ÖZEL HABER: ZEYNEP ORHAN

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Ocak ayında açıkladığı rapora göre bir ayda 31 kadın erkekler tarafından katledildi. Kadınlar, her yıl olduğu gibi bu yılda Dünya Kadınlar Günü’nü birçok kadının öldürülmesiyle karşılıyor. Açıklanan raporlarda günde bir kadının katledildiği belgelenirken Kadınlar, şiddetin son bulması için gerekli yasal adımların atılmasını bekliyor. 


Sokakta, evde, işyerinde ve birçok kamusal alanda mobbinge uğrayan kadınlar sadece fiziksel değil, ekonomik ve psikolojik şiddete de maruz kalıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Görüştüğümüz Sosyolog ve MED Fen Bilimleri Etüt Merkezi kurucularından olan Kurum Müdürü Gülşen Gök, baskının aile ortamında başladığını ve bu baskının da kadının sonraki hayatında olumsuz etki yarattığını söyledi. Gök, “Erkek çocuğu ve kız çocuğu arasında ayrım yapılmamalı, kız çocuğu da kendi tercihlerinde özgür olmalı” dedi. 
Ülkemizde 1984 yılından beri kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, İnsan hakları temelinde kadınların maruz kaldığı zorbalıklara, haksızlıklara, ayrımcılıklara farkındalık oluşturmak için anılmaktadır. Gök, kadınların toplumdaki varlığının daha iyi bir konuma gelmesi için aileden başlayan bir eğitim verilmesi gerektiğini açıkladı. Ayrıca kadına iş hayatında daha fazla olanak sağlanması gerektiğini düşünen Gök, kurumlarında kadın personel sayısının erkek personel sayısından daha fazla olduğunu belirtti: 25 kişilik çalışan kadrosunun 18’i kadınlardan oluşuyor. 

haber4

Yeni yargı paketinde neler var? 7. Yargı Paketi 2023 Yeni yargı paketinde neler var? 7. Yargı Paketi 2023

             Sosyolog ve MED Fen Bilimleri Etüt Merkezi kurucularından olan Kurum Müdürü Gülşen Gök


“GÜÇSÜZ OLDUĞUMUZ DOĞRU DEĞİL”
Kadınlar gününe özel gerçekleştirdiğimiz röportajda soruları yanıtlayan Sosyolog Gülşen Gök, toplumumuzda kadının özellikle de iş hayatında geri planda olmasının sebebinin aileden geldiğini belirtti. Gök, kadınların baskı altında kaldıkları zaman hayatlarının bundan etkilendiğini lakin bunu dışa vuramadıklarını, zayıf görünmek istemediklerini bu yüzden de hayatlarını buna göre şekillendirdiğini ifade etti. Gök, “Kadın duygusal bir yapıya sahip. Bunun yanı sıra kadınlar arası daha çok problem yaşandığını düşünüyorlar. Ben çalışma hayatımda bunlarla karşılaştım. Bu konuda daha güçsüz olduğumuz var sayılıyor. Doğru mu? Hayır. Kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Kadınlar bence daha güçlüler. Yönetici olarak da diğer alanlarda da kesinlikle daha başarılı olduklarını, daha geniş bakabildiklerini düşünüyorum” dedi.


“İŞİ VE ANNELİĞİ BERABER YÜRÜTEMEYECEĞİMİZ DÜŞÜNÜLÜYOR”
Kadına biçilen anne rolünün onlar için ağır bir sorumluluk olduğundan söz eden Gök, “İşi ve anneliği beraber yürütemeyeceğini düşünüyorlar. Mesela öğretmen alımı yapıyoruz burada. Bunu biz de görüyoruz, maalesef bu problemle biz de karşılaşıyoruz. Erkek olan öğretmenimizde bir baba ama çocuğun sorumluluğu daha çok anneye yükleniyor. Çocuk varsa eğer ortada kadın öğretmene çocuğu nereye bırakacaksınız, kreşe gidiyor mu, ne kadar zaman ayırabileceksiniz, buradaki iş sürenizde bir kısıtlamaya neden olabilir mi gibi sorular sormak zorunda kalıyoruz. Ama erkekte bu sorular sorulmuyor. Çünkü bu annenin görevi gibi algılanıyor” diye konuştu.


“HERKESİN KİŞİSEL OLARAK SORUMLULUĞU VAR”
Kadının toplumsal hayatta ayrımcılığa uğramasının nasıl çözüme kavuşturulacağı sorusunu yanıtlayan Gök, “Açıkçası bu görev bir noktada kadında yani annede. Çünkü çocuğu yetiştiren babadan ziyade anne maalesef böyle kabul görmüş ve böyle bir beklenti de var. Bunun doğru planlanması gerekiyor. Burada babanın da rolü çok büyük. Yani toplumun her ferdinin bu anlamda bir görevi, sorumluluğu var ama bu daha çok anneye yüklenmiş durumda. Maalesef yetiştirme tarzımızda bir hata var. Bunu ben de yaşadım. Biz 6 kardeşiz, kalabalık bir aileyiz. Bunu çocukken ben iliklerime kadar hissettim. Abilerimle aramda bir fark vardı. Bunu her kız çocuğu muhtemelen hissetmiştir, farklı olan çok nadirdir. Kız çocuğuna daha değerli olduğunun farklı olduğunun ailede öğretilmesi gerekiyor. Eğitim önce ailede başlar. Toplumu oluşturan temel kurumdur aile. Herkesin kişisel olarak bir sorumluluğu var ama önemli olan aile” ifadelerini kullandı.

haber


“BU BİLİNÇ YAYILMALI”
Kadınlar günü kutlanmalı mı yoksa anılmalı mı sorusunu yanıtlayan Gök, “Aslında anılması da gerekiyor kutlanması da gerekiyor. Çünkü bu bilincin oluşturulması gerekiyor. Bu bizim için önemli bir gün. Tabii tek bir güne bağlı kalınması, sadece o gün kutlanıyor olması doğru değil ama tabii yine de bu bilincin yayılması için kutlanması gerekiyor” sözlerine yer verdi.


“KADIN HER İŞİ YAPABİLİR”
Kadın erkek eşitsizliğinin temelinde erkeğin fiziksel gücünün yattığı düşüncesine ilişkin fikirlerini paylaşan Gök, “İş bölümünün yapılmasında ancak kullanılabilecek bir argüman erkeğin fiziksel olarak daha güçlü olması. Kadını geri plana atmak için bir sebep olamaz. Kadının her işi yapabileceğine dair çok fazla, çok güzel örnekler var. Son zamanlarda çok gündeme geldi mesela, kadın otobüs şoförleri var. İstanbul’da başlandı birçok yerde var. Buna çok garip yaklaşımlar var ama mesela. Niye yapamasın ki? Kadın zaten araç kullanabiliyor. Hatta iletişim noktasında erkeğe göre daha iyiler. Neden yapamasınlar? Bu neden erkek işi olarak görülüyor. Bu tepkilerimizi de doğru bulmuyorum. Bir kadın otobüs şoförü görünce hemen röportaj yapılıyor, insanların tepkileri çok fazla oluyor” dedi.


“BU ŞANSIN KADINLARA VERİLMESİ GEREK”
Kurumlarında kadın ağırlıklı personel çalıştırmalarına ilişkin soruları yanıtlayan Gök, “Bizim işimizde en önemli faktörlerden biri iletişim. Hem öğrenciyle hem de veliyle iletişim kurulması gerekiyor. Bu anlamda da kadınların erkeklere oranla daha başarılı olduklarını düşünüyorum. Kadınların iletişim noktasında daha güçlü olduklarını düşünerek kadın öğretmen ağırlıklı çalışmayı tercih ediyoruz. Her yerde daha çok erkek personel tercih edildiği için bu şansın kadınlara da verilmesi gerekiyor. Biz bu bilinçle de yaklaşıyoruz” diye konuştu.


“BEN DE ZORLUKLARLA KARŞILAŞTIM”
Kadın bir sosyolog ve yönetici olarak geçtiği zorlu aşamalardan söz eden Gök, “Her çalışan gibi ben de zorluklarla karşılaştım. İş hayatı zaten zorluklarla dolu. Bu konuda engellerle karşılaştım. Saat anlamında bile problem yaşayacağım düşünüldü. Ailemle ilgili de problemler yaşadım. Eve daha erken gelmem gerektiği konusunda hep sorunlarla karşılaştım. Yönetici olabilmek için gerçekten zorlu yollardan geçtim. Örneğin çok geç saatlerde toplantılarınız oluyor. Kadın öğretmen toplantıya kalamıyor. Benim de katılamayacağım düşünüldü. Geç saatlere uyamayacağım düşünüldü mesela. Duygusal anlamda zorlanacağım düşünüldü” sözlerine yer verdi.

haber3


“BİZ DAHA DUYGUSAL YAKLAŞIYORUZ”
Kadınların “yönetici” kadrosunda az olmasındaki nedenin duygusal iç güdülerine bağlanıp bağlanılamayacağı sorusunu yanıtlayan Gök, “Böyle bir düşünce yapısı birçok insanda var. Daha duygusal olup olmadığımız tartışılır. Bazı durumlarda daha duygusal yaklaşıyoruz. Kişiler, maddi kazancın artırılmasını beklerken, bir öğrencinin maddi sorunlar yüzünden okuldan ayrılmak zorunda kalması bir erkek idareciyi farklı, kadın idareciyi farklı etkiliyor bence. Bunla ilgili bulduğumuz çözüm önerileri çok farklı oluyor. Burs verdiğimiz öğrenciler oluyor mesela ve biz burada kız öğrencilere öncelik tanıyoruz. Çünkü aile kız çocuğunun okumasını ikinci plana atabiliyor. Biz kadınlar olarak bunları da hesaba katarak dolayısıyla da duygusal olarak yaklaşıyoruz. Buna erkekler de yapmıyor diyemem ama biz daha duygusal yaklaşıyor olabiliriz. Ama kadının ilerlemesinde bir engel teşkil etmiyor. Bir de çalışma saatlerine erkeğin daha kolay uyum sağlanacağı düşünülüyor o yüzden kadın geri plana atılıyor. Erkek her yere gidebilir ama kadın gidemez, gönderemeyiz yaklaşımı oluyor ve bunlar çok engelleyici faktörler. Bu durumlara kesinlikle katılmıyorum ama maalesef ki bunlarla karşılaşıyoruz” ifadelerini kullandı. 


“KIZ ÇOCUKLARI OKUMALI”
Kız çocuklarının okumasına önem verdiklerini belirten Gök, ilgi alanlarına göre öğrencilerine destek olmaya çalıştıklarını açıkladı. Bu doğrultuda kitap yazma hayali olan 12. Sınıf öğrencisi Belinay Karagöz için ellerinden gelen motivasyonu sağlamaya çalıştıklarını belirtti. Öğrencisini bu anlamda hem cesaretlendirip hem de destek olduğunu dile getiren Gök, Belinay Karagöz’ün yakında kitabının çıkacağını söyledi.

haber2


12. SINIF ÖĞRENCİSİ BELİNAY’DAN KADINLAR GÜNÜ MESAJI
Belinay Karagöz ise pandemi döneminde “Kelebeğin İzleri” kitabını yazmaya başladığını, öğretmenlerinden destek gördüğünü anlattı. Kitabının yakında basılacağını söyleyen Karagöz, bu yolda bazı korkuları olduğunu ve korkularından birinin de kadın olmasından kaynaklandığını söyledi. Karagöz, toplumsal bir sorun haline dönen kadına şiddet, kadını geri plana atma gibi konuların kırmızı çizgisi olduğundan bahsetti. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için dileklerini söyleyen öğrenci Karagöz, bu günün anlamı için yazdığı anektodunu paylaştı:


Kadın hayattır, insana hayat verendir. Var olduğumuz bu dünyayı güzelleştiren, daha yaşanabilir bir hâle getirendir kadın. 
Dokuz ay karnında taşıyıp büyüttüğü çocuğundan değer, hayatını adadığı eşinden sevgi görmek ister. Sokakta yürürken, toplu taşıma kullanırken rahat hissetmek ister. Yemeğe tuz atmayı unuttuğu için şiddete maruz kalmayı değil de bir çiçek buketle mutlu edilmeyi, sadece bir gün değil her gün değer görmeyi hak eder kadın.
“Kendi çizdiği yolda güçlü adımlar atan kadınlarımızdan:
İlk kadın doktor Safiye Ali,
İlk kadın avukat Süreyya Ağaoğlu,
İlk kadın emniyet müdürü Feriha Sanerk,
İlk kadın vali Lale Aytaman,
İlk kadın arkeolog Jale İnan,
gibi daha niceleri, bir kadının yaşadığı tüm zorluklara rağmen istediği her şeyi başarabileceğini gösteren en güzel örneklerdendir.
Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi, "Şuna inanmak lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir."
8 Mart Dünya Kadınlar gününüz; umut dolu, mutlu yarınlarla kutlu olsun.”