Hindistan’da bildirilen yeni vakalarla birlikte Nipah virüsü, küresel sağlık gündeminde yeniden üst sıralara çıktı. Yarasalardan insanlara bulaşan ve ilk kez 1999 yılında tanımlanan virüs, aradan geçen yıllara rağmen özellikle Asya’da sınırlı ancak ölümcül salgınlara yol açması nedeniyle uluslararası sağlık otoritelerinin yakın takibinde bulunuyor.
DSÖ neden Nipah’ı riskli görüyor?
Dünya Sağlık Örgütü, Nipah virüsünü “salgın potansiyeli taşıyan patojenler” arasında sınıflandırıyor. Bu değerlendirmede, virüsün yüksek ölüm oranı, spesifik tedavi ve onaylı aşısının bulunmaması ve bazı salgınlarda insandan insana bulaşın görülmesi belirleyici oluyor. DSÖ, bu nedenle Nipah için erken tanı, izolasyon ve araştırma çalışmalarının güçlendirilmesi çağrısı yapıyor.
Hindistan’daki son vakaların ardından yerel sağlık makamları temaslı takibini genişletti ve bölgesel önlemleri artırdı. Yetkililer, şu aşamada yaygın bir bulaş zinciri tespit edilmediğini vurgulasa da, olası yeni vakalara karşı sağlık sistemlerinin teyakkuzda tutulduğu bildiriliyor. Bölge ülkelerinde havalimanı ve sınır geçişlerinde sağlık taramalarının sıkılaştırılması da bu temkinli yaklaşımın bir parçası.

Nasıl bulaşıyor?
Nipah virüsünün doğal kaynağı meyve yarasaları. İnsanlara bulaş çoğunlukla yarasa salgılarıyla temas etmiş gıda ve içeceklerin tüketilmesiyle gerçekleşiyor. Bazı salgınlarda, hasta kişilerle yakın temas yoluyla da insandan insana bulaş görüldüğü belirtiliyor. Uzmanlar, bulaşın genellikle dar çevrede kaldığını ancak kontrolsüz temasın riski artırdığını vurguluyor.
Nipah neden tehlikeli?
Nipah enfeksiyonu, ilk günlerde ateş ve halsizlik gibi genel belirtilerle başlayabiliyor. Ancak virüs kısa sürede zatürre, beyin iltihabı (ensefalit), bilinç kaybı ve nöbetlere yol açabiliyor. Şiddetli vakalarda hastalık, 24–48 saat içinde komaya kadar ilerleyebiliyor. Ölüm oranının bazı salgınlarda yüzde 70’e yaklaşması, virüsü diğer birçok solunum yolu virüsünden ayıran temel unsur olarak öne çıkıyor.

Yeni bir pandemi riski var mı?
Uzmanların ortak görüşüne göre Nipah virüsü, COVID-19 kadar kolay ve hızlı yayılan bir patojen değil. Bulaş genellikle yakın temasla sınırlı kalıyor. Ancak virüsün ölüm oranının yüksek olması ve mutasyona açık bir RNA virüsü olması, DSÖ’nün temkinli yaklaşımının temel gerekçeleri arasında gösteriliyor. Bilim insanları, virüsün daha kolay bulaşır hâle gelmesi durumunda riskin ciddi biçimde artabileceğine dikkat çekiyor.
Korunma ve erken tanının önemi
Sağlık uzmanları, riskli bölgelere seyahat edenlerin hijyen kurallarına titizlikle uymasını, açıkta satılan gıdalardan kaçınmasını ve ateş ya da nörolojik belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasını öneriyor. Erken tanı ve izolasyonun, hem hastalığın seyrini hem de olası yayılımı belirgin biçimde etkilediği ifade ediliyor.
Nipah virüsü şu aşamada küresel bir salgın anlamına gelmese de, yüksek ölüm oranı ve belirsizliği nedeniyle DSÖ ve sağlık otoritelerinin radarında kalmaya devam ediyor. Mevcut tablo, salgınlara karşı erken uyarı ve hazırlığın önemini bir kez daha hatırlatıyor.



