Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, PISA 2025 sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin fen bilimleri, matematik ve okuma becerilerinin üçünde birden yükseliş göstermesine dikkat çeken Geylan, elde edilen sonuçların Türk eğitim sistemi açısından umut verici olduğunu belirtti.
Geylan’ın paylaştığı verilere göre Türkiye, PISA 2025’te fen bilimlerinde 494, okuma becerilerinde 472, matematikte ise 462 puana ulaştı. Türkiye’nin fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıktığını, matematikte ise OECD ortalamasını yakaladığını ifade eden Geylan, özellikle okuduğunu anlama ve Türkçeyi kullanma becerisindeki gelişmenin diğer alanlardaki başarıya da katkı sunduğunu kaydetti.
“22 yılda fen bilimlerinde 60 puanlık artış”
Türkiye’nin PISA performansının yalnızca 2025 sonuçları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Geylan, 2003 yılından bu yana yaşanan değişime işaret etti.
Türkiye’nin PISA’ya ilk katıldığı 2003 yılında fen bilimlerinde 434 olan puanının 2025’te 494’e yükseldiğini belirten Geylan, aynı dönemde matematik puanının 423’ten 462’ye, okuma becerileri puanının ise 441’den 472’ye çıktığını söyledi.
Böylece 22 yıllık dönemde fen bilimlerinde 60, matematikte 39 ve okumada 31 puanlık artış yaşandığını kaydeden Geylan, OECD’nin uzun dönemli göstergelerinin de Türkiye’nin özellikle fen bilimlerindeki yükselişini uluslararası ölçekte dikkat çekici hale getirdiğini ifade etti.
“Başarının başaktörü öğretmendir”
PISA sonuçlarında ortaya çıkan yükselişte öğretmenlerin rolüne dikkat çeken Geylan, eğitimdeki başarının öğretmenlerden ve eğitim çalışanlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Türkiye’nin en ücra köylerinden büyükşehirlerdeki kalabalık okullara kadar öğretmenlerin önemli sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Geylan, öğretmenlerin yalnızca öğrencilerin akademik başarısı için değil, sosyal ve insani gelişimleri için de emek verdiğini belirtti.
PISA 2025 kapsamında paylaşılan öğretmen-öğrenci ilişkisine yönelik verilerin de bu tabloyu desteklediğini ifade eden Geylan, öğrencilerin yüzde 74’ünün fen derslerinde öğretmenlerinin her öğrencinin öğrenmesiyle ilgilendiğini belirttiğini söyledi. Bu oranın OECD ortalamasının yüzde 69 olduğunu kaydetti.
Öğrencilerin yüzde 73’ünün ise öğretmenlerinin öğrenciler konuyu anlayana kadar öğretmeye devam ettiğini ifade ettiğini aktaran Geylan, bu göstergede OECD ortalamasının yüzde 66 seviyesinde bulunduğunu belirtti.
Geylan, “Bu rakamlar bize Türkiye’nin PISA başarısının arkasındaki en önemli unsurlardan birinin sınıfın içindeki öğretmen emeği olduğunu göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Eğitimde değişen ölçme anlayışına dikkat çekti
Türkiye’nin yükselişindeki önemli unsurlardan birinin de PISA gerçeğiyle yüzleşilmesi olduğunu belirten Geylan, uluslararası değerlendirmelerin artık yalnızca ülkelerin sıralandığı sınavlar olarak görülmediğini, eğitim sisteminin güçlü ve zayıf yönlerini gösteren bir veri kaynağı olarak değerlendirildiğini söyledi.
Ölçme ve değerlendirme anlayışının geliştirilmesi, ezberlenen bilgiden ziyade bilgiyi kullanma, yorumlama, problem çözme ve analitik düşünme becerilerinin öne çıkarılması, öğretim programlarının yenilenmesi ve dijital ve teknik altyapının geliştirilmesinin yükselişe katkı sunduğunu kaydeden Geylan, okullar arasındaki imkân farklılıklarını azaltmaya yönelik çalışmaların önemine de işaret etti.
Ancak eğitim politikalarını sınıfta somut kazanıma dönüştürenlerin öğretmenler ve eğitim çalışanları olduğunu vurgulayan Geylan, okul ve eğitim yöneticileri ile akademisyenlerin de elde edilen sonuçlarda pay sahibi olduğunu belirtti.
“Öğretmene daha fazlasını vermek zorundayız”
PISA sonuçlarının olumlu yönlerinin yanında eğitim sistemindeki eksikliklerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Geylan, bundan sonraki süreçte öğretmenlerin çalışma koşullarının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Öğretmenlerden sürekli daha fazlasını istemek yerine öğretmenlere daha fazla imkân sağlanması gerektiğini vurgulayan Geylan; eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal statüsünün yükseltilmesi, öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması ve mesleki gelişim olanaklarının artırılması çağrısında bulundu.
Sınıf mevcutlarının azaltılması, okulların güvenlik ve yardımcı personel ihtiyaçlarının karşılanması ile fiziki, teknolojik ve sosyal imkânların geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Geylan, “Eğitim çalışanının huzurlu olmadığı bir sistemde sürdürülebilir eğitim başarısı oluşturulamaz” dedi.
“PISA 2025 yeni bir başlangıç olmalı”
OECD Genel Sekreteri’nin Türkiye’nin yaklaşık 20 yıllık dönemde fen bilimlerinde OECD ortalamasının altından üzerine çıkmasını vurgulamasının önemli olduğunu belirten Geylan, Türkiye’nin son 10 yılda düşük performans gösteren öğrenci oranını azaltırken üst düzey performans gösteren öğrencilerin oranını artırabilen ülkeler arasında bulunduğunu ifade etti.
PISA 2025 sonuçlarının bir varış noktası olarak görülmemesi gerektiğini belirten Geylan, elde edilen yükselişin kalıcı hale getirilmesi için eğitim politikalarının kararlılıkla sürdürülmesi ve eksikliklerin bilimsel veriler doğrultusunda giderilmesi gerektiğini söyledi.
Türk Eğitim-Sen olarak Millî Eğitim Bakanlığının ilgili birimlerine, eğitim yöneticilerine, okul idarecilerine ve eğitim çalışanlarına teşekkür ettiklerini ifade eden Geylan, en büyük payın her gün öğrencileri için sınıfa giren öğretmenlere ait olduğunu vurguladı.
Geylan, bundan sonraki temel hedefin öğretmenleri ekonomik, sosyal ve mesleki açıdan daha güçlü hale getirmek olması gerektiğini belirterek, “Çünkü öğretmen güçlüyse okul güçlüdür; okul güçlüyse eğitim sistemi güçlüdür. Güçlü bir eğitim sistemi ise güçlü Türkiye’nin teminatıdır” ifadelerini kullandı.

