Gazeteci Nisanur Yıldırım’ın NEFES gazetesinde yayımlanan haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı dördüncü çeyrek iş gücü verileri genç nüfusun içinde bulunduğu çarpıcı tabloyu ortaya koydu. Verilere göre Türkiye’de 15-34 yaş aralığındaki 6 milyon 519 bin genç ne eğitim hayatında ne de çalışma yaşamında yer alıyor. Bu oran, söz konusu yaş grubunun yüzde 27,1’ine karşılık gelirken, ülkede neredeyse her dört haneden birinde eğitimde ya da istihdamda bulunmayan bir genç yaşıyor.
Milyonlarca genç sistemin dışında
Verilere göre genç nüfusun önemli bir bölümü eğitim ve iş hayatının tamamen dışında kalmış durumda.
- 15-24 yaş grubunda 2 milyon 567 bin genç,
- 25-29 yaş grubunda 2 milyon 2 bin genç,
- 30-34 yaş grubunda ise 1 milyon 950 bin genç ne çalışıyor ne de eğitim görüyor.
Oransal olarak bakıldığında da tablo dikkat çekici. 15-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 22,4’ü, 25-29 yaş grubunun ise yüzde 31,2’si ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor.
En yüksek oran 30’lu yaşlarda
Genellikle 20’li yaşlardaki gençlerin işsizlik ve eğitim dışı kalma durumu tartışılırken, veriler 30-34 yaş grubunun daha kritik bir noktaya geldiğini gösterdi. Bu yaş grubunda ne eğitimde ne istihdamda bulunanların oranı yüzde 31,5’e ulaştı. Böylece 30’lu yaşların başındaki gençler, en yüksek orana sahip grup oldu.
Bu oran, 2021’in son çeyreğinden bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Uzmanlara göre bu durum, gençlerin iş hayatına geçiş sürecinin giderek uzadığını ve kalıcı bir istihdam sorunu yaşandığını gösteriyor.
Ekonomik koşullar gençleri daha sert vurdu
Pandemi sonrası ekonomik dalgalanmalar ve artan işsizlik, genç nüfus üzerinde daha belirgin etkiler yarattı. Önceki yıllarda 30’lu yaşlara gelindiğinde iş ve yaşam düzeni kurmuş olan gençlerin, bugün işsiz ya da sistem dışında kalma ihtimali çok daha yüksek.
Bu tablo, genç işsizliğinin artık yalnızca üniversite sonrası geçiş sürecine özgü olmadığını; uzun süreli bir sosyal ve ekonomik soruna dönüştüğünü ortaya koyuyor.
“Diplomalı ev gençleri” artıyor
Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Çelik, üniversite mezunu sayısındaki artışın iş gücü piyasasında karşılık bulmadığını belirtiyor. Çelik’e göre yükseköğretim mezunlarının önemli bir kısmı eğitim aldığı alanlarda iş bulamıyor.
Çelik, ne eğitimde ne istihdamda olma halinin gençlerin iş bulma umudunu kaybettiğinin göstergesi olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor:
Gençlerin 30’lu yaşlara kadar işsiz kalması, yükseköğretim sonrası işsizliğin ve geleceğe dair belirsizliğin arttığını gösteriyor. NEET oranının 30 yaş sonrasına kayması, sistemin gençlere yeterli istihdam üretmekte zorlandığını ortaya koyuyor.
Gelecek kaygısı büyüyor
Uzmanlara göre bu tablo yalnızca ekonomik değil, sosyal sonuçlar da doğurabilecek nitelikte. Eğitimden ve iş hayatından kopan gençlerin sayısındaki artış, üretkenlikten toplumsal uyuma kadar birçok alanda risk oluşturuyor.
Türkiye’de genç nüfusun önemli bir bölümünün “bekleme modunda” olması, istihdam politikaları ve eğitim sistemi açısından uzun vadeli yapısal çözümler gerektiren bir sorun olarak öne çıkıyor.


