ABD ile Venezuela arasındaki son kriz, bir gecede ortaya çıkmış ani bir gelişme değil. Aksine, 2025 yılı boyunca adım adım tırmanan siyasi ve ekonomik çekişmenin sahaya yansıyan sonucu. ABD saatine göre 3 Ocak'ta başlayan operasyonun ilk 24 saati, bu uzun gerilimin neden bu noktaya geldiğini açık biçimde ortaya koyuyor.
2025 Trump ikinci kez başkan: Gerilim yeniden inşa ediliyor
Washington–Caracas hattında tansiyon, 2025’in başından, yani Trump'ın Beyaz Saray'da bir kez daha başkanlık koltuğuna oturmasından itibaren yeniden yükselmeye başladı. ABD yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu hem demokratik meşruiyet hem de uyuşturucu ticareti iddiaları üzerinden hedef alırken, baskının merkezine petrol gelirlerini yerleştirdi.
Yıl boyunca Venezuela petrolüne yönelik yaptırımlar genişletildi, bazı enerji şirketlerine tanınan sınırlı lisanslar askıya alındı ya da ağır koşullara bağlandı. Caracas yönetimi bu adımları “ekonomik kuşatma” olarak niteledi. Diplomatik temaslar zayıfladı, taraflar birbirini açık biçimde rejim değişikliği hedefiyle suçlamaya başladı.

Dil sertleşti, askeri müdahale vurgusu öne çıktı
2025’in ikinci yarısında ABD söylemi belirgin biçimde sertleşti. Washington, Maduro yönetimini yalnızca yaptırımlarla değil, güvenlik ve suç başlıkları üzerinden de baskı altına aldı. “Narko-terör” suçlamaları ve deniz güvenliği gerekçeleri, olası askeri adımların zeminini oluşturdu.
Caracas ise bu suçlamaları reddederek, ABD’nin asıl hedefinin Venezuela’nın enerji kaynakları ve siyasi geleceği olduğunu savundu. Karşılıklı açıklamalar, krizin artık yalnızca diplomatik değil, güvenlik boyutuna taşındığını gösterdi.

Kırılma noktası: Yaptırımlar ve petrol hattı
Yılın son günlerinde ABD’nin petrol hattını hedef alan yeni adımları, krizde kırılma noktası oldu. Venezuela ekonomisinin bel kemiği olan petrol ihracatına yönelik bu hamleler, Caracas’ta açık bir tehdit olarak algılandı. Bu gelişmelerin ardından askeri senaryo ilk kez ciddi biçimde konuşulmaya başlandı.

Tarih 3 Ocak 2026, operasyon başlıyor
ABD saatine göre 3 Ocak cumartesi günü sabahın erken saatlerinde, Caracas’ta patlama sesleri ve askeri hareketliliğe dair ilk bilgiler gelmeye başladı. Kısa süre içinde ABD yönetimi operasyonu doğruladı. Washington, adımı uzun süredir dile getirilen suçlamalar ve “ulusal güvenlik” gerekçesiyle savundu.
Venezuela yönetimi ise yaşananları “egemenliğe açık saldırı” olarak tanımladı. Krizin askeri boyuta taşındığı bu ilk saatlerde ülkede güvenlik önlemleri artırıldı, olağanüstü toplantılar yapıldı.

İlk 24 saat: Belirsizlik ve restleşmeler
Operasyonun başlamasının ardından ilk 24 saat boyunca gözler Nicolás Maduro’nun durumuna çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, Maduro ve eşinin ABD güçlerince yakalandığını öne sürerken, Caracas bu iddialara karşı net ve doğrulanmış bilgi talep etti. Karşılıklı açıklamalar, belirsizliği daha da artırdı.
Aynı süreçte petrol yeniden krizin merkezine oturdu. ABD’den gelen petrol akışına ilişkin mesajlar, Venezuela’nın ihracat kapasitesi ve küresel enerji piyasaları açısından tedirginlik yarattı.

Peki neden şimdi?
ABD’nin Venezuela’ya yönelik operasyonunun zamanlaması, 2025 boyunca sonuç vermeyen yaptırım politikasının geldiği sınırla yakından ilişkili. Washington, petrol yaptırımları ve diplomatik baskıyla Maduro yönetimini zayıflatmayı hedeflese de bu strateji istenen siyasi çözülmeyi yaratmadı.
Yılın son aylarında petrol sevkiyatına dair belirsizliklerin artması, enerji hattını yeniden krizin merkezine taşıdı. ABD açısından bu durum, Venezuela’nın elindeki en güçlü kozun hâlâ petrol olduğunu ve baskının sahaya taşınması gerektiğini gösterdi.
Diğer yandan, operasyonun zamanlamasında ABD iç siyaseti de etkili oldu. Donald Trump’ın sert dış politika çizgisi ve Maduro’ya yönelik uzun süredir kullandığı “meşruiyet” söylemi, askeri seçeneğin daha açık biçimde devreye sokulmasını kolaylaştırdı. Nitekim Epstein skandalında alenen ismi geçen Başkan Trump'ın siyasi temsili ve Amerikan kamuoyu karşısında girdiği, örtbas etmek için uğraştığı bir güven ve meşruiyet krizi ile de başı bir süredir belada.
Bölgesel ve uluslararası düzlemde Venezuela’nın sınırlı diplomatik destekle karşı karşıya kalması da Washington’a hareket alanı sağlayan bir başka etmen. Böylece 2025 boyunca biriken kriz, 2026’nın başında askeri bir kırılma noktasıyla sahaya taşındı.





