İstanbul'un Beykoz ilçesinde bulunan Yuşa Tepesi, Boğaz manzarası ve tarihi yapılarının yanı sıra yüzyıllardır devam eden manevi ziyaret geleneğiyle dikkat çekiyor. Tepede bulunan ve halk arasında Hz. Yuşa'ya ait olduğuna inanılan uzun mezar da bölgenin en çok merak edilen noktaları arasında yer alıyor. Peki, Yuşa Tepesi'nin hikayesi nedir? Hz. Yuşa Türbesi gerçekten kime ait? İşte detaylar...
Yuşa Tepesi nerede?

Yuşa Tepesi, İstanbul'un Beykoz ilçesinde, Anadolukavağı yakınlarında bulunuyor. Yaklaşık 195 metre rakıma sahip olan tepe, Boğaz'a hakim konumuyla dikkat çekiyor. Bölgenin hem tarihi hem de coğrafi özellikleri, Yuşa Tepesi'ni İstanbul'un önemli ziyaret noktalarından biri haline getiriyor.
Tepenin bulunduğu bölgenin geçmişinin oldukça eski dönemlere uzandığı belirtiliyor. Tarih boyunca farklı inançlarla ilişkilendirilen Yuşa Tepesi'nde çeşitli dini yapıların bulunduğu aktarılıyor.
Yuşa Tepesi'nin hikayesi nedir?
Yuşa Tepesi'nin Hz. Yuşa ile ilişkilendirilmesinin geçmişi yüzyıllar öncesine dayanıyor. Yaygın inanışa göre Hz. Yuşa'nın mezarının bulunduğu yerlerden biri Beykoz'daki bu tepe olarak kabul ediliyor.
Ancak bu bilginin kesinleşmiş bir tarihsel gerçek olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde yer alan bilgilere göre, Beykoz'daki kabrin Hz. Yuşa'ya ait olduğu inancı yaygın olsa da Hz. Yuşa'nın burada bulunduğunu doğrulayan kesin bir bilgi bulunmuyor. Tevrat'taki anlatımlarda ise Yeşu'nun Filistin'de öldüğü ve Timnatserah'a defnedildiği belirtiliyor.
Bu nedenle Yuşa Tepesi'ndeki mezar, tarihsel açıdan Hz. Yuşa'nın kesin kabri olarak değil, Hz. Yuşa'ya nispet edilen bir makam-kabir olarak ele alınıyor.
Hz. Yuşa kimdir?
Yûşa veya Yeşu olarak da bilinen Hz. Yuşa, İslam geleneğinde Hz. Musa'dan sonra peygamberlik yaptığı kabul edilen Benî İsrail peygamberlerinden biri olarak biliniyor.
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Yûşa adı İbranice Yehoşua isminden geliyor. Tevrat'taki anlatımlarda ise Yûşa'nın Hz. Musa'nın yardımcısı olduğu ve daha sonra İsrailoğullarının liderliğini üstlendiği aktarılıyor.
Yuşa'nın adı Kur'an'da doğrudan geçmiyor. Bununla birlikte Kehf Suresi'nde Hz. Musa'nın yanında bulunan genç yardımcıdan söz ediliyor ve İslami rivayetlerde bu kişinin Hz. Yuşa olduğu kabul ediliyor.
Yuşa Tepesi'ndeki mezar Hz. Yuşa'nın mı?

Yuşa Tepesi'ndeki en dikkat çekici unsur, oldukça uzun ölçüleriyle öne çıkan mezar. Halk arasında bu mezarın Hz. Yuşa'ya ait olduğuna inanılıyor.
Ancak tarihsel kaynaklarda mezarın kime ait olduğu konusunda farklı görüşler bulunuyor. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde, tepedeki mezarın geçmiş dönemlerde Herakles'in mezarı veya yatağı olarak da bilindiği aktarılıyor. Evliya Çelebi'nin ise Seyahatnâme'sinde Yuşa Tepesi'nden ve burada Hz. Yuşa'ya atfedilen mezardan söz ettiği belirtiliyor.
Dolayısıyla bugün ziyaret edilen mezarın Hz. Yuşa'ya ait olduğu inancı, tarihsel olarak kesinleşmiş bir mezar tespiti değil, uzun yıllardır devam eden bir inanış niteliğinde.
Yuşa Tepesi'nin adı nereden geliyor?
Tepenin adının nereden geldiği de kesin olarak bilinmiyor. Kaynaklarda bu konuda farklı görüşler bulunuyor.
Bir görüşe göre bölgenin adı Hz. Yuşa'dan geliyor. Başka bir görüşte ise "Yuşa" adının eski dönemlerde kullanılan "yuğşa" kelimesinden dönüşmüş olabileceği belirtiliyor. Bu kelimenin, koyunlara vurulan damgaların boyanmasında kullanılan aşı boyasıyla ilişkilendirildiği aktarılıyor.
Bu nedenle Yuşa Tepesi adının kökeni konusunda kesin bir görüş bulunmuyor.
Yuşa Tepesi'ndeki cami ve tekke ne zaman yapıldı?
Yuşa Tepesi'ndeki dini yapıların geçmişi Osmanlı dönemine uzanıyor. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki bilgilere göre Yirmisekizçelebizâde Sadrazam Mehmed Said Paşa tarafından 1755-1756 yıllarında tepede bir mescit ve tekke yaptırıldı. Mezarın çevresi de duvarlarla çevrilerek burada görevli kişiler bulunduruldu.
Mescit ve tekke daha sonraki dönemde yangın nedeniyle zarar gördü. Sultan Abdülaziz döneminde, 1863-1864 yıllarında yapıların yenilendiği aktarılıyor.
Yuşa Tepesi neden ziyaret ediliyor?
Yuşa Tepesi, hem manevi açıdan hem de bulunduğu konum nedeniyle uzun yıllardır ziyaret edilen yerler arasında bulunuyor.
Beykoz Belediyesi kaynaklarında da tepenin geçmişten günümüze önemli bir ziyaret ve mesire yeri olduğu belirtiliyor. Ziyaretçilerin bir bölümü Hz. Yuşa'ya atfedilen kabri ziyaret ederken, bölgenin Boğaz ve Karadeniz'e hakim manzarası da tepeyi İstanbul'un dikkat çeken noktalarından biri haline getiriyor.
Yuşa Tepesi'nin tarihi neden dikkat çekiyor?
Yuşa Tepesi'nin önemi yalnızca Osmanlı dönemindeki yapılarla sınırlı değil. Kaynaklarda tepenin daha eski dönemlerde de kutsal kabul edildiği ve farklı dini yapılarla ilişkilendirildiği belirtiliyor.
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre tepede ilkçağlarda Zeus'a adanmış bir tapınağın bulunduğu, bu yapının daha sonra Bizans döneminde Hagios Michael adına bir kiliseye dönüştürüldüğü aktarılıyor. İslam döneminde ise bölgede bir yatır-mezar ve tekke geleneğinin ortaya çıktığı belirtiliyor.
Bu yönüyle Yuşa Tepesi, farklı dönemlerin ve inançların izlerini aynı coğrafyada taşıyan tarihi mekanlardan biri olarak öne çıkıyor.





