Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Cihan Karadağ, doğum şeklinin belirlenmesinde gebeliğin seyri, anne adayının sağlık durumu, bebeğin gelişimi ve pozisyonunun yanı sıra doğum eylemi sırasında ortaya çıkabilecek şartların da dikkate alınması gerektiğini belirtti. Anne ve bebeğin sağlık durumunun uygun olduğu gebeliklerde doğumun fizyolojik bir süreç olarak ilerleyebileceğini ifade eden Karadağ, tıbbi gereklilik bulunan durumlarda sezaryenin önemli bir seçenek olduğunu söyledi.

Riskli gebelikte erken müdahale için düzenli kontrol şart
Riskli gebelikte erken müdahale için düzenli kontrol şart
İçeriği Görüntüle

Gebelik boyunca yapılan takiplerde anne adayının genel sağlık durumu, bebeğin gelişimi ve pozisyonu ile gebeliğin seyri değerlendiriliyor. Doğum zamanı yaklaştıkça bu bilgiler doğrultusunda planlama yapılırken, doğum eylemi başladıktan sonra ortaya çıkabilecek gelişmeler daha önce oluşturulan planın yeniden değerlendirilmesini gerektirebiliyor.

A W803396 01

Doğum şekli kişiye özel değerlendirilmelidir

Her gebeliğin kendine özgü özellikleri bulunduğunu belirten Karadağ, anne adayının sağlık durumu, önceki gebelik ve doğum öyküsü, bebeğin gelişimi ve pozisyonu, gebelikte ortaya çıkan sorunlar ile doğum eyleminin seyrinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Karadağ, “Doğum şeklinin belirlenmesinde tek bir kriterden söz etmek mümkün değildir. Gebeliğin başından itibaren anne ve bebeğin sağlık durumu takip edilir. Bebeğin gelişimi, pozisyonu, anne adayının mevcut sağlık sorunları ve gebeliğin seyri değerlendirilerek bir doğum planı oluşturulur. Ancak doğum eylemi başladığında süreç farklı şekilde ilerleyebilir” dedi.

Doğum sırasında ortaya çıkan tıbbi bulgular doğrultusunda planın yeniden değerlendirilebileceğini kaydeden Karadağ, temel amacın belirli bir doğum yöntemini uygulamak değil, anne ve bebeğin doğum sürecini sağlık açısından güvenli şekilde tamamlaması olduğunu ifade etti.

Gebeliğin belirli bir döneminde uygun görülen doğum şeklinin ilerleyen haftalarda ortaya çıkan yeni bir bulgu nedeniyle değişebileceğini belirten Karadağ, doğum yöntemine ilişkin kararın gebelik takipleri boyunca ele alınmasının önem taşıdığını söyledi.

Doğum korkusu doğru bilgiyle ele alınabilir

Doğum sürecine ilişkin kaygıların doğum ağrısı, yaşanabilecek belirsizlikler ve çevreden aktarılan deneyimlerden kaynaklanabileceği belirtilirken, özellikle ilk gebelikte sürecin nasıl ilerleyeceğinin bilinmemesinin kaygıya neden olabileceğine dikkat çekildi.

Doğuma hazırlık sürecinde doğumun aşamaları, ağrı yönetiminde kullanılabilecek yöntemler, uygulanabilecek tıbbi müdahaleler ve doğum sonrası anne-bebek süreci hakkında bilgi verilmesinin belirsizlikleri azaltmaya yardımcı olabileceğini belirten Karadağ, doğum korkusunun yalnızca ağrı beklentisinden kaynaklanmadığını söyledi.

Karadağ, “Kontrolü kaybetme düşüncesi, daha önce yaşanan olumsuz deneyimler veya çevreden duyulan doğum hikâyeleri de kaygıyı artırabilir. Anne adayının doğum sürecinin nasıl ilerleyebileceğini bilmesi ve karşılaşabileceği farklı durumlar konusunda önceden bilgilendirilmesi önemlidir” dedi.

Doğuma hazırlığın yalnızca bir doğum şeklinin anlatılmasından ibaret olmadığını ifade eden Karadağ, doğumun farklı aşamaları, ağrı yönetimi ve gerektiğinde tıbbi müdahaleye neden ihtiyaç duyulabileceğinin de bu hazırlığın parçası olduğunu kaydetti. Anne adayının beklentilerinin de doğum planlamasında dikkate alınması, ancak bunların tıbbi şartlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Sezaryen doğum tıbbi gereklilik halinde değerlendiriliyor

Doğum şeklinin belirlenmesinde tüm gebelikler için tek bir yöntemin tercih edilmesi yerine anne ve bebeğin sağlık durumuna uygun yaklaşımın belirlenmesi gerektiğini söyleyen Karadağ, tıbbi gereklilik halinde sezaryenin anne veya bebeğin sağlığını korumak amacıyla uygulanan cerrahi bir yöntem olduğunu ifade etti.

Bebeğin doğum kanalındaki pozisyonu, sağlık durumuyla ilgili bazı bulgular, plasentaya ilişkin sorunlar, doğum eyleminin ilerlememesi ve anne adayının bazı sağlık sorunları sezaryen doğumu gündeme getirebiliyor. Önceki doğumun sezaryenle gerçekleşmiş olması da sonraki gebelikte doğum şekli değerlendirilirken dikkate alınan faktörler arasında bulunuyor.

Karadağ, “Sezaryen doğum gerektiğinde anne ve bebeğin sağlığını korumaya yönelik önemli bir seçenektir. Bu nedenle doğum şekillerini birbirinin alternatifi olarak kesin sınırlarla ayırmak yerine, gebeliğin ve doğum sürecinin özelliklerine göre değerlendirmek gerekir” diye konuştu.

Gebelik boyunca herhangi bir risk bulunmayan anne adayında dahi doğum sırasında yeni bir durumun ortaya çıkabileceğini belirten Karadağ, böyle bir durumda doğum planının değiştirilebileceğini ve ortaya çıkan şartlara göre tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi.

Doğuma hazırlık gebelik boyunca devam ediyor

Doğuma hazırlık sürecinde düzenli takiplerin yapılması, anne adayının sağlık durumunun ve bebeğin gelişiminin izlenmesi, doğum hakkında bilgilendirme yapılması ve ortaya çıkabilecek olasılıkların konuşulması önem taşıyor. Doğum sonrasında anne ve bebeğin sağlık durumunun değerlendirilmesi, erken temas ve emzirmenin başlatılması da bakım sürecinin aşamaları arasında yer alıyor.

Doğum sonrası sürecin anne ve bebeğin sağlık durumuna göre değişebileceği belirtilirken, doğum şekline ilişkin kararda anne adayının beklentileri ile tıbbi gerekliliklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Karadağ, “Her gebelik ve her doğum kendi şartları içinde değerlendirilmelidir. Doğum şeklinin belirlenmesinde anne adayının beklentileri kadar tıbbi değerlendirmeler de önem taşır. Doğumun güvenli şekilde tamamlanması, gebelik boyunca yapılan takiplerin ve doğum sırasında gerçekleştirilen değerlendirmelerin birlikte yürütülmesiyle mümkün olur” dedi.

Doğum şeklinin belirlenmesinde tek bir yaklaşım yerine anne ve bebeğin sağlık durumunu merkeze alan kişiye özel değerlendirmenin önem taşıdığını belirten Karadağ, gebelik boyunca edinilen bilgiler ile doğum sırasında ortaya çıkan bulguların birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti.

Kaynak: İHA