildir. Tek başına mucizevi bir çözümde değildir diyebiliriz. O, insanın elinde şekillenen güçlü bir araçtır şu anda. Reddetmek yerine onu öğrenmeye, anlamaya çalışmak, ona uyum sağlamak ve onunla birlikte dönüşmek çok daha gerçekçi bir yol olacaktır. Çünkü tarih bize şunu defalarca göstermiştir. Ayakta kalanlar her zaman en güçlü olanlar değil, değişen ve şartlara en iyi uyum sağlayanlar olmuştur.