Ankara futbolunun Barcelonasından bahsediyorum. Oyuncu yetiştiren, oyuncu satan futbol piyasasında ismi olan takımı kastediyorum. Afrika’nın bilinmeyen noktalarına kadar girerek oyuncu getirip parlatan ve futbola kazandıran bir takımdır Gençlerbirliği. Peki, bu Gençlerbirliği Ankara futbolu için örnek bir baba olan İlhan Cavcav’ın ölümünden sonra bu misyonunu yerine getirebiliyor mu? Bu sorunun cevabı kocaman bir hayırdır. Peki, şu anki yönetim bu misyonun yerine getirilmediğini bunun araştırılması gerektiğinin ve başarısızlığın kaynağının ne olduğunun farkında mı? O da hayır. Zaten bunun farkında olunsaydı takım bu durumda olmazdı.
Değerli arkadaşlarım başarı olduğu kadar başarısızlık da futbolun ayaklarından ya da kollarından bir tanesidir. Yalnız bir yer de bir başarısızlık varsa ve bu başarısızlık bir süreklilik arz ediyorsa nedeni daha geniş bir şekilde araştırılmalıdır. Araştırma yapılmadan fatura teknik adama kesilerek sorun ötelendikçe takım da doğal olarak galibiyete hasret kalmaya devam ediyor. Yönetimin, ‘sorunun kaynağı teknik adamdır’ anlayışı sakat bir anlayıştır. Sorunun kaynağı için biraz da ibreyi kendilerine ve futbol oynayanlara çevirmelerinin zamanı gelmedi mi? Ne zaman ki ibre dediğim yere çevrildiğinde işte o zaman farklı bir yol denenmiş olacaktır. Başarı gelir mi? Bilemeyiz ama en azından yöntem yanlışlığı ortadan kalkmış olacaktır. Birçok kere aynı yöntemi deneyerek başarı beklemek de neyin nesi?
Süper Ligde oynadığı 25 maç sonucunda 20 puan toplayan bir takım ligin dibine demir atmış durumda. İstesen de oradan kopma durumu ve koşulu bulunmuyor. Son oynanan 12 maçta 2 galibiyet, 2 beraberlik ve 8 yenilgi alan bir takımdan bahsediyorum. Sezon başından beri önce Mert Nobre sonra Mustafa Kaplan ve en son da Mehmet Altıparmak ile yola devam eden bir takımı konuşuyorum. Bu gidişle Gençlerbirliği ve Ankaragücü takımları sayesinde Ankara futbolu, teknik direktörler mezarlığına dönüşmüş olacak. Futbolun sadece bir tarafından başarı beklemek ahmaklıktır. Futbol oyuncu, yönetim, teknik adam ve en önemlisi olan taraftar ile bir bütündür. Siz sadece bir tarafa fatura keserseniz başarı sağlayamazsınız.
Gençlerbirliği gibi köklü bir takımda önce yönetimin silkelenip kendine gelmesi gerekir. Ardından da oyuncularla görüşme yapılarak nasıl bir spor kulübünde top koşturduklarının kendilerine anlatılması ve hatırlatılması lazım. Mücadele olmadan, hedef konmadan futbol da olmaz. Mücadele futbolun ruhudur. Bu ruh eksik olursa başarısızlık da kaçınılmaz olur. Yazının özüne döndüğümüzde mevcut koşullarda Gençlerbirliği’nin başına Jürgen Klopp’u da getirseniz bu takımı bu durumdan kurtaramazsınız. Acilen yöntem değişikliğine gidilmeli ve futbolculara uyarılarda bulunulmalıdır. Yoksa yolun sonunda ligden düşme sizi bekliyor olacaktır… Bu kötü sonu yaşamamak için hemen harekete geçilmelidir.