Dr. Fizyoterapist Ertan Şahinoğlu, lenfödemin kronik bir rahatsızlık olduğunu, kanser tedavisi gören hastalarda görülme ihtimalinin yüksek olduğunu, fizyoterapideki temel amacın da lenfödemiyi kontrol altına almak olduğunu anlattı.

Lenfödeme çözüm: ‘Kompleks dekonjestif fizyoterapi'
Lenfödemin, lenfotik sistemin herhangi bir sebepten dolayı bozulması sonucu, dokular arasındaki proteinden zengin sıvının birikmesi olduğunu ifade eden Şahinoğlu, “Tedavi, lenfödemi azalta azalta, ekstremiteyi ömür boyu korumayı sağlamaktadır. Kişinin azaltılmış ekstremiteyi, azaltılmış uzvu korumayı amaçlamaktadır. Kronik bir rahatsızlık olduğu için amaç fizyoterapi görsün ve lenfödem tamamen geçsin şeklinde değildir. Bunu hayat boyu taşımasına rağmen hastada minimum etkilenimle, olabildiğince uzvunda hacim azalması olarak, ağrıyı azaltarak hastanın hayat kalitesini artırmayı amaçlamaktadır. Lenfödem fizyoterapistteki temel ismi de ‘kompleks dekonjestif fizyoterapidir.' Manuel lenf drenajı denilen manuel bir uygulamayla drenajı sağlamak, bandajlamayla bu ödemi nispeten uzaklaştırmak ve egzersizle de bunları koruma altına almaktır” dedi.

Sevgi eksikliği psikolojik sorunlara neden oluyor! Sevgi eksikliği psikolojik sorunlara neden oluyor!

A W123263 03
Önemli olan durumun, hastanın yıllar içerisinde düzenli takip ve koruma sağlaması olduğunu, bir kez lenfödem tedavisi gördükten sonra bacağın tekrar şişmemesi gibi bir durumun bulunmadığını, tedaviden sonra da yapılması ve dikkat edilmesi gereken şeylerin bulunduğuna işaret eden Dr. Fizyoterapist Ertan Şahinoğlu şunları dile getirdi:
“Tek bir uzuv olarak düşünüldüğünde kişinin ödem miktarını, lenf nodu çıkarımı olup olmamasına, hastada eşlik eden başka bir hastalık olup olmamasına göre değişiyor. Fakat ortalama 10 ile 20 seans arasında tek bir uzuv için tek bir kürdeki tedavi genellikle olumlu sonuçlanır. Bazı hastaların yılda bir kere 10-15 seans alması yeterli oluyorken, bazı hastaların ise 6-8 ayda bir bu seansları tekrar etmesi gerekebiliyor.”
Hastanın tedavi sürecini anlatan Fizyoterapist Sena Gökdoğan ise “Esra Hanım 5 yıl önce lipödem tanısı alarak fizyoterapiye başvurmuştu. 5 sene önce tedaviye başladığımızda iki bacakta da sıkıntısı vardı. 30'ar seans olarak iki kür şeklinde tedaviye aldık. Daha sonrasındaki yılarda gittikçe bu süreçler azaldı. Şimdi 15 seanslara kadar düştük. Bundan sonrasında da Esra Hanım koruyabildiği düzeyde, tedavide hasta eğitimi mutlaka veririz. Daha sonrasında yıllık olarak, gerekirse bir ve iki kür olarak, tedavisini düzenli alıp normaline dönene kadar devam ederse koruyabildiği düzeyde tedavi sıklığı değişecektir” ifadelerine yer verdi.

“Lenfödem tanısı alanlar fizyoterapi sürecine girmeliler”
Kanser dışında farklı hastalıklardan da lenfödem hastalığını ortaya çıkabileceğini aktaran Gökdoğan, hastalara şu tavsiyeleri verdi:
“Hem kanser tedavisi görenlerde hem diğer hastalarda, özellikle kol ve bacaklarda; şişkinlik ve doygunluk hissi, ağrı, çabuk morarma şikayetleri olan hastaların mutlaka kalp damar cerrahlarına gitmeleri, şikayetlerini bildirmeleri ve gerekli tetkikleri yaptırmaları önemlidir. Lenfödem tanısı aldıktan sonra fizyoterapi sürecine girmeleri gerekir. Bu tip şikayetleri olmasa da kanser tedavisi görmüş ya da herhangi bir cerrahi operasyon geçirmiş, lenf notlarına müdahale edilmiş hastaların tümü muhakkak lenfödem konusunda titiz davranmalı.”

“Hastalığın teşhis edilmesi ve beslenme şekli çok önemli”
Mesleği gereği hastalığını ilk öğrendiğinde çok zorlandığını söyleyen 38 yaşındaki turist rehberi olan lenfödem hastası Esra Aksungur, “Yaptığım meslekteki tüm hareketler şu an yapmamam gereken hareketler. Yaklaşık 4 yıl civarında ağrı ve şişliklerle uğraştım. Çok fazla kalp doktoruna gidip geldim. Farklı teşhisler konuldu ve bir türlü lenfödem aşamasına gelemedik. Aslında birçok kişide olan bir hastalık. O yüzden 4 yıl boyunca doktor doktor dolaşarak hastalığı bulmaya çalıştım. En sonunda bir kalp doktoru bana ‘sen lenfödem hastası olabilirsin, bir fizyoterapist ile görüş' dedi. Ben de bu işin arkasını bırakmadım ve o süreçten bu zamana kadar 5 yıl boyunca fizyoterapiste geldim. Kesinlikle hastalığın teşhis edilmesi, beslenme şekliniz ve doğru doktoru bulmak çok önemli. İlk önce mesleği bıraktım daha sonra yapabilirim diye düşündüm, pes etmedim ve rehberliğe geri döndüm.” şeklinde konuştu.

Editör: İrem Akbaş