Bugün size çok önemli ve muhteşem bir kitaptan söz edeceğim. Mustafa Kemal’in kaleme aldığı “Cumalı Ordugâhı”… Kopernik Kitap’tan Şubat ayında çıkan bu kitap, Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ağustos-8 Eylül 1909’daki on günlük bir manevrasının hatırası. Cumalı Ordugâhı, askerlik sanatında teoriyle uygulamanın iç içe geçtiği manevralar/tatbikatlar kapsamında bir eser. Bu eseri, Osmanlı ordusunda o zamana kadar uzun bir süre ihmal edilen bu tür bir manevranın yapılmasının sevinciyle kaleme alan Mustafa Kemal, yazdığı kısa sunuşta çalışmasını “asker hediyesi” tabiriyle nitelemektedir. Atatürk’ün süvari manevralarını ne kadar önemsediğini gösteren bir eser olarak Cumalı Ordugâhı aynı zamanda askerlik anlayışına tutulmuş bir ayna gibidir. Bu eserinde sergilediği tavır, Arıburnu Muharebeleri Raporu ve onun bir devamı niteliğindeki Anafartalar Muharebatına Ait Tarihçe adlı eserlerinde somut ifadesini bulmuştur. Atatürk, Cumalı Ordugâhı’nda -bütün askerlik hayatı boyunca gösterdiği- atılgan bir asker tavrını benimsemiştir. Hemen belirtelim bu kitap, Atatürk’ün Nutuk’ta da söz ettiği bir eseridir. “Erkânıharp (Kurmay) Kıdemli Yüzbaşısı” iken kaleme aldığı Cumalı Ordugâhı, askerî manevra çalışmaları kapsamında kaleme alınmış bir çalışmadır. Nutuk’taki Cumalı bahsi, bu manevrayı yöneten Suphi Paşa vesilesiyle dile getirilmiştir. Bu bahis şöyledir: “Suphi Paşa hakkında küçük bir hatıramı nakledeyim: Suphi Paşa’yı Selanik’ten tanırdım. Ben kolağası, o daha o zaman mirliva ve süvari fırkası kumandanı idi. Aradaki rütbe farkına rağmen çok samimi arkadaşlığımız vardı. İlân-ı Meşrutiyet’te, ilk defa İştip havalisinde Cumalı namında bir yerde, süvari manevraları yaptırmıştı. Diğer bazı erkânıharpler meyanında beni de tatbikat ve manevrada bulunmak üzere davet etmişti. Kendisi, Almanya’da tahsil görmüş çok mahir bir binici idi. Fakat san‘at-i askeriyeyi anlamış bir kumandan değildi. Manevranın hitamında ben, salahiyetim ve rütbem müsait olmadığı hâlde Paşa’yı, umum zabitan muvacehesinde acı bir tarzda tenkit etmiştim ve müteakiben Cumalı Ordugâhı isminde küçük bir eser de yazmıştım. Suphi Paşa gerek aleni tenkidâtımdan ve gerek intişar eden bu eserimden pek meyus oldu. Kendi itirafı veçhile kuvve-i maneviyesi kırıldı. Fakat şahsen bana gücenmedi. Arkadaşlığımız temadi etti.” Atatürk, Cumalı Ordugâhı vesilesiyle Suphi Paşa ile aralarında oluşan bir nevi ‘gerginliği’ diplomatik bir nezaketle Nutuk’ta böyle aktarmaktadır. Fakat bu gerginliğin bir açıklamasını, Prof. Dr. Afetinan’ın Goltz Paşa ile Mustafa Kemal arasında, Vardar Nehri havzasındaki bir manevra dolayısıyla geçen hatıra notunda bulabiliriz. Bu nota göre, manevra bittikten sonra -bu tür manevralarda âdetten olduğu üzere- bizzat Goltz Paşa, manevrayı tenkit etmiş, bu tenkit ise herkeste şu intibaı bırakmıştır: “Kumandanlar, mâdunlarından (astlarından) yüksek ve âlim olmalıdırlar.”