Erdoğan kurban vekaletini Kızılay’a verdi
Erdoğan kurban vekaletini Kızılay’a verdi
İçeriği Görüntüle

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Atatürk Orman Çiftliği’nin 101. yılı kapsamında “Cumhuriyetin İzinde: Mimarlık ve Hafıza” başlıklı panel düzenledi. Etkinlikte mimarlık, kent hafızası ve kamusal alanların dönüşümü çok yönlü biçimde ele alındı. Panele ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lale Özgenel ve Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hilal Avcı konuşmacı olarak katıldı.
Etkinliğe Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı İsmail Coşkun, Başkan Yardımcısı Görkem Aytekin, Şube Sekreteri Oğuzhan Bozdağ ve çok sayıda mimar katılım sağladı.
Konuşmacılar Lale Özgenel ve Hilal Avcı, Atatürk Orman Çiftliği’nin Cumhuriyet modernleşmesinin mekânsal karşılıklarından biri olduğunu vurguladı.
Panelde kentleşme baskısı, kamusal alan kaybı ve kültürel mirasın korunmasına yönelik güncel sorunlar ele alındı. Katılımcılar, AOÇ’nin korunmasının yalnızca mimari bir mesele olmadığını, aynı zamanda Cumhuriyet’in kamusal yaşam anlayışının sürdürülmesi açısından da kritik olduğunu belirtti.

Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.07.48

"AOÇ yalnızca üretim alanı değil, çok yönlü kurgulanan kamusal bir mekandır"

ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lale Özgenel, Erken Cumhuriyet Ankara’sında Sağlık ve Sporun Adresi: Atatürk Orman Çiftliği adlı sunum gerçekleştirdi.
Özgenel, 1923 sonrası şehirleşme yaklaşımının yalnızca fiziksel büyüme değil, sağlıklı ve kamusal yaşamı önceleyen bir toplum projesi olduğunu belirtti. Bu dönemde kentlerde geniş bulvarlar, yeşil süreklilikler ve kamusal kullanım alanlarının planlı biçimde oluşturulduğunu ifade etti.
Özgenel, bu anlayışın kentleri sağlık, spor ve açık hava yaşamını destekleyen bütüncül bir sisteme dönüştürdüğünü söyledi.
Özgenel, AOÇ’nin yalnızca üretim alanı değil, aynı zamanda spor ve rekreasyon işlevleriyle birlikte kurgulanan çok yönlü bir kamusal mekân olduğunu ifade etti. Özgenel, yürüyüş yolları, havuzları ve açık alan etkinliklerini bu bütünün parçaları olarak değerlendirdi.
Panelde sunumunu görsel arşivlerle destekleyen Lale Özgenel, Atatürk Orman Çiftliği’nin erken dönemine ait fotoğrafları üzerinden kamusal yaşamın izlerine işaret etti.

Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.07.48 (1)

Paylaşılan arşiv görüntülerinde, çiftlik arazisinde yürüyüş yapan aileler, bisiklet süren gençler, piknik alanlarını kullanan kentliler ve açık alanlarda spor etkinliklerine katılan gruplar dikkat çekti. Erken Cumhuriyet döneminde beden sağlığı, açık hava kültürü ve sporun teşvik edilmesine yönelik politikaların mekâna nasıl yansıdığı görseller üzerinden tartışıldı.
Eski fotoğraflar, AOÇ’nin yalnızca üretim odaklı bir alan değil; aynı zamanda toplumsal eşitlik, erişilebilirlik ve aktif kamusal kullanım ilkeleriyle şekillenen bir yaşam alanı olduğunu ortaya koydu.
Bu tarihsel fotoğrafların erken Cumhuriyet döneminde kamusal yaşamın çeşitliliğini ortaya koyduğunu da belirten Özgenel, AOÇ’deki yüzme havuzlarının yalnızca rekreasyon değil, aynı zamanda kamusal sağlık ve spor politikalarının bir parçası olarak tasarlandığı vurguladı. Yüzmenin dönemin fiziksel gelişim ve toplumsal yaşam anlayışında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
Özgenel yerleşim dokusuna ilişkin yaptığı değerlendirmede ise bahçeli, düşük yoğunluklu konutların doğayla ilişkili bir yaşam biçimini desteklediğini söyledi.
Hava sirkülasyonu ve yeşil alan sürekliliğinin temel planlama ilkeleri olduğu belirten Özgenel, Erken Cumhuriyet döneminde bulvarların yalnızca ulaşım aksı değil, yeşil koridorlar ve kamusal yaşam alanları olarak tasarlandığına da dikkat çekti.

Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.07.47 (1)

"AOÇ, Ankara’nın başkent kimliğininin hala en anlamlı ve değerli bileşenidir"

Özgenel, AOÇ’nin zaman içinde geçirdiği dönüşümlere dikkat çekerek alanın bütüncül yapısının korunması gerektiğini ifade etti. Kamusal alanların parçalı müdahalelerle zayıflamasının, tarihsel sürekliliği tehdit ettiğini belirtti.
Özgenel, “Bugün tam da gereksinim duyduğumuz gibi: Doğayla ve üretimle iç içe bir sağlıklı yaşam ortamının, kamusal yararı önceleyen bir toplumsal ve ekonomik kalkınma anlayışının yüzyıllık sembolü, asırlık miras Atatürk Orman Çiftliği, bir modern kentsel yaşam modeli olarak Cumhuriyet’in kalkınma vizyonunun somutlaşmış hali, Ankara’nın başkent kimliğininin hala en anlamlı ve değerli bileşenidir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.07.48 (2)

"AOÇ savaş döneminde, devlet üretim çiftliği olarak gıda güvenliği açısından stratejik bir rol üstlenmiştir"

Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hilal Avcı ise, “Kuruluşundan Günümüze Atatürk Orman Çiftliği’nin Yönetim-Üretim ve Kent/Mekân İlişkileri (1925–2017)” başlıklı sunumunda Atatürk Orman Çiftliği’nin tarihsel gelişimini yönetim, üretim ve kentle kurduğu ilişki bağlamında kapsamlı biçimde değerlendirdi.
Hilal Avcı, AOÇ’nin zaman içinde geçirdiği dönüşümlere dikkat çekerek alanın bütüncül yapısının korunması gerektiğini ifade etti. Kamusal alanların parçalı müdahalelerle zayıflamasının tarihsel sürekliliği tehdit ettiğini belirtti.
Avcı, sunumunda AOÇ’nin 1925’ten itibaren yalnızca bir tarım alanı değil, Cumhuriyet modernleşmesinin planlı bir kamusal mekânı olduğunu ifade etti. Alanın üretim, kamusal kullanım ve mekânsal bütünlük açısından örnek bir model olarak tasarlandığını belirtti.
1980 sonrası süreçte alanın bütüncül yapısının zayıfladığını, farklı idari ve siyasi dönemlerdeki müdahalelerle kamusal sürekliliğin azaldığı vurgulayan Avcı, Ankara’nın batıya doğru gelişiminde AOÇ ile ODTÜ yerleşkesinin iki önemli eşik oluşturduğuna dikkat çekti.
Avcı, ODTÜ’nün yeşil bütünlüğünü koruduğu, AOÇ’nin ise benzer bir süreklilik gösteremediğini belirterek, şunları söyledi:
“AOÇ savaş döneminde devlet üretim çiftliği olarak gıda güvenliği açısından stratejik bir rol üstlenmiştir. 1950 sonrası tarım politikalarıyla üretim yapısının değişmiştir. 1960–1980 arasında ise kamusal kullanımı sınırlandırıldı. 1980 sonrası dönemde artan kentsel baskılarla birlikte alanın SİT alanı ilan edilmiş, ancak bu durum koruma ve kullanım tartışmalarını beraberinde getirmiştir.”
Avcı, 2006 sonrası süreçte Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi ve yeni kullanım alanlarıyla AOÇ çevresinin dönüşüme uğradığını vurgulayarak, AOÇ’nin üretim, siyaset, kentleşme ve kamusal kullanım arasındaki gerilimlerle şekillenen dinamik bir mekân olduğuna işaret etti.
Etkinlikte katılımcılara AOÇ’nin geleneksel ürünlerinden dondurma ikram edildi. Bu ikram, alanın üretim kültürüne, gündelik yaşam hafızasına ve milli ekonomi modeline sembolik bir gönderme olarak değerlendirildi.
Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Kaynak: Haber Merkezi