Yeniden köşe yazıları yazmaya başlıyorum.

Ama bu kez siyasetten biraz uzak durmak, başka hikâyelerin peşine düşmek istiyorum.

Başarı deyince çoğumuzun aklına önce spor geliyor. Filenin Sultanları, güreşçilerimiz, atıcılarımız, olimpiyatlarda ve dünya şampiyonalarında madalya kazanan sporcularımız… Haklı olarak gurur duyuyoruz. Ama Türkiye’nin başarı hikâyeleri bundan çok daha büyük.

Üstelik bazılarını neredeyse hiç bilmiyoruz.

Mesela ülkenin herhangi bir lisesinde, belki de bir laboratuvarı bile olmayan bir sınıfta, kendi imkânlarıyla robot yapmaya çalışan bir öğrencinin hikâyesini okuyacağız burada.

Ya da bir hastanede, emar cihazının içinde açık ameliyat yapmanın yollarını arayan bir beyin cerrahının…

Bir köy okulunda çocuklara bilimi sevdirmeye çalışan bir öğretmenin…

Yıllarca üzerinde çalıştığı projeyi hayata geçirmeye çalışan genç bir mühendisin…

Belki dünyada kimsenin henüz denemediği bir şeyi denemeye cesaret eden bir araştırmacının…

Kısacası, başarı denildiğinde aklımıza gelmeyen insanların hikâyelerine bakacağız.

Çünkü başarı sadece kürsüye çıkmak, madalya almak, alkışlanmak değil.

Bazen başarı, herkes “Olmaz” derken bir kez daha denemektir.

Bazen bir çocuğun bozulan robotunu gece boyunca tamir etmeye çalışmasıdır.

Bazen yıllarca sonuç vermeyen bir deneyin başında oturmaktır.

Bazen de başarısız olmaktır.

Evet, burada başarısızlık hikâyeleri de okuyacağız. Çünkü başarının kendisi kadar, hatta bazen daha fazla, ona giden yolun hikâyesi etkileyicidir. Sonu istediğimiz gibi bitmeyen çabaların da anlatılmaya değer olduğuna inanıyorum.

Ne de olsa insan hayatı boyunca hep bir şeyleri başarmak için çabalamıyor mu?

Kimi zaman kendisi için, kimi zaman ailesi için, kimi zaman ülkesi için…

Ve belki de hayatın en güzel tarafı, başarıya ulaşıp ulaşamayacağımızı bilmeden yola çıkabilmek.

Bu köşede biraz da o yollara bakacağız.

Büyük başlıkların, günlük tartışmaların ve siyasetin gürültüsünün arasında gözden kaçan insanları bulmaya çalışacağız.

Çünkü bu ülkede yalnızca konuşanlar, eleştirenler, tartışanlar yok.

Üretenler de var.

Deneyenler de var.

Kaybedip yeniden başlayanlar da…

Ve ben, biraz da onların hikâyelerini anlatmak istiyorum.

Bazen bir başarı hikâyesi okuyacağız.

Bazen bir başarısızlığın izini süreceğiz.

Ama her seferinde aynı sorunun peşinden gideceğiz:

“Bunu yapmak için neden vazgeçmedi?”

Yeniden merhaba.

Hikâyelerimizin peşine düşme zamanı.