YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Akdeniz kıyılarında gündeme gelen mikroplastik kirliliğini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı. Rızvanoğlu, Antalya ve Mersin başta olmak üzere Akdeniz kıyılarındaki kirliliğe ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi sundu.
Rızvanoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yönelttiği sorularda, Akdeniz kıyılarındaki deniz suyu, sediment, kıyı kumu ve deniz canlılarında tespit edilen mikroplastik miktarlarının açıklanmasını ve son beş yıldaki değişimin ortaya konulmasını istedi. Plastik atık ithalatının denizlerdeki plastik ve mikroplastik kirliliğine etkisine ilişkin Bakanlık tarafından hazırlanmış bilimsel etki analizi veya risk değerlendirmesi bulunup bulunmadığını da sordu.
Plastik atık ithalatı da gündemde
Önergede Türkiye’nin plastik atık ithalatına da yer veren Rızvanoğlu, Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarının 2025’te yaklaşık 503 bin tona, Birleşik Krallık’tan gelen miktarın ise yaklaşık 139 bin tona ulaştığını belirtti.
Eurostat’ın öncü verilerine göre AB’nin Türkiye’ye plastik atık ihracatı 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 19 artarak 503 bin tonla rekor seviyeye ulaştı ve Türkiye, AB dışına gönderilen plastik atıkların en büyük varış noktası oldu. Birleşik Krallık ise aynı yıl ihraç ettiği 675 bin ton plastik atığın yaklaşık 139 bin tonunu Türkiye’ye gönderdi.
Rızvanoğlu, Bakanlıktan 2021-2025 yıllarında Türkiye’ye ithal edilen plastik atıkların yıllara göre miktarını, bunların ne kadarının geri dönüştürüldüğünü ve ne kadarının enerji geri kazanımı amacıyla yakıldığını açıklamasını da istedi. Son beş yılda plastik atık ithal eden geri dönüşüm tesislerine yönelik gerçekleştirilen denetimlerin sayısı da önergedeki sorular arasında yer aldı.,
44 eylemlik yol haritasını sordu
Rızvanoğlu ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2025’te hazırladığı “Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası” kapsamında belirlenen 44 eylemden hangilerinin tamamlandığının açıklanmasını istedi.
Bakanlık tarafından 12 Ağustos 2025’te yayımlanan yol haritasında; tek kullanımlık plastik tüketiminin azaltılması, geri dönüşümün artırılması, mikroplastikler dahil denizlere çöp girişinin azaltılması ve kıyı ekosistemleri üzerindeki baskının hafifletilmesine yönelik 2025-2027, 2028-2032 ve 2033 sonrası dönemleri kapsayan toplam 44 eylem yer alıyor.
Bakanlık, bu çalışmalar kapsamında Mart 2026’da Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı’nı paydaşların görüşüne açtı. Uzun süredir hazırlıkları devam eden Depozitosu Olan Ambalajlar sistemi ise 1 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye genelinde devreye alındı. Rızvanoğlu önergesinde sistemin hayata geçirilmesinde geçmiş yıllarda yaşanan gecikmeleri ve kaynağında ayrı toplama uygulamalarının etkinliğini de gündeme getirdi.
Sağlık Bakanlığına da sorular
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na sunduğu önergede ise Rızvanoğlu, Akdeniz’deki yüzme alanlarında görülen mikroplastik kirliliğine ilişkin herhangi bir numune alma, analiz veya sağlık riski değerlendirmesi yapılıp yapılmadığını sordu. Kirlilik nedeniyle herhangi bir plaj veya yüzme alanına ilişkin denize girilmemesi yönünde tavsiye ya da kısıtlama bulunup bulunmadığının açıklanmasını istedi.
Rızvanoğlu ayrıca hamileler, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin mikroplastik maruziyetinin izlenmesine yönelik özel bir çalışma yürütülüp yürütülmediğini ve Türkiye’de mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin takibi için ulusal bir eylem planı veya biyolojik izleme programı hazırlanıp hazırlanmadığını Sağlık Bakanlığına sordu.
Akdeniz’deki plastik kirliliğine ilişkin tartışmalar, son dönemde Adana’daki geri dönüşüm tesislerinin bulunduğu bölgeye ilişkin araştırmalarla da gündeme geldi. Ağustos başında yayımlanan bir araştırmada, geri dönüşüm bölgesinin aşağı kesimindeki bir sulama kanalında alınan örneklerde mikroplastik seviyelerinin yukarı kesimlere kıyasla yaklaşık 10 kat yüksek olduğu bildirildi. Söz konusu kanal sisteminin Çukurova’daki tarım alanlarından geçerek Akdeniz’e ulaşması nedeniyle araştırmacılar deniz kirliliği açısından da risk bulunduğuna dikkat çekti.