2010 yılında gözaltına alındıktan sonra maruz kaldığı işkence ve zorbalıklar nedeniyle yaşamına son veren Onur Yaser Can’a ilişkin davada, yıllardır süren yargılamada yeni bir karar çıktı. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, gözaltı sürecine ilişkin belgeleri yok ettikleri gerekçesiyle yargılanan dört polis memurunu “resmî belgeyi yok etme, bozma veya gizleme” suçundan 6’şar yıl hapis cezasına çarptırdı.
Karar, daha önce verilen hükmün istinaf tarafından bozulmasının ardından yapılan yeniden yargılama sonunda geldi. Türkçe haber kaynaklarına göre mahkeme, sanıklara cezayı üst sınırdan verdi; dosyada işkence iddialarını gizlemeye dönük bir belge yok etme zinciri bulunduğu yönündeki değerlendirme kararın temel dayanaklarından biri oldu.
15 yılı aşan hukuk mücadelesinde yeni aşama
Onur Yaser Can’ın ailesi, yıllardır sadece ölümün değil, gözaltı sürecinde yaşananların ve sonrasında delillerin nasıl ortadan kaldırıldığının da ortaya çıkarılması için hukuk mücadelesi yürütüyordu. Dava sürecinde özellikle ifade tutanakları, gözaltı belgeleri ve resmi kayıtlara ilişkin usulsüzlük iddiaları öne çıkmış; bu nedenle polisler hakkında “resmî belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçlamasıyla hüküm kurulmuştu.
Kararın ardından açıklama yapan Ezgi Sevgi Can, verilen hükmün önemli bir kazanım olduğunu ancak yaşanan kayıpları geri getirmeyeceğini vurguladı. Can, bu süreçte annesi ve babasını da kaybettiklerini hatırlatarak, ailenin adalet arayışının yıllara yayılan ağır bir bedelle sürdüğünü söyledi.
Mahkemenin son kararı, Türkiye’de cezasızlık tartışmalarının simge dosyalarından biri haline gelen Onur Yaser Can davasında önemli bir eşik olarak görülüyor. Ancak dosyanın uzun geçmişi ve önceki bozma kararları dikkate alındığında, hukuki sürecin tamamen kapanıp kapanmayacağı önümüzdeki aşamalarda netleşecek.



