Haber: Türkan ÇATAL YILDIZ

Başkent Kültür Yolu Festivali kapsamında, Altın Kalem ödüllü Araştırmacı Yazar İlknur Bektaş’ın yazdığı kitaplar üzerine “Milli Mücadelenin Kahraman Kadınları” söyleşisi gerçekleşti. Söyleşiye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz da katılırken yazar Bektaş, Üsteğmen Kara Fatma, Gördesli Makbule, Bigadiçli Nazife Kadın, Giresunlu Sancak Çavuşu Pembe’ye ilişkin bilgiler verdi. Kurtuluş Savaşı’na ilişkin fotoğraflarda ağırlıklı olarak erkeklerin göründüğünü ifade eden Bakan Yardımcısı Yavuz ise, buna karşın kadınların hem cephede hem de cephe gerisinde önemli mücadele verdiğini söyledi.  

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, Başkent Kültür Yolu Festivali kapsamında ‘Millî Mücadelenin Kahraman Kadınları’ söyleşisine katıldı. Altın Kalem ödüllü Araştırmacı Yazar İlknur Bektaş’ın Cumhuriyet Müzesi’nde gerçekleşen söyleşisine katılan Bakan Yardımcısı Yavuz ve katılımcılar, Üsteğmen Kara Fatma’nın, Gördesli Makbule’nin, Bigadiçli Nazife Kadının, Giresunlu Sancak Çavuşu Pembe’nin ve onlarca kadının hikayesini dinleme şansı yakaladı.

“ÜLKEMİZİN VE ŞEHRİMİZİN TARİHİNİ KEŞFETME ŞANSININ YAKALIYORUZ”

Söyleşi öncesinde gazetecilerin sorularını cevaplayan Bakan Yardımcısı Yavuz, Başkent Kültür Yolu Festivali’nin en aktif paydaşlarından biri olan Cumhuriyet Müzesi’nin, sadece müzecilik faaliyetleriyle değil, farklı konulardaki söyleşilerle de Ankaralıları ağırladığını hatırlattı. Kurtuluş Savaşı’na ilişkin fotoğraflarda ağırlıklı olarak erkeklerin göründüğünü, buna karşın kadınların hem cephede hem de cephe gerisinde önemli mücadele verdiğini ifade eden Bakan Yardımcısı Yavuz, “Az sonra milli mücadelenin yaşandığı salonda, milli mücadelenin kadın kahramanlarını konuşuyor olacağız. Festivalimiz eğlendirici olmasının yanı sıra, ülkemizin ve şehrimizin tarihini, kültürünü ve yaşanmışlıklarını keşfetme şansının yakalanacağı etkinlikleriyle önemli fırsatlar sunuyor” dedi.

“BİR KADIN OLARAK SİZE ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM”

Anıların çok olduğu ilk TBMM’de Başkent Kültür Festivali kapsamında yeni bilgiler öğrenmeye çalışıyoruz diyen Yavuz, “Yazar İlknur Bektaş çok güzel bir konu çalışıyor. Erkekler askere giderken kayıt oluyorlar ve arkalarında bir hikaye de bırakıyorlar. Ama Türk kadını anlatılan şekilde mücadelenin bir parçası ama resmi kayıtlarda çok fazla yok. İlknur Bektaş gibi araştırmacılarımız ülkemizde şehir şehir gezerek, yerelden bilgiler toplayarak, tarihi arşivlerimizi de kullanarak kadınların bütün hikayelerini ortaya çıkarıyorlar. Her şeyden önce bir kadın olarak size şükranlarımı sunuyorum. Ülkemiz tabi ki kadını ve erkeğiyle sırt sırta adaletli bir dağılım içerisinde her konuda mücadele eden bir ülke. Ne mutlu ki ülkemizde kadın akademiysen, doktor, mühendis sayısı Avrupa ortalamasının üstünde. Kadınların iş gücüne katılım oranı da düzenli olarak artıyor. İlknur Hanım anlattıkları ile başta anneannelerimiz, babaannelerimiz olmak üzere bütün ecdadımızla gurur duymamızı sağladı. İlknur Hanım’dan bizim isteğimiz ise Ankara’nın kadın kahramanlarını yazması olacaktır” dedi.

Millî mücadelenin cesur ve kayıp kadınlarının konuşulduğu ve gerçek hikayelerinin anlatıldığı söyleşide, Mustafa Kemal Atatürk’ün 21 Mart 1923'te yaptığı bir konuşmasına atıfta bulunularak, "Dünyada hiçbir milletin kadını 'Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi halâsa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim' diyemez" şeklindeki sözlerine dikkat çekildi.

“MUHTEŞEM DESTANI TÜRK KADININ FEDAKARLIĞI YAZDI”

Milli Mücadelede yer alan kadınları anlatan Araştırmacı Yazar İlknur Bektaş, Kurtuluş Savaşı sırasında her yaştan kadının gönüllü olarak cephede ve cephe gerisinde büyük bir organizasyon ve lojistik destek sağladıklarına dikkat çekti. Kadınların savaş boyunca uzun yollar kat ederek orduya top mermisi, yiyecek, içecek taşımalarını anlatan Bektaş, “Cephede en önde mücadele eden askerler arasında da çok sayıda kadın kahraman vardı, ben bugün burada çoğunun adını bile bilmediğimiz kahraman kadınları anacağım” dedi.

Cumhuriyetin büyük bir savaşın ardından kurulduğuna değinen Bektaş şunları anlattı: “Zafer vatandaşın sadece canına ve kanına mal olmamıştı. Aynı zamanda vatandaşın atı, arabası, kağnısı, kefen bezi, bahçeleri aklınıza gelen her şeyi askerin kullanımına sunulmuştu. Ekin tarlada çürümüş, topraksız tohumsuz, evler de erkeksiz kalmıştı. Çiftçinin sapanına erişecek erkek yoktu. İşte bu muhteşem destanı Türk kadının fedakarlığı yazmıştı. Türk kadının milli mücadeledeki desteği tüm dünyada görülmemiş bir kadın desteğidir. Cephede elinde silahla savaşanlardan cephe gerisine lojistik destek verenlere, miting meydanlarında halkı milli mücadeleye ikna edenlere kadınlar destek vermiştir. İstiyorum ki bizim nesil ve bizden sonraki nesil Kurutuluş Savaşı’nda verilen mücadeleyi çok iyi anlasınlar.”

Bigadiçli Nazife’den bahseden Bektaş şunlara değindi: “Bigadiçli Nazife Kadından bahsetmek gerekirse kendi bulunduğu coğrafyada bütün komşularının kapısını çalar ve herkesi mücadeleye çağırarak bütün kadınlardan gece ekmek pişirmelerini ister. Taşıyabildiği kadar ekmeği yanına alır ve Türk askerine ulaştırır. Taşıdığı ekmekleri askerlere ulaştırırken kendisini hiç kimsenin bulamayacağı yollardan gider. Kullandığı yollar ise rampası çok olan yollardır. Birgün Bigadiçli Nazife yakalanır ve gördüğü işkencelere rağmen asla konuşmaz. Onun konuşmamasına Yunan komutan dayanamaz ve Bigadiçli Nazife’yi ekmek pişirdiği fırında diri diri yakar. Mustafa Kemal’in Nutuk’ta bahsettiği diri diri yakılan kadınlardan birisi de Bigadiçli Nazife’dir. Kadının tek suçu askerlere ekmek taşımaktı halbuki.

Üsteğmen Kara Fatma ise yaralı olmasına rağmen tedavi olduğu yerden kaçarak Türk askerine yardım etmeye giden bir kahraman Türk kadınıdır. Üsteğmen Kara Fatma’nın kısa boylu olduğundan bahsedilir, kısa boyuna rağmen Yunan komutanını dize getirmiş, birçok Yunan askerinin canına okumuş bir Türk kadınıdır.”

Bektaş son olarak, “Milli Mücadele’de canını ortaya koyan kadınlarımız bunları yaşamıştır. Bize düşen ise bunları yeni nesillere anlatmaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Editör: TE Bilisim