Küresel piyasalarda İran merkezli jeopolitik gerilimin etkileri sürerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezerv yönetimine ilişkin dikkat çeken bir iddia gündeme geldi.
Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre TCMB, son iki haftada yaklaşık 60 ton altın rezervini satış ve swap işlemleri yoluyla elden çıkardı. Söz konusu işlemlerin toplam büyüklüğünün yaklaşık 8 milyar dolar seviyesinde olduğu öne sürüldü.
Haberde, bu adımın Türk lirasındaki oynaklığı sınırlamak ve piyasalardaki likidite ihtiyacını karşılamak amacıyla atılmış olabileceği değerlendirmesine yer verildi.
Reuters verileri: Haftalık düşüş 50 ton
Öte yandan Reuters’ın TCMB verilerine dayandırdığı hesaplamalar, altın rezervlerinde kısa sürede dikkat çekici bir gerilemeye işaret etti.
Buna göre TCMB’nin altın rezervleri son bir haftada yaklaşık 50 ton azalarak 772 tona geriledi. Bu düşüş, Ağustos 2018’den bu yana kaydedilen en sert haftalık gerileme olarak öne çıktı.
Yabancı çıkışı ve sermaye hareketleri
Rezervlerdeki değişim, yabancı yatırımcı hareketleriyle birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir tabloya işaret ediyor. TCMB verilerine göre 19 Mart haftasında yabancı yatırımcılar 137,6 milyon dolarlık hisse senedi ve 130,1 milyon dolarlık devlet iç borçlanma senedi (DİBS) sattı.
Mart ayı başından bu yana toplam çıkışın DİBS tarafında 4,7 milyar dolara, hisse senedi tarafında ise 1,2 milyar dolara ulaştığı hesaplanıyor.
Carry trade pozisyonlarında çözülme
Piyasalardaki bir diğer dikkat çekici gelişme ise kısa vadeli sermaye hareketlerinde yaşandı. Bloomberg HT’nin hesaplamalarına göre Mart ayının ilk üç haftasında carry trade büyüklüğü 14,7 milyar dolar azalarak 45 milyar doların altına geriledi.
Bu durum, yüksek faiz avantajı üzerinden Türkiye’ye yönelen yabancı sermayenin bir kısmının pozisyon kapattığına işaret ediyor.
Resmi doğrulama yok
Bloomberg’in altın satışına ilişkin iddiasına dair TCMB’den resmi bir açıklama yapılmış değil. Uzmanlar, rezerv kalemlerindeki değişimin yalnızca doğrudan satıştan değil, swap işlemleri ve bilanço kompozisyonundaki farklılaşmalardan da kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor.
Bununla birlikte rezervlerdeki hızlı düşüş ve sermaye hareketlerindeki zayıflama, Türkiye piyasalarında kırılganlığın arttığı yönünde yorumlanıyor.