İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yıllardır gündemde tuttuğu E1 yerleşim planı, 1.234 konutluk yeni ihalenin tekliflere açılmasıyla yeniden uluslararası gündemin zirevesine oturdu.
İsrail İnşaat ve İskân Bakanlığı, 18 Ağustos'ta Doğu Kudüs'ün doğusundaki E1 bölgesinde 1.234 konutun inşası için ihale sürecini başlattı. Tekliflerin 19 Ekim'e kadar alınacağı ihale, bölgede daha önce onaylanan toplam 3 bin 401 konutluk projenin yaklaşık üçte birini kapsıyor.
E1'i diğer yerleşim projelerinden ayıran ise konut sayısından çok bulunduğu yer.
Yaklaşık 12 kilometrekarelik E1 bölgesi, Doğu Kudüs ile İsrail'in Batı Şeria'daki en büyük yerleşimlerinden Ma'ale Adumim arasında bulunuyor. Alan aynı zamanda kuzeyde Ramallah ile güneyde Beytüllahim arasındaki Filistin yerleşimlerini birbirine bağlayan coğrafyanın merkezinde yer alıyor.
Bu nedenle E1'de geniş çaplı yapılaşma, yıllardır iki devletli çözüm tartışmasının en hassas başlıklarından biri.
Tartışmanın merkezinde coğrafi bütünlük var
Birleşmiş Milletler ve projeye karşı çıkan kuruluşlar, E1'in hayata geçirilmesi halinde Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki Filistin topraklarının sürekliliğinin ciddi biçimde zarar göreceğini, Doğu Kudüs'ün de çevresindeki Filistin yerleşimlerinden daha fazla kopacağını belirtiyor.
BM İnsan Hakları Ofisi, E1'i Doğu Kudüs, Ramallah ve Beytüllahim'i birbirine bağlayan önemli bir bölge olarak tanımlarken, buradaki yerleşimlerin Filistin devletinin yaşanabilirliğini daha da zayıflatacağı uyarısında bulunuyor.
Buradaki tartışma, Filistinlilerin Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasında hiçbir şekilde seyahat edemeyeceği anlamına gelmiyor. Asıl mesele, gelecekte kurulması öngörülen bir Filistin devletinin kesintisiz ve işlevsel bir toprak bütünlüğüne sahip olup olamayacağı.
Bu nedenle E1, yıllardır yalnızca bir imar projesi olarak değil, İsrail-Filistin ihtilafının gelecekteki sınırlarını etkileyebilecek stratejik bir proje olarak görülüyor.
Yaklaşık 30 yıllık proje
E1 planının geçmişi 1990'lı yıllara kadar uzanıyor. Farklı İsrail hükümetleri bölgeyi yapılaşmaya açmak için çeşitli dönemlerde adımlar attı ancak projenin hassas konumu nedeniyle süreç uluslararası baskılar ve itirazlarla uzun süre ilerleyemedi.
Plan açısından önemli aşamalardan biri Ağustos 2025'te geçildi. İsrail Yüksek Planlama Konseyi, E1'de toplam 3 bin 401 konutun yapılmasını öngören iki planı onayladı.
İsrail İnşaat ve İskân Bakanlığı daha sonra 10 Aralık 2025'te 3 bin 401 konutun tamamını kapsayan 460/2025 numaralı ihaleyi yayımladı. Ancak söz konusu ihale teklif vermeye açılmadı.
18 Ağustos'ta ise önceki ihalenin tamamı yerine 1.234 konut için ayrı bir ihale yayımlandı ve doğrudan teklif süreci başlatıldı. Son gelişmenin önem taşımasının nedenlerinden biri de bu: E1 yıllardır planlama aşamalarında ilerlerken, yeni ihale projenin bir bölümünün fiili inşa sürecine yaklaşmasına imkan veriyor.

Smotrich'in sözleri projenin siyasi boyutunu ortaya koydu
E1 planının siyasi hedefi konusunda İsrail hükümeti içinden yapılan açıklamalar da dikkat çekiyor.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Ağustos 2025'te planın ilerletilmesini savunurken Ma'ale Adumim ile Kudüs arasında bir bağlantı kurulmasını stratejik bir hedef olarak tanımlamış ve E1'in Filistin devleti fikrini ortadan kaldıracağını açık biçimde dile getirmişti.
Bu açıklamalar, E1'in yalnızca konut ihtiyacına yönelik bir yerleşim projesi olmadığı yönündeki tartışmaları daha da güçlendirdi.
Projeye karşı dava da sürüyor
E1'in ilerletilmesine karşı İsrail'de hukuki süreç devam ediyor.
İsrailli kuruluşlar Peace Now, Ir Amim ve Bimkom ile bölgede yaşayan Filistinli Bedevi toplulukların temsilcileri, planların durdurulması için Kudüs Bölge Mahkemesine başvurdu.
Mahkeme 15 Haziran'da İsrail yönetiminin davanın reddedilmesi talebini kabul etmedi ve devletten 1 Eylül'e kadar ayrıntılı yanıt vermesini istedi. Buna rağmen 1.234 konutluk yeni ihale, dava sonuçlanmadan tekliflere açıldı.
Davacılar bunun üzerine 20 Ağustos'ta mahkemeye yeniden başvurarak ihale sürecinin durdurulmasını talep etti.,
Türkiye dahil sekiz ülkeden ortak açıklama
İhalenin açılması uluslararası tepkileri de beraberinde getirdi.
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları 21 Ağustos'ta ortak açıklama yayımlayarak E1 planını reddetti.
Sekiz ülke, İsrail'e planı durdurma ve projeyle bağlantılı adımları geri çekme çağrısı yaptı. Açıklamada yerleşim faaliyetlerinin işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi ve demografik yapısını değiştirdiği belirtildi.
Yerleşimlerin hukuki statüsü
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'daki yerleşimler uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından uluslararası hukuka aykırı kabul ediliyor.
Uluslararası Adalet Divanı da Temmuz 2024'te verdiği danışma görüşünde İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim politikasının uluslararası hukuka aykırı olduğu sonucuna vardı ve yeni yerleşim faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini belirtti.
İsrail ise bu hukuki değerlendirmeye karşı çıkıyor ve Batı Şeria'nın nihai statüsünün İsrail ile Filistinliler arasında yapılacak müzakerelerde belirlenmesi gerektiğini savunuyor.
E1 üzerindeki tartışmanın yıllardır dinmemesinin temel nedeni de tam olarak burada yatıyor. 3 bin 401 konutluk proje, Doğu Kudüs ile Ma'ale Adumim arasındaki stratejik boşluğu yapılaşmaya açarken Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyi arasındaki Filistin coğrafyasının geleceğini de doğrudan etkileyebilecek bir konumda bulunuyor.
18 Ağustos'ta açılan 1.234 konutluk ihale bu nedenle sıradan bir konut ihalesinin ötesinde, E1'in yaklaşık 30 yıllık geçmişinde sahadaki uygulamaya doğru atılmış yeni ve kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.


