Anayurt Gazetesi’nden Türkan Çatal Yıldız’ın haberine göre, Türkiye’de organ naklinin öncü isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Haberal, Başkent Üniversitesi Hastanesi’ndeki odasında çocukluk yıllarından bilim dünyasına uzanan yaşamını anlattı. Yıldız’ın sorularını yanıtlayan Haberal, 3 Kasım 1975’te Türkiye’de gerçekleştirilen ilk başarılı canlı vericili böbrek naklinden organ naklinin yasal altyapısının oluşturulmasına, 25 saat süren beş böbrek naklinden uluslararası bilim dünyasında aldığı ödüllere kadar geçen süreci aktardı.

Mehmet Haberal’ın Haçapit’ten tıp fakültesine uzanan yolu
Çocukluğunun Rize’nin Pazar ilçesindeki Haçapit’te geçtiğini anlatan Haberal, köyün dört mahalleden oluştuğunu ve ortasından bir çay geçtiğini söyledi. Ailesinin Orta Asya’dan önce Erzincan’ın Kemah ilçesine, ardından Pazar-Hemşin’de Zuğa’ya, daha sonra da Pazar Subaşı’na yerleştiğini belirten Haberal, tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarını anlattı.
Büyükbabasının 93 Harbi’ne, hayatta kalan büyükbabalarının da İstiklal Savaşı’na katıldığını ifade eden Haberal, çocukluğunun kıtlık içinde geçtiğini söyledi. Çıplak ayakla karda yürüdüğünü, çiftçilik ve çobanlık yaptığını, arıcılık yapan büyükbabasının yanında çalıştığını aktardı.
İlkokula teyzelerinin evinin misafir odasında başlayan Haberal, daha sonra mahallede yapılan okulun inşaatında taş taşıdığını belirtti. Ailesiyle Zonguldak’a gittikten sonra eğitimine devam ederken ailelerinin fırınında da çalıştı.
Lise ikinci sınıfa kadar mühendis olmayı düşündüğünü anlatan Haberal, insanlara nasıl daha fazla faydalı olabileceğini düşünerek doktorluğa karar verdiğini söyledi. 1961’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmasına rağmen tıp eğitimini tercih eden Haberal, 1967’de Hacettepe Genel Cerrahi bölümünde asistan olarak göreve başladı.

Mehmet Haberal ABD’den Türkiye’ye dönerek organ nakline yöneldi
Uzmanlığının ardından 1973’te ABD’ye giden Haberal, önce Texas Üniversitesi’ndeki yanık merkezinde yaklaşık bir yıl çalıştı. 1 Ocak 1974’te Denver’a geçerek Prof. Dr. Thomas Starzl’ın yanında çalışmaya başladı.
Haberal, 1975’te Türkiye’ye dönme kararını Starzl’a bildirdiğini ve amacının ülkesinde başarılı organ nakillerini başlatmak olduğunu anlattı. Türkiye’ye dönüşünün ardından İhsan Doğramacı ile görüştüğünü belirten Haberal, organ nakli için ihtiyaç duydukları iki ilacı 50 sterlinlik çekle temin ettiğini söyledi.

İlk başarılı canlı vericili böbrek nakli 1975’te yapıldı
Haberal, 3 Kasım 1975’te 12 yaşındaki Bahtiyar Çalışkan’a annesi Mürvet Hanım’dan alınan böbreğin nakledildiğini anlattı. Operasyondan önce ekip yetiştirmek için köpekler üzerinde çalışmalar yaptığını, hemşireler ve anestezi ekibiyle hazırlık sürecini yürüttüğünü belirtti.
Bu operasyonla Türkiye’de ilk başarılı canlı vericili böbrek naklinin gerçekleştirildiğini ifade eden Haberal, çalışmaların yalnızca ameliyatla sınırlı kalmadığını söyledi. Organların korunması, organ bağışı, hukuk, sağlık çalışanlarının eğitimi ve toplumsal farkındalık alanlarının birlikte ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Haberal, geliştirdikleri yöntemle böbreklerin özel şartlarda 48 ila 95 saate kadar korunabilmesini mümkün hale getirdiklerini ve bu çalışmayı 1983’te Zürih’te Avrupa Transplantasyon Birliği toplantısında sunduğunu aktardı.

Beş böbrek nakli 25 saatte tamamlandı
1984 yılında New York Üniversitesi Hastanesinden Türkiye’ye aynı anda beş böbrek gönderildiğini anlatan Haberal, organların Almanya üzerinden Türk Hava Yolları uçağıyla Ankara’ya ulaştırıldığını söyledi. O sırada yaklaşık 40 hastanın nakil beklediğini, değerlendirmelerin ardından beş uygun hastanın belirlendiğini aktardı.
Ameliyatların toplam 25 saat sürdüğünü belirten Haberal, “Bir ameliyat bitiyor, diğerine geçiyorduk. Dinlenme imkânı yoktu. Çünkü organların zamanı vardı” dedi. Beş böbreğin de hastalara başarılı şekilde nakledildiğini söyledi.

Organ naklinin hukuki altyapısı için de çalıştı
Organ naklinin tıbbi boyutunun yanı sıra hukuki altyapısının da oluşturulması gerektiğini belirten Haberal, ölüden hastaya organ naklinin önünü açacak düzenlemeler için Meclis’te milletvekilleriyle görüştüğünü anlattı. Diyanet İşleri Başkanlığı ile de görüşmeler yapıldığını, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç’ın organ bağışında bulunmasının toplumsal farkındalık açısından önemli olduğunu söyledi.
2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’un 3 Haziran 1979’da yürürlüğe girdiğini hatırlatan Haberal, “Organ nakli sadece ameliyathanede yapılmaz. Bunun bir de hukuki tarafı vardır. Yasanız yoksa yaptığınız işin devamlılığı olmaz” dedi.

Mehmet Haberal uluslararası çalışmalarını ve ödüllerini anlattı
2018-2020 döneminde Dünya Organ Nakli Derneği Başkanlığı yaptığını belirten Haberal, Dünya Organ Nakli Derneği Kongresi’nin 2024’te İstanbul’da düzenlendiğini söyledi. Aynı kongrede Medawar Ödülü’nü aldığını ve ödülün daha önce Türk bir bilim insanına verilmediğini ifade etti.
Haberal, 2026’da Sydney’de düzenlenen Dünya Organ Nakli Derneği’nin 31. Uluslararası Kongresi’nde, derneğin 60’ıncı kuruluş yılı kapsamında yeniden tasarlanan ödülün bir kez daha kendisine takdim edildiğini anlattı.
2024 yılında Yunanistan Akademisi tarafından verilen Yüksek Şeref Ödülü’nün akademi tarihinde Yunan olmayan bir yabancıya verilen ilk ödül olduğunu belirten Haberal, Mısır’da organ nakli çalışmalarından dolayı onur konuğu olarak ağırlandığını söyledi. Kuveyt’te 2006 yılında Yaşam Boyu Başarı Ödülü aldığını ve Asya Transplantasyon Derneği’nin Kuwait City’de düzenlenen kongresine onur konuğu olarak katıldığını da aktardı.

Mehmet Haberal genç bilim insanlarına seslendi
1993 yılında kurdukları Başkent Üniversitesinin eğitim ve bilime yönelik anlayışlarının bir parçası olduğunu belirten Haberal, hekim ve bilim insanı yetiştirmenin yanı sıra edinilen bilgilerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini söyledi.
Genç bilim insanlarına çok çalışmalarını öneren Haberal, dünyayı görmeleri ve öğrenmeleri, ancak öğrendiklerini ülkelerine kazandırmaları gerektiğini ifade etti. Başarıyı insanlara faydalı olmak olarak tanımlayan Haberal, bir hastayı hayata döndürmenin, öğrenci yetiştirmenin ve bilimsel çalışmaların devamını sağlamanın kendisi için en büyük ödül olduğunu söyledi.
İlk başarılı canlı vericili böbrek naklinin üzerinden yarım asır geçtiğini hatırlatan Haberal, 3 Kasım 1975’teki ameliyatın ardından organların korunması, organ bağışı, yasal düzenlemeler, eğitim ve bilimsel çalışmaların geldiğini belirtti. Haberal, bugün binlerce insanın organ nakli sayesinde yaşamına devam ettiğini ve gençlerin bu çalışmaları daha ileriye taşıması gerektiğini ifade etti.





