İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, menajer Ayşe Barım’ın Gezi Parkı davasında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan aldığı 12 yıl 6 aylık hapis cezasına ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Gerekçeli kararda mahkeme, Barım’ın Gezi sürecinde sahada aktif planlama, organizasyon ve eylem yönlendirmesi yaptığı değerlendirmesine yer verdi.
Kararda, Barım’ın Gezi Parkı olaylarının hazırlık ve başlangıç aşamasında davanın ana aktörleriyle yoğun iletişim kurduğuna dikkat çekildi. Mahkeme, bu temasların tesadüf sayılamayacağını savunurken, Barım’ın sanatçılar ve kamuoyunda etkili isimler üzerinden eylemlerin görünürlüğünü ve etkisini artırdığı görüşünü de gerekçeye yazdı.
Mahkemeden “önceden planlama” vurgusu
Gerekçeli kararın en dikkat çekici bölümlerinden birinde, Gezi Parkı protestolarının iki yıl önceden planlanmaya başlandığı öne sürüldü. Mahkeme, Barım’ın bu süreçte yalnızca irtibat kuran bir isim değil, sahadaki yönlendirme ve koordinasyona katkı sunan bir figür olduğu kanaatine vardığını belirtti.
Dosyada yer alan bu değerlendirme, Gezi Parkı yargılamalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Çünkü mahkemenin gerekçesi, Barım’ın bireysel eylemlerinden çok, protestoların organizasyon yapısı içindeki konumuna ve diğer sanıklarla temasına dayandırıldı. Bu yönüyle açıklanan metin, yalnızca cezanın hukuki dayanağını değil, Gezi Parkı dosyasına ilişkin yargı yaklaşımını da ortaya koydu.
Sonraki süreçte dosyanın istinaf ve olası temyiz aşamalarında yeniden tartışılması bekleniyor.