İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Avam Kamarası'nda İngiltere'nin İsrail ve Filistin politikasına ilişkin konuşma yaptı. İsrail'e sert eleştiriler yönelttiği açıklamalarında kendisinin Britanyalı bir Yahudi olduğunu gururla açıklayabileceğini söyleyen Miliband, "Bu açıklamayı, ailesinden 60 kişiyi Nazilerin elinde kaybetmiş ve büyükanneme bir yuva sağladığı için İsrail devletine derin bir minnet duygusu besleyen biri olarak yapıyorum" dedi.
"İki devletli çözüm, her iki halkın da güvenliğini sağlamanın tek yolu"
İsrail'i desteklemekle Filistin'i desteklemenin birbiriyle çelişen şeyler olmadığını ifade eden Miliband, "Yahudi kimliğimle gurur duyuyorum ve İsrail'e desteğim sarsılmaz. Fakat bununla Filistin devletine verdiğim destek arasında kesinlikle bir çelişki yok. Hatta tam tersi. İki devletli çözüm, her iki halkın da güvenliğini sağlamanın tek yolu" ifadelerini kullandı. Miliband, iki devletli çözümün İngiliz hükümetinin politikasına yön veren kutup yıldızı olduğunu söyledi.
İsrail'i Batı Şeria'da etnik temizliğe göz yummakla suçladı
Filistin topraklarında yaşanan etnik temizliğe bizzat İsrailli yetkililerin açıklamalarından alıntılar yaparak dikkat çeken Miliband, "Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, yaşananları, ‘Batı Şeria'daki bölgelerde etnik temizlik yapmaya yönelik şiddet içeren ve suç teşkil eden bir girişim' olarak tarif etti. Eski Sağlık Bakanı ve emekli Tuğgeneral Efraim Sneh de yine onun ifadeleriyle aktarıyorum, ‘Bu, etnik temizliktir' dedi" ifadelerini kullandı.
Miliband, "İngiliz hükümeti, Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde yerleşimci teröristler tarafından Filistinlilere yönelik etnik temizlik yapıldığı görüşüne katılmaktadır. Evler buldozerlerle yıkıldı. Yollar ve altyapı tahrip edildi ve aileler evlerinden zorla çıkarıldı. İsrail hükümeti, buna genellikle göz yumdu. Daha da kötüsü, hükümet mensupları Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesini destekleyen açıklamalar yaptı ve bu yönde adımlar attı" dedi.
"Etnik temizlik" ifadesinin ağırlığının farkında olduğunu söyleyen Miliband, "Ancak gerçek şu ki, böylesine büyük acılar çeken insanların hak ettiği şey, en azından yaşadıklarının açık bir şekilde dile getirilmesidir. Bu, adaletin sağlanmasının başlangıcı olmalı" dedi.
"İngiliz hükümetinin resmi görüşü, Batı Şeria'daki işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde"
Miliband, "İngiliz hükümeti, uzun zamandır yerleşimlerin yasa dışı olduğunu haklı bir şekilde ifade ediyor. Ancak işgalin bütünüyle hukuka uygun olup olmadığı konusunda sessiz kaldık. Uluslararası Adalet Divanı, 2024 yılında işgalin hukuka aykırı olduğuna hükmetmişti. Bugün İngiliz hükümetinin resmi görüşünün, İsrail'in kontrolünü kalıcılaştırma, kalıcı egemenliğini genişletme niyeti ve yasa dışı yerleşimler yoluyla izlediği yayılmacı politika nedeniyle, işgalin hukuka aykırı olduğu yönünde" dedi.
Bu tutumun sadece gerçeklerin gecikmiş olarak dile getirilmesinden ibaret olmayacağını da ifade eden Miliband, "Hükümetimiz, bunun işgal altındaki topraklarla kurmayı tercih ettiğimiz ekonomik ilişkilere de yansıması gerektiğine inanıyor" dedi.
İngiltere yasa dışı yerleşimlerle ticareti yasaklayacak
İngiliz hükümetinin Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerle ticareti yasaklayacağını da ilan eden Miliband, "İngiliz halkının yerleşimlerden gelen ürünleri mağazalarımıza ve süpermarketlerimize kabul ederek işgali desteklememizi istediğine inanmıyorum. Bu nedenle bugün, işgal altındaki topraklarda bulunan yasa dışı yerleşimlerden gelen mallara ithalat yasağı getireceğimizi açıklayabilirim. Ayrıca yerleşimlerin genişlemesi için inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmeti sunan belirli şirketlere ve kişilere karşı harekete geçeceğiz" dedi.
Yasa dışı yerleşimleri finanse edenlere ve bunları genişletenlere seslenen Miliband, "İngiliz yaptırımlarının tüm gücüyle karşı karşıya kalacaksınız. Yerleşimler yasa dışıdır. Ülkemizde bunların tanıtımı yapılmamalıdır" dedi.
Miliband, yasa dışı yerleşimlerin İngiltere'de reklamının yapılmasını da yasaklayacaklarını açıkladı. Miliband, yeni tedbirlerin İsrail'i değil, yasa dışı yerleşimleri ve yerleşimlerin genişletilmesini hedef aldığını özellikle ifade ederek, İsrail ile ticari ilişkileri desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi. İngiliz bakan, bugün duyurduğu yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesinin ise altı ile dokuz ay süreceğini açıkladı.
"İşgale somut katkıda bulunan silah ve diğer ürünlerin ihracatına yönelik tüm izin başvurularını da reddedeceğiz"
İsrail'e silah satışları konusuna da değinen Miliband, "İsrail ordusunun Gazze'de kullandığı silahlara ilişkin 30'dan fazla ihracat iznini zaten askıya aldık. Bu karar, bütünüyle yürürlükte kalmaya devam ediyor" dedi.
Miliband, "Artık, işgale somut katkıda bulunan silah ve diğer ürünlerin ihracatına yönelik tüm izin başvurularını da reddedeceğiz. Bu, fiilen silah satışlarına karşı çifte güvence anlamına geliyor. Böylece, söz konusu ihracata yönelik yasak, işgal sürdüğü müddetçe yürürlükte kalacak" dedi.
Gazze'de savaş suçları işlendiğine dair kanıtlar olduğuna dikkat çekti
Konuşmasında Gazze'ye de değinen ve 7 Ekim'de yaşananların sonrasında olanları haklı çıkaramayacağını ifade eden Miliband, "En az 20 bini çocuk olmak üzere 70 binden fazla insan öldürüldü. Nüfusun büyük çoğunluğu yerinden edilmiş durumda. Yaklaşık 2 milyon insan, bölgenin yalnızca üçte birine sıkıştırılmış durumda. Hayat kurtaran insani yardımlar ve bunlara erişim sürekli engellendi. Hastaneler yıkıldı. Evlerin yüzde 60'tan fazlası harabeye döndü" dedi.
Bu yapılanların uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğunu vurgulayan Miliband, "İsrail ordusunun eylemleri de dahil olmak üzere yaşananlar, BM Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun da aralarında bulunduğu çeşitli kuruluşlar tarafından derinlemesine incelendi. Bu raporların sonuçları, savaş suçları işlenmiş olabileceğine ilişkin giderek artan kanıtlar sunuyor. Bunların tespit edilmesine yönelik hukuki süreçleri destekliyoruz" dedi.
Miliband, Gazze'de soykırım konusunda ise iddiaların kapsamlı, sağlam ve adil yargı süreçleriyle incelenmesini desteklediğini açıkladı. Miliband, "1948 Soykırım Sözleşmesi'nden bu yana tüm soykırımlar için yaklaşımımız bu olmuştur. Ruanda, Srebrenitsa, Kamboçya ve Uygur halkına yönelik eylemler. Politikamız bu şekilde devam edecektir. Bu meselenin Uluslararası Adalet Divanı'na taşınması isabetlidir. Mahkemenin karar verme sürecini desteklediğimizi açıkça belirtmek istiyorum" dedi.
Miliband, Fransa ve Kanada'nın da aralarında yer aldığı ülkelerin de Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerle ticaret yasağına katılacağını duyurdu.
Miliband'ın açıklamasıyla eş zamanlı olarak Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere dışişleri bakanlıkları, ortak bir açıklama yayımlayarak yasa dışı yerleşimlerle ticarete kısıtlamalar getirileceğini duyurdu.
Gölge Dışişleri Bakanı, tedbirlerin işe yaramayacağını savundu
Ana muhalefetten Gölge Dışişleri Bakanı Tom Tugendhat ise Miliband tarafından açıklanan tedbirlerin etkisiz kalacağı görüşünü paylaşarak, Dışişleri Bakanlığı'nı işe yaramayacağını bildiği ve sadece masum insanlara zarar verecek politikaları hayata geçirmekle suçladı.
Filistin ve İsrail ekonomilerinin birbirine fazlasıyla bağlı olması nedeniyle yasa dışı yerleşimlerle ticaret yasağının uygulanabilir olmayacağını savunan Tugendhat, tedbirlerin sadece İsrail'deki aşırılık yanlılarına yarayacağını söyledi. Tugendhat, "İsrail'deki seçimlere sadece yedi hafta kaldı. Birçok kişi, haklı olarak bu adımın aşırılık yanlısı adayların kampanyalarına yarayacağını, birlik içindeki bir İsrail için ılımlı görüşleri savunanların ise aleyhine olacağını belirtti" dedi.




