Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, resmi temaslarda bulunmak üzere Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye geldi. Yılmaz, Bakü’deki temasları kapsamında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçtiğimiz Ramazan Bayramı ve Nevruz Bayramı’nın Türk Dünyası’na, bölgemize ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini diledi.

Letonya Büyükelçi'nden Antalya mesajı: En gözde destinasyon
Letonya Büyükelçi'nden Antalya mesajı: En gözde destinasyon
İçeriği Görüntüle

"İsrail saldırılarının amacı bölgeyi adım adım istikrarsızlaştırmaktır"

Küresel sistemdeki tıkanıklık ve acziyet nedeniyle krizlerin çözümsüz kaldığını belirten Yılmaz, "İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışma, TDT coğrafyası da dahil geniş bir bölgenin barış ve istikrarını tehdit etmektedir. Önce Gazze'yi ardından Yemen ve Lübnan'ı son olarak da İran'ı hedef alan İsrail saldırılarının amacı bölgeyi adım adım istikrarsızlaştırmaktır. Devam eden savaş, Hürmüz Boğazı başta olmak üzere enerji hatları ve küresel ekonomik istikrar için de hayati riskler oluşturmakta, savaşın menfi etkileri tüm dünyada hissedilmektedir. Kritik altyapının ve enerji tesislerinin hedef alınması bölgemizi ve küresel ekonomiyi geri dönülmez bir felakete sürükleyecektir" diye konuştu.

"Beklentimiz, bir an evvel çatışmalara son verilmesi ve diplomasiye geri dönülmesidir"

Her ne sebeple olursa olsun bölge ülkelerinin İran tarafından hedef alınmasını da kabul edilemez bulduklarını ifade eden Yılmaz, "Bu nedenle itidal çağrımızı yineliyoruz. Türkiye olarak krizin başlangıcından bu yana diyalog için zemin oluşturmaya çalışmakta ve yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Beklentimiz, bir an evvel çatışmalara son verilmesi ve diplomasiye geri dönülmesidir" dedi.
"Ukrayna’da uluslararası hukuk temelinde, adil ve kalıcı bir barışın tesisi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz"
İsrail’in Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da devam eden saldırılarının, Körfez’deki savaşın gölgesinde bırakılmaması gerekmekte olduğunu belirten Yılmaz, "İki devletli çözümün hayata geçirilmesini ve Filistin halkının haklarının güvence altına alınmasını teminen TDT olarak çabalarımızı artırmamız önem taşımaktadır. Bu çerçevede, Gazze’nin yeniden inşası sürecinde TDT bünyesinde ortak projeler geliştirerek, Filistin halkıyla dayanışmamızı somut şekilde ortaya koymamızda yarar bulunmaktadır. Beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşının mümkün olan en kısa sürede sona ermesini arzu ediyoruz. Ukrayna’da uluslararası hukuk temelinde, adil ve kalıcı bir barışın tesisi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"Güney Kafkasya’da istikrar ve işbirliği ortamı, Türk Dünyası’ndaki etkileşimi daha da artıracak"

Güney Kafkasya’da, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisine yönelik atılmakta olan olumlu adımları memnuniyetle karşıladıklarını belirten Yılmaz, "Bölgede ortaya çıkan tarihi fırsatın değerlendirilmesini ve iki ülke arasında barış anlaşmasının imzalanmasını arzu ediyoruz. Güney Kafkasya’da istikrar ve işbirliği ortamı, Türk Dünyası’ndaki etkileşimi daha da artıracaktır. Ulaştırma, enerji, altyapı ve iletişim gibi birçok alandaki yeni işbirliği imkanlarının Türk Dünyası’nın refahına önemli katkılar vereceğine inanıyoruz. Bölgesel gelişmeler, küresel ulaştırma ve enerji hatları üzerinde stratejik bir konumda bulunan ülkelerimizi doğrudan etkilemektedir. Türk Devletlerinde barış ve istikrarın korunması, yalnızca bölgesel refahın sürdürülmesi bakımından değil, aynı zamanda uluslararası ticaretin kesintisiz işlemesi ve enerji arz güvenliğinin temini bakımında da kritik öneme sahiptir. Bu gerçek ışığında, Türk Devletleri olarak uluslararası platformlarda birlik içinde hareket etmemiz ve bölgesel dengeleri şekillendirme konumumuzu güçlendirmemiz her zamankinden daha önemli hale gelmiştir" dedi.

"Kıbrıs adası, bölgedeki son gelişmeler ışığında bugün daha da önemli hale gelmiştir"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Başbakanı Ünal Üstel’in toplantıda bulunmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirten Yılmaz, "Cumhurbaşkanı Aliyev’e ve Başbakan Asadov’a Kıbrıs Türk halkının haklı davasına verdikleri güçlü destek için teşekkürlerimi sunmak isterim. Stratejik bir konuma sahip bulunan Kıbrıs adası, bölgedeki son gelişmeler ışığında bugün daha da önemli hale gelmiştir. Dolayısıyla, KKTC’yi söz konusu coğrafyada Türk Dünyası’nın ortak varlığı ve müşterek çıkarlarını temsil eden bir unsur olarak değerlendirmeliyiz. Bu çerçevede, Aile Meclisimizin tüm kıymetli üyelerini KKTC ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini kuvvetlendirmeye, temaslarını artırmaya ve uluslararası toplumdaki haklı davalarını desteklemeye davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
Türk devletlerinin180 milyona yaklaşan toplam nüfusu ve yıllık ortalama 2,1 trilyon dolara doğru ilerleyen gayrisafi milli hasılasının, ticari bağlarını daha da güçlendirmek için potansiyeli ortaya koyduğunu belirten Yılmaz, "2024’te TDT üye ve gözlemci ülkelerinin kendi aralarındaki ihracatının toplamı 35,3 milyar Dolara ulaşmıştır. Bu rakam, ülkelerimizin dünya genelindeki toplam ihracatının yüzde 6,1'ine karşılık gelmektedir. Aynı dönemde ülkelerimiz, tüm dünya ile ticaretlerinde yaklaşık 1,2 trilyon Dolarlık hacme ulaşarak, küresel ölçekteki ağırlığını bir kez daha kanıtlamışlardır. Teşkilat içi ticaret hacmimizin daha üst seviyelere çıkarılmasını teminen, liderlerimiz tarafından somut bir hedef belirlenmesinin faydalı olacağını düşünüyor, bu çerçevede kendi aramızdaki ihracatın toplam ihracatımıza oranını da önümüzdeki dönemde en az yüzde 10 seviyesine çıkarabileceğimize inanıyoruz" dedi.

"Türk Yatırım Fonu’nun yakın bir zamanda finansman faaliyetlerine başlamasını bekliyoruz"

İkili ve bölgesel ekonomik ilişkileri besleyen bir diğer kritik alanın yatırımlar olduğunu ifade eden Yılmaz, "Bu çerçevede, TDT’nin üye ülkelerin yatırımlarını öncelikli alanlara yönlendirecek somut girişimlere odaklanması artık bir tercih değil, stratejik bir gerekliliktir. İkili düzeydeki Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmalarımızın çağın gereklerine uygun olarak revize edilmeleri, yatırımcılara güven ortamı sağlayacak ve kararlarını daha hızlı almaları için teşvik edici olacaktır. 20 Şubat 2026 tarihinde Türkistan’da başarıyla gerçekleşen 14. TDT Ticaret ve Ekonomiden Sorumlu Bakanlar Toplantısı’nda da ele alındığı üzere, TDT Üye Ülke Hükümetleri Arasında Sürdürülebilir Kalkınma için Hizmetler ve Yatırımların Kolaylaştırılması Anlaşması’nın (SIFA) müzakerelerine bir an önce başlanması bu doğrultuda atılacak önemli bir adım olacaktır. Ayrıca, Türk Devletleri arasındaki ilk finansal kuruluş olan Türk Yatırım Fonu’nun yakın bir zamanda finansman faaliyetlerine başlamasını bekliyoruz. Fonun, uluslararası arenada muteber bir finansal kuruluş olarak hak ettiği yeri edinmesini teminen çalışmalarımız önem taşımaktadır" dedi.

"Yenilenebilir enerji, doğalgaz, elektrik şebekeleri ve kritik mineraller gibi birçok alanda güçlü bir işbirliği potansiyeline sahibiz"

Türk Devletleri arasındaki enerji ve ulaştırma bağlantılarının güçlendirilmesinin stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Yenilenebilir enerji, doğalgaz, elektrik şebekeleri ve kritik mineraller gibi birçok alanda güçlü bir işbirliği potansiyeline sahibiz. Özellikle ‘Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı’ projesi, bölgesel enerji entegrasyonunu güçlendirirken ülkelerimizin kalkınmasına da önemli katkı sağlayacaktır. Enerji ile bağlantısallık birbirinden ayrı düşünülemez. Bu anlayışla, Orta Asya’dan Hazar üzerinden Türkiye’ye ve Avrupa’ya uzanan Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru, tedarik zincirlerini güçlendiren, ticareti çeşitlendiren ve ülkelerimiz arasındaki bağları pekiştiren stratejik bir hat olarak öne çıkmaktadır. Türkiye, güçlü altyapısı ve özellikle Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı başta olmak üzere, kapsamlı karayolu ve demiryolu ağıyla bu koridorun önemli bir paydaşıdır. Ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi, gümrük süreçlerinin sadeleştirilmesi ve ticaretin kolaylaştırılması konularının birbiriyle yakından bağlantılı olması çerçevesinde, söz konusu alanlarda ilgili kurumlarımızın ortak toplantılar gerçekleştirmesi ve özel sektör temsilcilerinin de müşterek hedefler doğrultusunda bir araya getirilmeleri faydalı olacaktır" dedi.

Türkiye COP31 ile küresel iklim diplomasisinde köprü olacak

Türkiye’nin küresel ölçekte iklim değişikliğiyle mücadelede öncü rol üstlenme kararlılığında olduğunu belirten Yılmaz, "Çok taraflılığın ciddi baskı altında olduğu bu kritik dönemde COP31 Başkanlığı görevini üstlenmiş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. COP29’u başarıyla gerçekleştiren Azerbaycan’ın tecrübelerinden istifade ediyoruz. COP31 Başkanlığımız dönemindeki hedefimiz, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yapıcı bir köprü kurarak, taraflar arasında güveni ve işbirliğini güçlendirmek ve küresel iklim çabalarına olumlu katkı sağlamaktır. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye Devletleri ve Gözlemcilerinin COP31 sürecine güçlü katılımı, COP31 İklim Eylemi Gündemimiz kapsamında işbirliğini artırmak ve somut sonuçlar elde etmek için sağlam bir zemin sağlayacaktır. Bu süreçte ülkeleriniz ve TDT ile yakın işbirliği içinde çalışmaktan ve sizleri 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında aramızda görmekten memnuniyet duyacağız" ifadelerini kullandı.

Gıda güvenliği ve FAO adaylığı vurgusu

Gıda güvenliğine ilişkin sınamaların küresel gündemi meşgul etmeye devam ettiğini belirten Yılmaz, "Tarım alanında kadim tecrübeye sahip olan ülkemiz, kurumsal kapasitesi ve insani yaklaşımıyla uluslararası tarım politikalarına ve küresel gıda güvenliğine önemli katkılarda bulunmaktadır. Bu alanda daha çok sorumluluk üstlenme vizyonumuzla, Türkiye’nin en uzun süre görev yapmış Tarım Bakanı Dr. Mehdi Eker’i, BM Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) Genel Direktörü görevine aday gösterdik. 2027 Temmuz ayında gerçekleştirilecek seçimlerde kardeş ülkelerden kıymetli desteğinizi bekliyoruz. Müşterek amacımız, somut projelerle ülkelerimiz ve halklarımız için çözümler üreten etkin bir işbirliği mekanizmasına dönüşen teşkilatımızı daha da güçlendirmektir. Toplantı vesilesiyle paylaşılacak tüm önerilerin ortak vizyonumuza uygun şekilde teşkilatın gündemine alınması, çalışmalarımıza hız kazandıracak, Türk Devletlerinin gerçek potansiyeline ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu anlayışla, bugün yapacağımız değerlendirmelerin, daha bütünleşmiş ve daha müreffeh bir Türk Dünyasının inşasına katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum" diye konuştu.

Kaynak: İHA