Bir Mektupla Başlayan Kırılma: 1975 Ambargosu ve Türkiye’nin Sanayi Savunması
Bazı kırılma noktaları vardır; yaşandığı gün sadece diplomasi masalarını ya da askeri kışlaları sarsıyor gibi görünür. Oysa aradan yıllar geçip toz duman çekildiğinde, o gün atılan manşetlerin bir ülkenin kader yönünü nasıl kökten değiştirdiği netleşir.
Türkiye’nin savunma sanayiindeki bugünkü konumunu, hangar kapılarından çıkan yerli uçakları ya da akıllı mühimmatları anlamak için de o günlere, yani 1960’ların ve 70’lerin soğuk savaş atmosferine bakmak gerekiyor.
Hikaye, Washington’dan yazılan bir mektupla başladı; Kıbrıs’ın sıcağında tetiğe basılmasıyla derinleşti ve Ankara’nın bodrum katlarında kurulan ilk mütevazı atölyelerde kurumsal bir devrime dönüştü.
1. Mektubun Gölgesinde Başlayan Stratejik Yalnızlık
Tarih sayfalarına "Johnson Mektubu" olarak geçen 5 Haziran 1964 tarihli mektup, Türkiye’nin II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ile kurduğu koşulsuz müttefiklik ilişkisindeki ilk büyük çatlağı oluşturdu.
ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Başbakan İsmet İnönü’ye gönderdiği sert diplomatik mektupta net bir çizgi çekiyordu: Türkiye, ABD tarafından verilen askeri malzemeleri Kıbrıs’a muhtemel bir müdahalede kullanamazdı.
İnönü’nün meşhur “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır” yanıtı, sadece diplomatik bir rest değil; Cumhuriyet bürokrasisinin kendi silahına sahip olma zorunluluğunu kavradığı anın belgesiydi.
Ancak uyarı yazıda kalmadı. 1974 Temmuz’unda icra edilen Kıbrıs Barış Harekâtı, kağıt üzerindeki tehditleri somut bir askeri ambargoya dönüştürdü.
2. 5 Şubat 1975: Kesilen İkmal Linesı ve Hangarlardaki Sessizlik
ABD Kongresi, 5 Şubat 1975 itibarıyla Türkiye’ye yönelik tam kapsamlı bir askeri ambargo başlattı.
Ambargonun bilançosu ağırdı:
- Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterindeki F-4 ve F-104 uçaklarının yedek parça tedariki tamamen durdu.
- Deniz Kuvvetleri’nin gemileri için telsiz ve iletişim aksamları temin edilemez hale geldi.
- Hangarlardaki onlarca savaş uçağı, basit bir cıvata veya elektronik kart bulunamadığı için uçamaz duruma geldi ("Yamyamlık" denilen, sağlam uçaktan parça söküp diğerine takma yöntemi ilk kez bu dönemde kitlesel boyut kazandı).
Bu tablo, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tamamen dışa bağımlı bir ittifak yapısına emanet edemeyeceğini çıplak bir gerçeklikle gösterdi.
3. "Kendi Gemini Kendi Yap": Toplumsal Mobilizasyondan Kurumsal Yapılanmaya
Devletin mühimmat sıkıntısına girdiği günlerde yanıt, bürokrasiden önce halktan geldi. 1960’larda başlayan "Kendi gemini kendin yap" kampanyaları, ambargo döneminde çığ gibi büyüdü.
Aşağıdaki kronolojik hat, halk bağışlarıyla başlayan sürecin nasıl devlet politikasına dönüştüğünü özetlemektedir:
Türk Donanma Cemiyeti'nin Kurulması
1965
Johnson Mektubu'nun ardından halktan toplanan bağışlarla yerli gemi inşasını desteklemek üzere cemiyet kuruldu. Berk sınıfı ilk yerli fırkateynin temelleri atıldı.
Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ve TUSAŞ
1970 - 1973
Uçak sanayiini kurmak amacıyla vakıf kuruldu; 1973 yılında çıkarılan kanunla Türk Uçak Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) ilk adımlarını attı.
Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ve ASELSAN
1974 - 1975
Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası haberleşme bağımsızlığı için ASELSAN kuruldu. Sanayi hamlesinin teknolojik omurgası belirlendi.
3388 Sayılı Kanun ve TSKGV
1987
Parçalı haldeki üç kuvvet vakfı tek çatı altında birleştirilerek Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) kuruldu.
4. Bodrum Katından Çıkan Teknoloji: ASELSAN Örneği
Ambargonun en kritik derslerinden biri "haberleşme güvenliği" olmuştu. Harekât sırasında ordunun kullandığı telsizlerin frekanslarının kolayca karıştırılabildiği ya da dinlenebildiği anlaşılmıştı.
Milli Savunma Bakanlığı ve Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı öncülüğünde 1975 yılında ASELSAN kuruldu. Şirket ilk yıllarında Ankara Macunköy’de çorak bir arazi üzerine kurulan tesiste, yerli telsiz üretimi için çalışmaya başladı. 1980’lerin başında ilk yerli askeri telsizler TSK envanterine girdiğinde, ambargonun yarattığı en büyük stratejik zaaflardan biri kapatılmış oluyordu.
5. Bugünün Savunma Ekosistemine Düşen Tarihsel Not
1975 ambargosu, 1978 yılında ABD Kongresi tarafından kaldırıldı. Ancak bıraktığı kurumsal miras ve stratejik bilinç silinmedi.
Eğer 1975’teki o ağır ambargo koşulları yaşanmamış olsaydı; bugün TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, ASPİLSAN gibi kurumların temeli atılamayacak, Türkiye savunma sanayiinde üretici değil, sadece yabancı tedarikçilerin pazar alanı olarak kalmaya devam edecekti.
Sonuç olarak; 50 yıl önce çekilen diplomatik restler ve uygulanan ambargolar, Türkiye’nin kendi kendine yetme arayışını bir temenni olmaktan çıkarıp devlet politikası haline getiren ana kaldırıcı olmuştur.