Geçen haftaki yazımda TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nin sağlık ve deprem konuları üzerine yaptıkları çalışmalarından bahsetmiştim. Diğer alanlarda yapılan çalışmaları da bu yazımda maddeler halinde anlatmaya çalışacağım. Yalnız başlamadan önce bu merkezin öneminden bir kez daha bahsetmek gerekirse; daha önceki yazılarımda teorideki fikirlerin teknoloji ile buluşarak daha somut hale getirildiği bir merkez olduğundan bahsetmiştik. Aslında burada yapılan iş sadece bir cihaz üretmek ya da bir proje geliştirmek de değildir. Burada, ülkemizin hangi teknolojilere ihtiyaç duyacağı önceden ön görülerek, bu ihtiyaçlara karşılık verecek birikimin oluşturulması ve sonrasında bu bilginin, somut çözümlere dönüştürülmesi çalışmaları başarıyla gerçekleşmektedir.
Yapılan çalışmalara dönersek; AIDT4WIND adlı bir Avrupa Birliği projesi olan ve rüzgâr enerjisi için yapay zekâ destekli bir dijital ikiz platformunun geliştirilmesine başlanmış. Yine Avrupa Birliği Horizon Europe Programında şehir içi ulaşımda güneş enerjisini uyumlu hale getirmeyi hedefleyen SUN-TRANS adlı bir proje geliştirmişlerdir ve bu projenin ilk açılış toplantısı da geçtiğimiz yıl 13 Kasım da başarılı bir şekilde yapılmıştır. Ayrıca İzlanda, Avusturya ve Çek Cumhuriyeti ortaklığıyla içme suyu şebekelerinin dijitalleşmesini sağlayan DIWIEN adlı proje de tamamlanmıştır.
Geçtiğimiz yıl İstanbul ve Adana' da "Digitalisation in Hydropower 2025" adlı etkinlikte TÜBİTAK MAM hidroelektrik sektöründeki dijital dönüşüm çalışmalarını tanıtmış bu etkinliği de Enerjisa Üretim ve Vgbe energy iş birliği ile yapmıştır. Etkinlikte genel olarak yapay zeka çözümlerinden de bahsedilmiş. Yine aynı yıl 50 den fazla belediye temsilcisine konteyner tipi insansız HES projesi TÜBİTAK MAM VE TOBB ETÜ iş birliği ile tanıtılmış. Bu buluşma da TOBB ETÜ Teknoloji Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Yine HES projeleriyle ilgili bir çalışma olarak Sarıyar HES projesinde yerli bir tasarımın nominal hızda döndürülmesi başarıyla tamamlanmış ve imal edilen en yüksek güçlü su türbini olma vasfını kazanmıştır. Batman HES projesinde de daha önceden devre dışı kalan 4 ünitenin hepsi devreye alınarak yenilenmiştir. Ayrıca İzmir Menemen GES (Güneş Enerjisi Santrali) projesinde diğer illerimize örnek olacak şekilde flex tip paneller, hidrojen ulaşımı için ön çalışmalar, çoklu depolama çözümleri ve mikro ölçekte güneş tahmin sistemleri gibi çalışmalar yapılmış, düşük karbonlu ulaşım için fayda sağlanması amaçlanmıştır.
Görüldüğü gibi Yenilenebilir enerji sistemleri, Hidrojen ve yakıt hücreleri, Enerji verimliliği çözümleri gibi alanlarda da faaliyet gösteren TÜBİTAK MAM savunma ve uzay alanında da birçok çalışma gerçekleştirmiştir. TÜBİTAK’ın kendi sayfasından yapılan bu çalışmalarla ilgili şu açıklamalar yapılmıştır. “Denizaltı Savunma Harbi için geliştirilen sonar deniz birimleri başarıyla teslim edildi. İlk çalıştırmaya hazırlık testleri tamamlandı ve seri üretime giden yolda önemli bir aşama kaydedildi. Milli uydumuzun enerji ihtiyacını karşılayacak olan uzay kalifiye güneş panellerinin testleri tamamlandı. Böylelikle ülkemizin uzay alanında yerlilik oranını artırmada gelişme sağlandı. Millî Muharip Uçak KAAN için Yaşam Destek ve Patlama Önleme Sisteminin Geliştirilmesi yönünde tasarım çalışmaları tamamlandı ve bu sistemlerin yerli olarak üretilmesi faaliyetlerine geçildi. Denizaltı güvenliği ve yaşam destek sistemleri için yerli karbondioksit tutucu üniteler ile patlayıcı hidrojen gazını bertaraf eden katalitik hidrojen yakıcı katalizörlerin tasarım ve üretimi başarıyla tamamlandı. Uzay araçlarının yeniden atmosfere giriş sırasında termal korumasını sağlamak amacıyla önem taşıyan ablatif malzeme geliştirme çalışmalarına başlandı. Yüksek performans gerektiren uzay ve havacılık uygulamaları alanında, yerli polimer reçine ve prepreg malzeme üretim teknolojileri geliştirildi.” Yapılan bu çalışmalarla birlikte görüyoruz ki Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki en önemli uygulamalı araştırma merkezlerinden biri olarak, akademik bilgi üreten TÜBİTAK MAM bu bilgiyi hem sanayiye, hem kamu ve güvenlik alanına hem de günlük yaşama dönüştürmeyi başaran bir merkez olmuştur.