Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Fikirden Diyaloğa, İleri” temasıyla düzenlenen Türk Dünyası Diyalog Forumu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın katılımıyla gerçekleştirildi.
Forumun açılışında konuşan Duran, Türk dünyasının ortak tarihî ve kültürel mirasına dikkat çekerek dijital çağda dil, iletişim ve yapay zekâ alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Duran, Türk devletlerinin ortak bir iletişim kapasitesi oluşturmasının, dezenformasyonla mücadele ve kültürel mirasın korunması açısından önem taşıdığını vurguladı.
"BU FORUM, BİRBİRİMİZE OLAN TARİHSEL BAĞLILIĞIMIZI YENİDEN KURMA GİRİŞİMİDİR"
Yıllar içerisinde güzergahlar değişse de birlik olma ihtiyacının hiç değişmediğini aktaran Duran, "Bugün, ‘Fikirden Diyaloğa, İleri’ diyerek bir araya geldiğimiz bu Forum; hem Kaşgarlı Mahmud’un hem de Gaspıralı’nın ortak sayfada buluştuğu bir iradenin yansımasıdır. Bu Forum, birbirimize olan tarihsel bağlılığımızı, 21. yüzyılın küresel iletişim düzleminde yeniden kurma girişimidir" ifadelerini kullandı.
Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nun Türk devletlerinin birliğinin yönünü tayin ettiğine dikkati çeken Duran, "TÜRKSOY’dan TÜRKPA’ya, Türk Yatırım Fonu’ndan Uluslararası Türk Akademisi’ne uzanan kurumlarımız bu yolun taşıyıcılarıdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, bu yürüyüşün başından beri içinde olmuş ve olmaya devam edecektir" diye konuştu.
"TÜRK DÜNYASININ JEOPOLİTİK AĞIRLIĞI AÇIKÇA ARTMAKTADIR"
Türk dünyasının, Avrasya’nın kalbinde, birçok bağlantının kesiştiği, stratejik önemi son derece yüksek bir coğrafyada yer aldığının altını çizen Duran, Hazar’dan Akdeniz’e ve Avrupa’ya uzanan enerji hatlarının, bugün dünyadaki enerji arzı için çok büyük öneme sahip olduğunu kaydetti. Duran, "Orta Koridor’un demiryolları, limanları ve lojistik merkezleri ise Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasındaki hareketin en kritik merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Bugün enerji dengeleri, tedarik zincirleri ve ticaret yolları yeniden şekillenirken Türk dünyasının jeopolitik ağırlığı da açıkça artmaktadır. Ağırlığımız arttıkça sorumluklarımız da büyümektedir. Bu sorumluluğu, hep birlikte inşa edeceğimiz bir geleceğe taşımak ortak hedeflerimiz arasında olmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
"KENDİ DİLİMİZDE NİTELİKLİ İÇERİKLER OLUŞTURMAK; YAPAY ZEKA MODELLERİNİN DE VERİLERİMİZDEN BESLENMESİNİ TEMİN ETMEK DURUMUNDAYIZ"
Duran, ortak hafıza zeminini ilk inşa eden unsurun, dil olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
"Bugünün dünyasında ise ortak hafızamız, dijital ortamdaki verilerle ve anlatılarla şekillenmektedir. Biliyoruz ki yapay zeka modelleri, dijital ortamdaki o verileri işliyor, öğreniyor ve yeni bilgiler üretiyor. Böylelikle dijital ortamdaki hakim anlatının şekillenmesinde başat rol oynuyorlar. Bu durumda şu önemli soruyu sormak gerek; Yapay zeka modelleri ne derece güvenilir ve hakiki bilgilerden besleniyor? Kanaatimce bizler, bu sorunun cevabı üzerine düşünmek ve sorumluluk üstlenmek zorundayız. Kendi dilimizde ve kendi kaynaklarımızla nitelikli içerikler oluşturmak; yapay zeka modellerinin de verilerimizden beslenmesini temin etmek durumundayız. Dijital ortamdaki anlatının hakikate uygun olarak şekillenmesine ancak bu şekilde katkı verebiliriz. Aksi halde bize dair anlatı başkaları tarafından yazılacaktır. Başkaları tarafından çerçevelenmiş bir Türk dünyası kurgulanacaktır. Bu bağlamda, Mayıs ayında Türkistan’da devlet ve hükümet başkanlarımızın yaptığı Dijital Türk Dünyası vurgusunu oldukça önemsiyorum."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk dili modeli çağırısının stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Duran, "Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında 34 harfli Ortak Türk Alfabesi önerisinde uzlaşılmış olması da ortak hafızamızın okunabilirliği açısından oldukça önemlidir. Bugün bizler kendi hikayemizi kendi sesimizle, kendi dilimizle ve kendi değerlerimizle anlatabilecek imkanlara sahibiz. Bunun yolu, ortak anlatı kapasitemizi büyütmekten geçiyor" şeklinde konuştu.
"BİŞKEK’TE ORTAYA ÇIKAN BİR DEZENFORMASYONA, AYNI AKŞAM BAKÜ’DE, TAŞKENT’TE, ASTANA’DA VE ANKARA’DAN HIZLA CEVAP VERİLEBİLMELİDİR"
Artık yalanın kolayca üretilebildiğini, doğrulamanın ise emek istediğinin altını çizen Duran, "Dezenformasyon, manipülasyon ve algı operasyonları da bu boşluktan beslenmektedir. İletişim Başkanlığı olarak bu meselede kurumsal bir cevap vermek için 2022’de Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’ni kurduk. Geçtiğimiz yılın aralık ayında Ankara’da Türk Devletleri Dezenformasyonla Mücadele Forumu’nda yine sizlerle bir araya gelmiştik. Bu forumda hepimizi ilgilendiren bir durumu müşahede ettik; Türk dünyasına yönelik dezenformasyon girişimleri, kimi zaman ortak hedefler üzerinden aynı anda, kimi zaman her ülkenin kendi hassasiyetine göre ayrı ayrı yürütülmektedir. Bu forumda, dezenformasyonun bir iletişim sorunu olmadığını, Türk dünyası için kolektif bir güvenlik meselesi olduğunu tekrar tespit etmiştik. Bu soruna vereceğimiz en iyi cevap, teyit faaliyetlerini bir kurumun görevi olmaktan çıkarıp ortak bir refleks haline getirmektir. Bişkek’te ortaya çıkan bir dezenformasyona, aynı akşam Bakü’de, Taşkent’te, Astana’da ve Ankara’dan hızla cevap verilebilmelidir" dedi.
"BİZİM KUŞAĞIMIZIN SAYFASI, ORTAK OLANIN DAĞILMAYA YÜZ TUTTUĞU BİR ÇAĞDA YAZILMAKTADIR"
Duran, bugün ve yarın pek çok konuda önemli başlıkların ele alınacağını anlatarak şu ifadeleri kullandı:
"Bugün ve yarın pek çok panelde oldukça önemli başlıkları ele alacağız, ama ben iki oturuma özellikle değinmek istiyorum. Bugün öğleden sonraki medya ve iletişim panelimizin, kurumlarımızın ortak bir iletişim dili kurabileceğine dair güçlü bir işaret; yarınki Gaspıralı oturumunun ise dilin ve hafızanın dijital çağdaki yerine dair yeni bir bakış ortaya çıkaracağına inanıyorum. Burada kurulacak ilişkilerin bu iki günle sınırlı kalmamasını, düzenli istişare mekanizmalarının başlangıcı olmasını diliyorum. Tarih, hiçbir kuşağa yazılmış hazır bir sayfa vermemiştir. Her kuşak kendi hikayesini yazmıştır. Bizim kuşağımızın sayfası, ortak olanın dağılmaya yüz tuttuğu bir çağda yazılmaktadır. Onu birlikte yazarsak, Türk dünyasının ortak yüzyılı da kendi sesiyle konuşacaktır."





