Tripofobi Nedir?

Tripofobi, delikli nesne korkusudur. Delik ve korku anlamına gelen kelimelerden türeyen tripofobi, sünger, bal peteği ve sabun köpüğü gibi yan yana gelmiş delikler, kabarcıklar ve tümsekler bulunan nesnelerden aşırı korku, stres ve tiksinti hissi duyulmasını ifade eder. Daha basit bir tabirle beynin delik kümelerini tehlikeyle ilişkilendirmesi tripofobinin nedenidir.
Tripofobi Neden Olur?
Benekli zehirli hayvanlar, yaralar gibi durumlara gösterilen tiksinme davranışı insanları hastalık ve mikroplardan korumaktadır. Bu iğrenme tehlikeli ve rahatsız edici durumlardan insanların kaçınmasını sağlar. Bu tür bir evrimsel adaptaston tripofobinin nedeni olabilir.
Bir diğer neden ise tripofobiyi etkileyen tetikleyici görsellerin yüksek kontraslı enerji özelliği göstermesidir. Korku uyandıran delikli ve çatlak desenler, bilinçsizce muhtemelen zehirli bitki ve hayvanların görünümünü andırmaktadır. Örneğin bir nilüfer çiçeğinin açık-koyu zıtlıkları, zehirli kara kurbağalarının veya yılanların derisine benzer. Bu eşsiz spektral özellik aynı yüksek kontrasta sahip görseller görüldüğünde de aynı korku ve tiksintiyi uyandırmaktadır. Bir diğer teori ise bu özgül fobinin öğrenilmesidir. Yılan ve eşek arısı tarafından sokulma gibi üzücü deneyimler, tripofobi yatkınlığını artırmaktadır.
Tripofobi Belirtileri Nelerdir?

Tripofobisi olan kişiler, delikler, lekeler veya çatlaklar gördüklerinde belirti olarak iğrenme, rahatsızlık, terleme, kaşıntı, çarpıntı, mide bulantısı, baş dönmesi ve nefes darlığı ile tepki verirler.
Korku ve tüyleri diken diken olma hissi
Yoğun tiksinme hissi
Ağız kuruluğu
Nefes darlığı
Kaşıntı
Kalp atışlarının hızlanması
Mide bulantısı
Terleme
Üşüme ve titreme
Endişe ve kaygı
Cildin solgunlaşması (beti benzi atmak)
Panik atak krizleri
Tripofobi Nasıl Tedavi Edilir?
Tripofobi major depresyon ve yaygın anksiyete bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklarla beraber görülebildiği için tedavi bu rahatsızlıklara uygun bir şekilde planlanabilir. Tedavi yöntemi, kişisel tercihlere, önceki deneyime ve stresin şiddetine bağlıdır. Semptomları hafifletmek için kısa vadeli stratejiler yardımcı olabilirken, kaygıda uzun vadeli, sürekli iyileşme öncelikle bilişsel davranışçı terapi ile mümkün olabilmektedir.
Bilişsel davranışçı terapi yöntemleri özellikle fobilerin tedavisi için uygundur. Maruz kalma tedavisinin özellikle etkili olduğu kanıtlanmıştır. Amacı, etkilenenlerin korku uyandıran uyaranlarla yüzleşmeleri ve herhangi bir kaçınma veya güvenlik önlemi olmaksızın korkularına dayanmayı öğrenmeleridir. Tekrarlanan yüzleşme egzersizleri ile korku gitgide azalabilmektedir.





