Hürmüz Boğazı’nda artan gerilim ve geçişlerde yaşanan aksama, küresel ticaret rotalarını yeniden tartışmaya açarken Türkiye bu denklemde daha görünür bir aktör olmaya hazırlanıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, özellikle Doğu Akdeniz’deki limanlarda hareketliliğin artabileceğine dikkat çekti.
Uraloğlu, Mersin ve İskenderun başta olmak üzere İran’a yakın limanlarda yük trafiğinin artmasının beklendiğini belirterek, mevcut krizin Türkiye açısından yeni bir lojistik fırsat alanı oluşturabileceğini ifade etti. Bakanlık kaynaklarına göre, alternatif güzergâh arayışına giren uluslararası taşımacılık şirketlerinin Türkiye limanlarına yönelmesi sürpriz olmayacak.
Alternatif rota arayışı hızlandı
Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her aksama, yalnızca enerji fiyatlarını değil, taşımacılık zincirlerini de doğrudan etkiliyor. Bu nedenle şirketler, riskli bölgeler yerine daha güvenli ve kesintisiz hatlara yönelme eğilimi gösteriyor.
Türkiye ise coğrafi konumu ve liman altyapısıyla bu arayışın doğal adreslerinden biri olarak öne çıkıyor. Doğu ile Batı arasında köprü konumunda bulunan Türkiye’nin, özellikle kriz dönemlerinde “alternatif koridor” rolünü güçlendirdiği değerlendiriliyor.
Stratejik projeler yeniden gündemde
Uraloğlu’nun açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlık ise uzun süredir gündemde olan büyük ulaştırma projeleri oldu. Kalkınma Yolu Projesi ile Orta Koridor’un, sadece birer altyapı yatırımı değil, aynı zamanda küresel ticaretin sürekliliğini sağlayacak stratejik hatlar olduğuna vurgu yapıldı.
Bu projelerin devreye girmesiyle birlikte Türkiye’nin yalnızca bir geçiş ülkesi değil, aynı zamanda bölgesel bir lojistik merkez haline gelmesi hedefleniyor.
“Kriz aynı zamanda fırsat”
Sektör temsilcileri de benzer bir tabloya işaret ediyor. Hürmüz hattında belirsizliğin sürmesi halinde Türkiye limanlarının daha fazla yük çekebileceği, bu durumun ise hem taşımacılık hem de ticaret hacmi açısından yeni bir ivme yaratabileceği ifade ediliyor.
Küresel ticaretin yönünü belirleyen kritik eşiklerden biri olan Hürmüz’deki gelişmeler, Türkiye açısından yalnızca bir risk değil, aynı zamanda dikkatle yönetilmesi gereken bir fırsat olarak değerlendiriliyor.