Küba’da ekonomik kriz, 2026’nın ilk aylarında daha görünür ve sert bir tabloya dönüştü. Ülke genelinde artan yakıt sıkıntısı ve buna bağlı elektrik kesintileri, ulaşım, kamu hizmetleri ve gıda tedarik zincirini olumsuz etkiliyor. Başkent Havana başta olmak üzere birçok kentte kesintiler günde 8–12 saati buluyor.
Yetkililer, elektrik üretiminde kullanılan yakıtın temininde ciddi sorunlar yaşandığını kabul ederken, kamu kurumları ve devlet işletmeleri faaliyetlerini sınırlı saatlerle sürdürüyor. Toplu taşıma seferleri azaltıldı, bazı bölgelerde su dağıtımı kesintiler nedeniyle aksıyor.

Turizm ve döviz geliri baskı altında
Kriz, Küba ekonomisinin en önemli döviz kaynağı olan turizmi de doğrudan etkiliyor. Elektrik ve yakıt sorunları nedeniyle otellerde kapasite düşürülürken, bazı uluslararası uçuşlarda iptaller yaşandı. Turizm gelirlerinde geçen yıla kıyasla belirgin bir gerileme olduğu belirtiliyor.
Ekonomistler, turizmdeki daralmanın ülkenin döviz rezervleri üzerindeki baskıyı artırdığına ve ithalat kapasitesini daha da sınırladığına dikkat çekiyor. Bu durum, özellikle gıda ve temel tüketim ürünlerinde arz sorunlarını derinleştiriyor.
Hükümet yaptırımları işaret ediyor
Havana yönetimi, krizin temel nedenleri arasında ABD yaptırımlarını ve enerji tedarikine yönelik dış baskıları öne çıkarıyor. Küba hükümeti, petrol ve yakıt tedarikinin zorlaşmasının elektrik üretimini doğrudan etkilediğini savunuyor.
Ancak bağımsız uzmanlar, yaptırımların yanı sıra eskiyen enerji altyapısı, düşük verimlilik ve merkezi ekonomik yapının da krizin derinleşmesinde belirleyici rol oynadığını ifade ediyor.
Toplumsal gerilim riski
Ekonomik sıkışma, halkın alım gücünü daha da düşürürken, temel gıda maddelerine erişim birçok bölgede zorlaşıyor. Son haftalarda sosyal medyada elektrik kesintileri ve yaşam koşullarına ilişkin şikâyetler artarken, güvenlik güçlerinin kamu düzenine yönelik önlemleri sıkılaştırdığı gözleniyor.
Gözlemcilere göre kısa vadede yakıt tedarikinde rahatlama sağlanamazsa, elektrik kesintilerinin ve ekonomik baskının önümüzdeki aylarda da sürmesi bekleniyor. Bu durumun hem toplumsal huzur hem de siyasi istikrar açısından yeni riskler doğurabileceği değerlendiriliyor.





