BM Genel Sekreteri Guterres, GKRY lideri Nikos Hristodulidis ve kendisinin katılımıyla ara bölgede gerçekleştirilen üçlü görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığı'nda açıklama yapan Erhürman, "Sayın Genel Sekreter'in heyetiyle birlikte adaya gelişini, önemli ve olumlu bulduğumu belirterek başlamak istiyorum. Neden önemliydi? 16 yıl önce en son bir Genel Sekreter adaya gelmişti. Dolayısıyla 16 yıl sonra bu ziyaretin gerçekleşmiş olması aslında Sayın Genel Sekreter'in burada yaşananlara ve Kıbrıs sorununa olan ilgisinin boyutunu gösteriyordu diye düşünüyorum" dedi. Guterres'in beraberindeki heyette BM bürokrasisi içerisinde üst düzeyde olan isimler olduğuna vurgu yapan Erhürman, önemli olan noktanın Guterres'in hem Güney'de Hristodulidis'le hem de Kuzey'de kendisiyle görüşmesi olduğuna vurgu yaptı.
Bu görüşmelerin BM çatısı altında iki eşit lider konumunun tekrardan altının çizilmesi anlamına geldiğini belirten Erhürman, "Dediğim gibi bu zaten söylenmesine bile gerek olmayan bir şeydir" diye konuştu.
"Çözüm de üretebiliriz, eğer niyet ve irade varsa"
Seçimden önce sık sık dile getirdiği "Lefkoşa'da var" sözüne vurgu yapan KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, "Yani birtakım sorunları konuşacaksak bunları Lefkoşa'da, iki lider olarak biz konuşabiliriz. Çözüm de üretebiliriz, eğer niyet ve irade varsa. Sayın Genel Sekreter de Lefkoşa'da yapılan bu toplantılara bir anlamda kolaylaştırıcılık yapmak üzere burada bulundu. Dolayısıyla ben baştan itibaren zaman zaman, ‘Veda ziyareti mi bu acaba?' veya ‘Tatile mi geliyor Genel Sekreter görev süresi tamamlanırken?' şeklindeki yaklaşımların çok ciddiye alınamayacağını söyledim" ifadelerini kullandı.
Ziyaretin sonuçları açısından önemli olduğunu kaydeden Erhürman, "Yeni geçiş noktasının açılması gibi çıktılar olmamasına rağmen, ben sonuçlarının olumlu ve önemli olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.
"Bu defa farklı olacaksa bizi sonuca ulaştıracak bir yöntemle yürümemiz gerekiyor"
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, Rum lideri ile birlikte son 9 yılda artan güvensizliği gidermek amacıyla güven artırıcı önlemler konusunda bazı olumlu adımlar atmalarının önemli olacağını vurguladı. KKTC Cumhurbaşkanı, "Sayın Genel Sekreter'in ‘Bu defa farklı olmalı, bu defa farklı olacak' dediği bir şey vardı. Nereden farklı? Bizler açısından özellikle 2004 ve 2017'den farklı. Çünkü biz 2004'te de 2017'de de çözümü isteyen taraf olduğumuzu çok açık bir şekilde ortaya koymuş olmamıza rağmen çözüme ulaşılamamıştı. Dolayısıyla yaşanan deneyimlerden ders çıkararak Sayın Guterres'in dediği gibi farklı bir şey olması gerektiğini söylüyorduk. O farklılığı da yine biliyorsunuz ki metodoloji diye ortaya koymuştuk. Bu metodoloji üzerinde anlaşılsın, ondan sonra biz müzakere masasına oturalım" dedi.
"Dolayısıyla bu bizler açısından önemlidir"
Guterres'in son basın toplantısında güven artırıcı önlemler konusundaki hazırlıklara ve metodoloji konusundaki hazırlıklara özel bir önem atfettiğini belirten Erhürman, "Dolayısıyla bu bizler açısından önemlidir. Biz çözüm istiyoruz ve çözüme ulaşmak için bu defa farklı bir şey yapılması gerekiyor. Bu defa farklı olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu defa farklı olması gerektiğini düşünen de tek biz değiliz. Crans-Montana'dan beri Sayın Genel Sekreter defalarca ‘Bu defa farklı olmalı' diyordu. Biz de diyorduk ki çözüme giden yolun taşlarını doğru döşemezsek oraya gidemeyeceğiz. O taşların doğru döşenmesi de bizim açımızdan güven artırıcı önlemler ve metodolojide anlamlı ilerleme kaydedilmesiydi. Dolayısıyla bu da Sayın Genel Sekreter'in hem bütün o toplantılardaki yaklaşımıyla hem de son yaptığı açıklamalarla bir anlamda teyit edilmiş oldu diye düşünüyorum" diye konuştu.
"Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz"
BM Genel Sekreteri Guterres'in garantörlerle bu süreçte sürekli görüştüğünü kaydeden Erhürman, "Biliyorsunuz, kendi konuşmasında garantör ülkelerin devam eden desteğine güvendiğini vurguladı Sayın Genel Sekreter. Yine yeterli hazırlık yapılması şartıyla 5+1 konusunda garantörlerle mutabakatı olduğunu da vurguladı. Dolayısıyla bu açık bir şey. Sayın Genel Sekreter elbette 5+1'den söz ettiği zaman, o 5'in içerisinde garantörler de olduğuna göre, onlarla da yakın temas içerisinde. Bu süreci bugüne kadar devam ettirdi ve bundan sonra da böyle devam ettireceğini söylüyor. Biz de tabii ki aynı şekilde garantör ülke Türkiye Cumhuriyeti ile bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çok yakın ve tam bir istişare içerisinde süreci yürütmeye devam edeceğiz. Hep şunu söylüyorduk: Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz. 5+1 olsun diye 5+1 istemiyoruz. Ne istiyoruz? 5+1 olacaksa sonuç vereceği güvence altına alınmış bir 5+1 olsun ve yine müzakere olacaksa bu defa bizi çözüme ulaştıracak bir müzakere olsun" diye konuştu.
"Sonuç odaklılığının bu kadar açık bir şekilde altının çizilmiş olmasını olumlu buluyorum"
Guterres'in toplantıda ‘Her iki tarafın ve garantörlerin, yeterli hazırlık yapılması şartıyla 5+1 formatındaki bir toplantıya geçilmesi konusunda mutabakatını aldığımı söylemeliyim. Bu hazırlıklar güven artırıcı önlemlere, metodolojiye ve özlü konulara ilişkin hazırlıkları kapsamaktadır. Çünkü daha fazla sonuç vermeyen 5+1 toplantısı yapmak istemiyorum' ifadelerini kullandığını belirten Erhürman, "Bizim de biliyorsunuz daha önceki 5+1'lerle ilgili temel yaklaşımımız buydu. ‘Çözüme giden yolu açacak başarılı bir 5+1 toplantısı gerçekleştirmek istiyorum' dedi ki bu da bizim baştan beri söylediğimizdir. Dolayısıyla sonuç odaklılığının bu kadar açık bir şekilde altının çizilmiş olmasını olumlu buluyorum" ifadelerini kullandı.
"İş olsun diye yapılacak toplantılar ihtimali bertaraf edildi"
Görüşmelerin ardından umutlu olduğunu belirten Erhürman, "Bir kere Sayın Genel Sekreter'in dışarıya söyledikleri de içerideki toplantılarda bize söyledikleri de hem kendisinin hem de Birleşmiş Milletler'in bu konuya son ana kadar her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğunu gösteriyor. Bu net bir şekilde ifade edildi. Bir kere sonuç alınamayacak, iş olsun diye yapılacak toplantılar ihtimali bertaraf edildi. Bunu da ben olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Bu çünkü neyi gösterecek? Eğer ‘5+1 istiyorum' iddiasında taraflar samimiyse, sonuç üretecek bir 5+1 istiyoruz. Sonuç üreteceği önceden güvence altına alınmış bir 5+1 istiyoruz. Eğer biz de, muhatabımız da samimiysek, ‘Tarih belirlenseydi daha iyi olurdu, daha umutlu olurduk' diye düşünenler olabilir elbette. Ama ben tam tersini düşünüyorum. Çünkü tarihin belirlenmemiş olması ama 5+1'i toplama niyetinin de hem garantör ülkelerle hem iki tarafla görüşülerek çok açık bir şekilde beyan edilmiş olması aslında neyi ortaya koyacak? Bu konularda ilerlemeniz gerekiyor" şeklinde konuştu.
"Masada Avrupa Birliği'nin yer alması söz konusu değil"
Görüşmede bazı konuları gündeme getirdiklerini belirten Erhürman, "Bunların başında mülkiyet konusu geliyordu. Sevgili Yasa Yeşilada ile ilgili bir tür davetiye veya celpname çıkarıldı; Güney'deki bir polis istasyonuna gidip ifade vermesiyle ilgili. Biz bu süreci çok çok yakından takip ettik. Kendisiyle de sürekli temas halindeydik. Biliyorsunuz, gitti, ifadesini verdi ve geriye döndü. Bu bir tutuklama emri değildi. Bir European Arrest Warrant falan söz konusu değildi. Sadece tanıklıktı. Ama böyle olmasına rağmen bunun yine Sayın Guterres'in gelmesinden iki gün önceye tesadüf etmesi önemliydi" dedi.
Guterres'in toplantıda adadaki güvenlik ve riskler konusuna çok özel vurgular yaptığını kaydeden Erhürmen, "Tabii ki biz de onun içerisinde bu hareketlerin adadaki iki halkın güvenliği açısından hiç de arzu etmediğimiz sonuçlar ortaya koyma riski taşıdığını kendileriyle paylaştık" diye konuştu.
Avrupa Komisyonu tarafından Komisyon Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto'nun sözde "Kıbrıs özel temsilcisi" olarak atanmasına değinen Erhürman, "Sayın Fitto biliyorsunuz Avrupa Birliği'nin kendi iç tasarrufuyla görevlendirildi. Sayın Fitto ile yine bu süreç içerisinde, konuşmamayı tercih ettiğim süreç içerisinde, bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisi aradı ve bir iki gün içerisinde de burada olacak. Hem Güney'de hem Kuzey'de bizimle görüşecek Sayın Fitto. Telefon görüşmesinde de kendisine bizim bu konudaki bilindik pozisyonumuzu aktardık. Yani siz bizim açımızdan 5+1 masasındaki ne 5'in altıncısısınız ne de 1'in ikincisisiniz. Dolayısıyla masada Avrupa Birliği'nin yer alması söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Türk halkıyla Avrupa Birliği arasında da güven artırıcı önlemlere ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Erhürman, "Çünkü maalesef Kıbrıs Türk halkının Avrupa Birliği'ne güvenini de sarsacak çok fazla şey yaşandı, yaşanıyor. Dolayısıyla sizinle görüşeceğimiz şeyler bizim Yeşil Hat Tüzüğü konusunda, Doğrudan Ticaret Tüzüğü konusunda ve benzeri pek çok konuda yaşadığımız sıkıntılardır" şeklinde konuştu.
"Hristodulidis'e, haftada en az bir kez görüşmeye hazır olduğumu söyledim"
KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dana'nın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) müzakerecisi Menelaos Menelaou ile çok sık bir araya geldiğini söyleyen Tufan Erhürman, "Onun daha da sıklaşacağını tahmin ediyorum bu dönemde. Ben de çıkarken Sayın Nikos Hristodulidis'e, haftada en az bir kez görüşmeye hazır olduğumu Sayın Genel Sekreter'in önünde söyledim. Bizim burada, bu konularda göstereceğimiz performanstır elbette 5+1'in tarihini daha yakına çekecek olan. Ama bu tabii ki dediğim gibi buradaki performans sonucunda belli olacak" dedi.


