Zeki Demirkubuz’un sinemasını bilenler için yalnızlık yeni bir tema değildir; aksine onun dünyasının doğal hâlidir. Ancak “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Po­zu Yalnızlar Verir” sergisi, bu yalnızlığı bu kez hareket eden imgelerden çıkarıp donmuş anların içine yerleştirir. CERModern’de açılan sergi, Demirkubuz’un filmlerinin arka planında kalan, çoğu zaman gözden kaçan bir katmanı görünür kılar: bekleme hâlini, arada kalmışlığı ve insanın kendisiyle baş başa kaldığı o sessiz anları.

Sergide yer alan fotoğraflar, bir yönetmenin dünyaya bakışını değil; dünyayla arasına koyduğu mesafeyi anlatır. Kadrajlarda poz veren insanlar yoktur aslında, daha çok pozdan vazgeçmiş insanlar vardır. Boş odalar, kenara itilmiş sandalyeler, ışığı yarım alan yüzler… Demirkubuz’un sinemasında sıkça karşılaştığımız o sıkışmışlık hissi, burada tek bir replik bile olmadan kendini hissettirir. Fotoğraflar bağırmaz; tam tersine sessizliğin içinden konuşur.

Bu sergi, “yalnızlık” kavramını romantize etmez. Yalnızlık burada ne yüceltilir ne de dramatize edilir. Daha çok kaçınılmaz bir durum olarak karşımıza çıkar. Tıpkı Demirkubuz filmlerindeki karakterler gibi: yalnız oldukları için güçlü değiller, ama güçlü olamadıkları için yalnız kalmış gibidirler. Fotoğraflar bu ikircikli hâli taşır. İzleyiciye bir hikâye anlatmaktan çok, bir ruh hâlinin içine davet eder.

Serginin ismi boşuna seçilmemiştir. “En iyi pozu yalnızlar verir” cümlesi, hem fotoğraf tekniğine hem de hayata dair bir iddia taşır. İnsan kalabalık içindeyken kendini saklar; yalnız kaldığında ise saklayacak bir şey bulamaz. Demirkubuz’un fotoğrafları tam da bu âna odaklanır: maskenin düştüğü, yüzün olduğu gibi kaldığı ana. Bu yüzden sergideki imgeler estetik olmaktan çok dürüsttür.

CERModern’in geniş ve soğukkanlı mekânı da bu sergiyle iyi bir uyum kurar. Fotoğraflar mekânın içinde kaybolmaz; aksine mekânın boşluğunu kendi sessizlikleriyle doldurur. İzleyici sergiyi gezerken, bir sanat etkinliğinden çok kendi iç sesiyle karşı karşıya kaldığı bir yürüyüşe çıkmış gibi hisseder. Sergi bitip dışarı çıkıldığında ise geriye şu duygu kalır: herkesin kalabalıklar içinde yaşadığı bir şehirde, aslında herkes biraz yalnızdır.

Zeki Demirkubuz’un bu sergisi, sinemasını sevenler için tamamlayıcı; sinemasını bilmeyenler için ise güçlü bir giriş kapısıdır. Fotoğrafla kurduğu bu mesafeli ilişki, onun dünyasını başka bir yerden okumayı mümkün kılar. Çünkü bazı hikâyeler anlatılmaz; yalnızca bakılır. Ve bazı pozlar gerçekten de, ancak yalnızken verilir.

https://www.cermodern.org/zeki-demirkubuz-hayatta-ve-fotografta-en-iyi-pozu-yalnizlar-verir

Serginin son hafta sonu. Görmek için son şans.