Kentlerde gölge sağlayan, sıcaklığı düşüren ve havadaki bazı kirleticileri tutan ağaçların hava kalitesi üzerindeki etkisine ilişkin yeni bir araştırma, dikilen ağaç türünün de önemli olduğunu ortaya koydu.
Hakemli bilimsel dergi Science Advances’ta yayımlanan çalışmada, Çin’in başkenti Pekin’de bitkilerden kaynaklanan uçucu organik bileşiklerin (VOC) özellikle sıcak havalarda yer seviyesindeki ozon oluşumuna önemli ölçüde katkıda bulunabildiği belirlendi. Araştırma, Jinan Üniversitesi öncülüğünde Innsbruck Üniversitesi ve farklı ülkelerden bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirildi.
Sıcaklık yükseldikçe reaktivite 7-8 kat arttı
Araştırmacılar, Pekin’de Mayıs-Temmuz 2021 döneminde elde edilen ölçümleri ve kentteki ozon verilerini analiz etti.
Sonuçlara göre bitki örtüsü, kentte ölçülen toplam VOC emisyonlarının yalnızca yaklaşık yüzde 10’unu oluşturdu. Ancak bu bileşiklerin atmosferdeki kimyasal reaksiyonlara girme gücü çok daha yüksekti.
Sıcaklık 20 dereceden 35 dereceye çıktığında, bitki kaynaklı VOC’lerin kimyasal reaktivitesi 7 ila 8 kat arttı. Aynı sıcaklık aralığında insan faaliyetlerinden kaynaklanan VOC’lerdeki artış ise yaklaşık yüzde 40 düzeyinde kaldı. Bitki kaynaklı bileşiklerin toplam VOC reaktivitesindeki payı da yüzde 21’den yüzde 74’e yükseldi.
Araştırmada, bitki örtüsünün ozon oluşumunda kritik öneme sahip organik kimyasal reaktivitenin yarısından fazlasına katkıda bulunduğu belirlendi. Bitkisel kaynaklı bileşikler arasında en büyük payın ise izoprene ait olduğu tespit edildi.

Söğüt ve kavak türleri öne çıktı
Bilim insanları, Pekin’deki yüksek izopren seviyelerinin yalnızca kentteki yeşil alan miktarıyla açıklanamadığını belirledi. Ağaç türlerinin dağılımı incelendiğinde kentteki ağaçların yaklaşık yüzde 35’inin izopren salan türlerden oluştuğu görüldü.
Bunlar arasında özellikle salkım söğüt ve Çin beyaz kavağı gibi kent peyzajında yaygın kullanılan türler öne çıktı. Araştırmacılar, kentlerde hızlı büyümeleri ve iklim koşullarına dayanıklılıkları nedeniyle tercih edilen bazı söğüt ve kavak türlerinin yüksek miktarda izopren yayabildiğine dikkati çekti.
Ozonun oluşması için trafik ve sanayi emisyonları da gerekiyor
Araştırma, ağaçların doğrudan ozon üretmediğine de dikkati çekiyor. Yer seviyesindeki ozon; uçucu organik bileşiklerin, başta trafik ve sanayiden kaynaklanan azot oksitlerle (NOx) güneş ışığı altında tepkimeye girmesi sonucu oluşuyor.
Bu nedenle araştırmacılar, bitki emisyonlarının ozon kirliliğinin yalnızca bir parçası olduğunu, azot oksit emisyonlarının azaltılmasının özellikle sıcak dönemlerde önemini koruduğunu vurguladı.
“Daha az ağaç” değil, doğru tür seçimi
Çalışmanın sonuçlarının kentlerde ağaçlandırmanın azaltılması gerektiği anlamına gelmediği belirtildi. Ağaçların kentleri serinletme, karbon tutma ve hava kirliliğinin bazı bileşenlerini azaltma gibi önemli faydalarının bulunduğuna işaret eden araştırmacılar, bundan sonraki kent planlamalarında düşük VOC emisyonuna sahip türlerin tercih edilmesini önerdi.
Araştırmaya göre Pekin’de rutin ağaç yenileme çalışmaları sırasında yüksek emisyonlu ağaçların toplam kent ağacı varlığının yüzde 10’una karşılık gelen bölümünün düşük emisyonlu türlerle değiştirilmesi, izopren salımını en az yüzde 29 azaltabilir.
Araştırmacılar ayrıca 20’den fazla büyük kentteki ağaç türlerini karşılaştırdı. Bulgular, Asya ve Okyanusya’daki bazı kentlerde izopren kaynaklı hava kalitesi riskinin Pekin’den daha yüksek olabileceğine işaret etti.





