ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan ve 19 Haziran’da İsviçre’de imzalanması beklenen mutabakat, İsrail yönetiminde sert tepkilere yol açtı. Anlaşmanın, Lübnan dahil olmak üzere bölgedeki tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini öngördüğü belirtilirken, İsrailli yetkililer söz konusu düzenlemenin kendileri açısından bağlayıcı olmadığını açıkladı.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Donald Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz. İsrail, ABD’nin bir sömürgesi değildir” ifadelerini kullandı. Ben-Gvir, İsrail’in güvenliğini garanti altına almadığını savunduğu anlaşmaya taraf olmadıklarını belirterek, Hizbullah’ın tamamen tasfiye edilmesinden daha düşük bir hedefi kabul etmeyeceklerini söyledi.
Ben-Gvir ayrıca, İsrail ordusunun Lübnan’daki mevcut pozisyonlarından çekilmemesi gerektiğini savundu ve İsrail’e yönelik herhangi bir saldırıya sert karşılık verilmesi çağrısında bulundu.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz da benzer yönde açıklamalarda bulundu. Katz, Başbakan Benjamin Netanyahu ile birlikte İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze’de oluşturulan güvenlik bölgelerinde süresiz olarak kalmasını öngören bir politika izlediklerini belirtti. Katz, bu bölgelerin İsrail sınırlarının ve yerleşim yerlerinin korunması açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.
Savunma Bakanı Katz, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki güvenlik bölgelerinden çekilmesine karşı olduklarını vurgulayarak, Netanyahu’nun bu tutumu ABD Başkanı Donald Trump ve üst düzey Amerikan yetkililerine ilettiğini kaydetti.
ABD ile İran arasında varılan ön anlaşmanın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve bölgedeki çatışmaların durdurulması gibi maddeler içerdiği, tarafların 19 Haziran’da İsviçre’de imza töreninde bir araya gelmesinin beklendiği belirtiliyor. Ancak İsrail yönetiminin anlaşmaya mesafeli yaklaşımı, mutabakatın bölgesel etkilerine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.




