Sağlık

Topuk kanı testine karşı çıkış son 10 yılda arttı

Topuk kanı testini reddeden aile sayısı son 10 yılda 5 kat arttı. Uzmanlar, erken teşhisin engellenmesinin kalıcı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.

Abone Ol

Türkiye Gazetesi'nde Ziyneti Kocabıyık'ın haberine göre, Türkiye'de son yıllarda artış gösteren topuk kanı karşıtlığı sağlık otoritelerini endişelendiriyor. Sağlık Bakanlığının Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde paylaştığı verilere göre, yenidoğan bebeklerden alınan topuk kanı testini reddeden ailelerin sayısı son 10 yılda yaklaşık beş kat arttı.

Erken teşhis hayat kurtarıyor

Uzmanlar, doğumdan sonraki ilk günlerde alınan birkaç damla kanla gerçekleştirilen tarama testinin, SMA ve fenilketonüri (PKU) gibi ciddi hastalıkların erken teşhisinde kritik rol oynadığını belirtiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilber Bektaşlar, söz konusu hastalıkların belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit edilmesinin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti.

Sosyal medyadaki yanlış bilgiler etkili oluyor

Topuk kanı uygulamasına yönelik karşıtlığın artmasında sosyal medya üzerinden yayılan yanlış bilgilerin etkili olduğunu belirten uzmanlar, testin güvenli ve basit bir işlem olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Bektaşlar, bilimsel temelden yoksun iddiaların aileleri yanlış yönlendirdiğini ve çocukların sağlık hakkını riske attığını söyledi.

Zekâ geriliğine yol açabiliyor

Özellikle fenilketonüri hastalığında erken teşhisin büyük önem taşıdığını vurgulayan uzmanlar, tedavi edilmeyen vakalarda ciddi zekâ geriliği ve nörolojik hasar gelişebileceğini belirtiyor. Doğumdan hemen sonra yapılan tarama sayesinde hastalık erken dönemde tespit edilerek özel beslenme programlarıyla kontrol altına alınabiliyor.

Türkiye riskli ülkeler arasında

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de her 25 kişiden biri fenilketonüri taşıyıcısı. Yaklaşık her 6 bin 200 canlı doğumda bir bebek ise bu hastalıkla dünyaya geliyor. Uzmanlar, yalnızca birkaç damla kanla yapılan tarama testinin çocukların sağlıklı bir yaşam sürmesi için büyük önem taşıdığını vurgulayarak ailelere bilimsel verilere kulak verme çağrısında bulunuyor.