Doğal ve yenilenebilir enerji kaynaklarından bahsetmediğim, sonuncusu olan dalga enerjisi, denize ve okyanusa kıyısı olan ülkeler için sürekli ve önemli bir kaynaktır. Bilindiği gibi denizler ve okyanuslar dünyanın çok büyük bir bölümünü kaplamaktadır. Rüzgâr enerjisinden faydalanılan ülkelerde rüzgâr, bazen durabilir ya da güneşten gece faydalanılamaz ve kaybolur, ama okyanus dalgaları genellikle hareketine devam ederler. Özellikle büyük okyanus kıyılarında, dalgalar neredeyse tamamen hiç durmaz. Hazır rüzgârdan bahsetmişken dalga enerjisinin, rüzgâr enerjisine göre bir önemli farkı da; su, havadan çok daha yoğun bir madde olduğu için, dalgaların taşıdığı güç, rüzgâra göre çok daha fazladır. Yani aynı büyüklükte bir sistemle daha fazla güç üretmek mümkündür.

Bugün dünyada, artan nüfus ve sanayileşme nedeniyle, enerji ihtiyacı sürekli artmaktadır. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi, fosil yakıtların hem çevreye olan büyük zararları, hem de artık tükeniyor olmaları nedeniyle denizlerin ve okyanusların bu gücünü değerlendirmek, çoğu ülkenin alternatifi olmuştur diyebiliriz. Sadece bu yüzden değil, çeşitli başka sebeplerden dolayı da dalga enerjisi, bütün dünyanın üstünde çalıştığı bir kaynak olma yolunda hızla ilerlemektedir. Hem sürekliliğinin olması, hem çevreye verdiği zararın neredeyse hiç olmaması, hem de kara alanını çok az kullanması sebebiyle de tercih edilmektedir. Dünyada özellikle okyanus kıyısındaki ülkeler, bu alana ciddi yatırımlar yapmaktadır. İngiltere, Portekiz, İspanya gibi ülkeler dalga enerjisini kullanmaktadır. Ama şu anda bu teknolojinin henüz tam gelişmiş olmaması, hem de kurulum maliyetlerinin yüksek olması sebebiyle, kullanım yaygınlığı diğer enerji kaynaklarına göre henüz yeterli seviyede değildir. Ayrıca tuzlu suyun da yıpratıcı özellikleri çok fazla olduğu için henüz tam oturmuş bir sistem değildir.

Türkiye gibi üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke için de bu konu oldukça önemlidir. Karadeniz, Ege Akdeniz’in açık alanları da hepsi bu potansiyeli taşıyacak güçte yerlerdir denilebilir. Hatta yerelde de bu çalışmalara rastlanmaktadır. Küçük bir örnek verecek olursam; 2022 yılında Anadolu Haber Ajansının "Ordu'da Dünyanın En Büyük Dalga Enerjisi Santrali İçin Baharda İlk Kazma Vurulacak" başlıklı haberinde Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Muharrem Güler şunları söylemiştir: "2007 yılında Adapazarı Karasu'da deniz dalgalarından elektrik enerjisi üretmiştik ve onlarla ufak bir uygulama olarak ampulleri yakmıştık. O bir ilkti ama şimdi endüstriyel amaçlı olarak ilk defa Türkiye'de önemli bir adım atıyoruz. O da deniz dalgalarından gerçek anlamda ihtiyacı karşılayabilecek santraller kurmak." Haber ise şöyle devam ediyor: "Güler, deniz dalgalarından enerji üretimi konusunda yaklaşık 3,5 yıldır çalışmalar yürüttüklerini ve bu alanda benzer çalışmalar yapan Eco Wave Power (EWP) firmasıyla bağlantıya geçtiklerini anlattı. İsrailli Eco Wave Power ile Ordu'da 9 yerde ölçüm yaptıklarını ve 77 megavatlık potansiyel tespit ettiklerini belirten Güler, ilk etapta 4 megavatlık pilot bir tesis için anlaşma yaptıklarını ve ‘yap-sahiplen-işlet-devret’ modeliyle kurulacak pilot tesisten sonra firma ile 73 megavatlık kısmın nasıl inşa edileceği konusunu ayrıca görüşeceklerini dile getirdi. Kıyıya bağlantılı şekilde inşa edilecek santralin maliyetinin yaklaşık 150 milyon dolar olduğunu kaydeden Güler, santralin inşa sürecine yönelik şu bilgileri paylaştı: ‘Burada hem bizim kendi çalışmalarımız var, hem de beraber yaptığımız çalışmalar var. Deniz dalgaları kullanılmayan bir potansiyeldi. Bununla ilgili ilk ciddi adımı attık ve bu yıl içinde son görüşmelerimizi yapacağız. Sonra tabiri caizse kazmayı vuracağız. Santralin inşası için baharda çalışmaları somut olarak ortaya çıkaracağımızı düşünüyoruz. Zaten şu anda diğer çalışmaları oluşturuyoruz. Fizibilite ile birlikte detay çalışmaları olacak. Bundan sonraki kısmında uygulamaya geçeceğiz.’.” Bu haber aslında bizlere bugün geçtikçe geliştirilen sistemin, yakında tamamen diğer enerji kaynakları gibi verimli sonuçlar getireceğini göstermektedir.