Türk futbolunun en büyük rekabetlerinden biri, bu kez Ziraat Türkiye Kupası sahnesinde bir kez daha karşımıza çıktı. Fenerbahçe, Kadıköy’de ağırladığı Beşiktaş karşısında sadece bir maç kaybetmedi; uzun süredir arkasına aldığı psikolojik üstünlüğü ve 16 maçlık yenilmezlik serisini de geride bıraktı.
Maçın skoru 2-1 olabilir ama hikâyesi çok daha derin. Fenerbahçe, ilk yarıda penaltıyla dengeyi sağlasa da özellikle ikinci yarıda oyunun kontrolünü rakibine teslim etti. Üretkenlikten uzak, temposu düşen ve final anlarında savunma konsantrasyonunu kaybeden bir Fenerbahçe izledik. 90+1’de gelen gol ise sadece tabelayı değil, Kadıköy’deki güven duygusunu da sarstı.
Bu mağlubiyet, Domenico Tedesco yönetimindeki sarı-lacivertliler adına ayrı bir parantezi hak ediyor. Süper Lig ve Avrupa’da yenilgi yüzü görmeyen bu takım, bir derbide kırılganlığını net biçimde ortaya koydu. Büyük maçlar bazen serileri değil, karakteri ölçer. Bu sınavda Fenerbahçe sınıfta kaldı.
Öte yandan Beşiktaş cephesinde bambaşka bir tablo var. Sezon boyunca ezeli rakipleri karşısında öne geçtiği maçları kazanamayan siyah-beyazlılar, Kadıköy’de bu kötü gidişe son verdi. Václav Černý, attığı iki golle sadece maçın değil, belki de sezonun kırılma anlarından birinin başrolü oldu. Bu galibiyet, Beşiktaş için yalnızca 3 puan değil; “biz de buradayız” deme fırsatıydı.
İstatistikler de bu durumu destekliyor. Beşiktaş, Kadıköy’de oynadığı son 5 maçta sadece 1 kez kaybetti. Bu, tesadüf değil; doğru anlarda doğru reaksiyon verebilen bir takım refleksi. Kupada gelen bu galibiyet, sezonun geri kalanı için siyah-beyazlılara ciddi bir özgüven aşılayacaktır.
Sonuç olarak bu derbi bize şunu bir kez daha hatırlattı:
Seriler, istatistikler ve geçmiş performanslar sahaya çıkmıyor. Sahaya çıkanlar, o gün ne kadar istediğini ve ne kadar hazır olduğunu gösteriyor. Kadıköy’de bu kez isteyen ve direnen Beşiktaş’tı. Fenerbahçe içinse bu yenilgi, kupada yolun başında gelen ama sezonun geri kalanı için ciddi dersler barındıran bir uyarı niteliğinde.
Derbiler böyle maçlardır.
Bazen bir kupadan fazlasını kazandırır, bazen de çok şey kaybettirir.