Geçen haftaki yazılarımda yine TÜBİTAK'ın kısa adı MAM olan Marmara Araştırma Merkezi kurumunun yaptığı somut işleri ve projelerini anlatan iki yazı yazmıştım. Bunlar sadece 2025 yılında yaptıkları çalışmalardı. Bu yazımda da yine TÜBİTAK bünyesinde kısa adı RUTE olan TÜBİTAK Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü'nün 2025 yılındaki yaptıkları çalışmalarından bahsedeceğim.
Özellikle son dönemlerde, ülkemizin ulaşımda kendi ayakları üzerinde durmak için demiryolu alanında attığı önemli adımların olduğunu, çeşitli projelerin olduğunu yapılan açıklamalarla görmekteyiz. Bunların en büyük özelliği, ülkemizin dışa bağımlılığını azaltan ve bunun sonucunda da yerli ve milli projelere ağırlık veren işler olmasıdır. Bu amaçla da Türk mühendisler, TÜBİTAK Raylı Ulaşım Teknolojileri Enstitüsü bünyesinde geliştirdiği, E5000 elektrikli ana hat lokomotifini yaparak, gücüyle de dikkat çeken bir araç ortaya çıkarmışlardır. Çekişinden kontrol sistemlerine kadar her detayı test edilip, çalışır hale getirilen bu lokomotif, seri üretime de geçerek, gerçek hatlarda yük ve yolcu taşımaya başlamıştır. Bunun gibi şehir içi ulaşımda da benzer bir çalışma da uygulamaya geçilmesi için hazırlanmıştır. Tamamen yerli imkânlarla üretilen Gaziray banliyö trenleri, modern ve konforlu yapısıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne teslim edilmiş ve Gaziantep’te vatandaşların günlük ulaşımında kullanılmaya başlanmıştır.
Diğer taraftan demiryollarında işin en önemli kısımlarından biri olan sinyalizasyon tarafında da ciddi gelişmeler yaşanmakta. Trenlerin güvenli bir şekilde gidip gelmesini sağlayan sistemler, artık ülkemizin yerli imkanlarıyla geliştiriliyor diyebiliriz. Son zamanlarda ortaya çıkan yerli sinyal sistemi, hem tren trafiğini daha güvenli hale getirmekte, hem de hatların daha verimli kullanılmasına yardımcı olmaktadır. Tamamen yerli ve millî olarak geliştirilen bu sistem, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları ile birlikte yürütülen projeler sayesinde, yaklaşık 700 kilometrelik demiryolu hattında aktif bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Üstelik bu sadece şehirler arası hatlarda değil, şehir içi ulaşımda da kendine yer bularak İstanbul’da, Gayrettepe–İstanbul Havalimanı Metro Hattı üzerinde devreye alınarak, yolculara daha güvenli bir ulaşım imkânı sağlamaktadır.
Teknolojideki yenilikler sadece trenlerin nasıl çalıştığıyla sınırlı kalmamış, bu
trenlerin bakım ve onarım işlerinde de kolaylaştırıcı etkileri olmuştur. Trenler artık arıza yaptıktan sonra değil, bu arızalar çıkmadan önce kontrol edilmekte. Örnek olarak Köseköy ve Kırıkkale’de kurulan Otomatik Tren Muayene İstasyonlarını gösterebiliriz. Çünkü bu istasyonlar işi bayağı akıllı hale getirmiş durumdalar. Yapay zekâ destekli bu sistemler sayesinde de trenler artık hareket halindeyken bile kontrol edilebiliyor durumdalar. Yani trenler durmadan, yoluna devam ederken sistemleri taranıyor ve ileride çıkabilecek sorunlar önceden tespit ediliyor. Böylece hem arızaların önüne geçilmiş oluyor, hem de seferlerde aksama yaşanması önlenmiş oluyor.
Görüldüğü gibi ülkemiz, gelecekte daha temiz ve doğaya zarar vermeyen bir ulaşım sistemi kurmak için çalışmalarını hızlandırmış durumda. 2053 yılında karbon nötr olma hedefi içinde önemli adımlar atılmakta. Hatta son yıllarda sıkça gördüğümüz, hidrojeni elektriğe çevirerek çalışacak yerli motorları geliştirme projesinde de, artık sona yaklaşılmış durumdayız. Bu yeni teknolojiler sayesinde de hem çevre daha az zarar görmüş olacak, hem de enerji konusunda daha az dışa bağımlı bir yapı oluşacak diyebiliriz.
Özetle Türkiye, yeşil enerjiye geçişte ve sürdürülebilir ulaşım konusunda büyük başarılar göstermiş ülkelerden biri olma yolunda hızlı adımlarla ilerlemektedir. Dünyada ulaşım teknolojileri büyük bir hızla değişmekte. Elektrikli sistemler, hatta otonom trenler ve yapay zekâ destekli mekanizmalar gibi birçok yenilikler, sürekli gündemimizde. RUTE de bu gelişmeleri yakından takip ederek Türkiye’nin bu yarışta geri kalmaması için başarılı projeler ve çeşitli çalışmalar yürütüyor.